Cumartesi Anneleri, bu hafta da İHD önünden seslendi: Hüseyin Toraman için adalet istiyoruz

0 387
image_pdf

Cumartesi Anneleri bu hafta da İHD İstanbul Şubesi önünden seslenerek, gözaltında kaybedilen Hüseyin Toraman’ın akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, 700. hafta oturma eyleminden itibaren polis engeli ile karşı karşıya. Bu hafta da kayıp yakınları basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokak’ta gerçekleştirdi.

Ellerinde karanfiller ile kayıplarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri’ne birçok insan hakları savunucusu destek verdi.

Açıklama başlarken polislerin çekim yapmasına tepki gösteren Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, “Neyi çekiyorsunuz. Kendi ayıplarınızı görün. Biz alanımıza eninde sonunda gideceğiz” dedi.

“10 haftadır anayasal hakkımızı kullanamıyoruz”

Bu haftanın metnini gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu. Eren sözlerine şöyle başladı:

Uluslararası hukuk ilkeleri uyarınca devletler, kendi egemenliği altında bulunan topraklarda yaşam hakkı ihlallerini önleyecek tüm tedbirleri almak, ihlalin gerçekleşmesi halinde ise ceza adaletini sağlamakla yükümlüdür. Türkiye’de yüzlerce insan gözaltında kaybedilmesine rağmen akıbetleri açıklanmadı, suçun fail ve sorumluları hiçbir zaman etkin bir biçimde soruşturulmadı, yargılanmadı ve hesap vermedi.

10 haftadır anayasal haklarını kullanamadıklarını söyleyen Eren, “Galatasaray’daki basın açıklamalarımızı engelleme talimatı veren ve bu talimatı uygulayanlar, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak ceza hukuku bağlamında suç işliyorlar” dedi.

“Demirel, ‘Oğlun cebimde mi ki çıkarıp vereyim’ demiş”

Eren, gözaltında kaybedilen Hüseyin Toraman’ın hikayesini ise şöyle anlattı:

24 yaşındaki Hüseyin Toraman hakkında 1 Mayıs için bildiri hazırlama suçlamasıyla arama kararı vardı. 27 Ekim 1991 sabahı İstanbul/ Kocamustafapaşa’daki evinin önünden silahlı, telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı Beyaz Toros’a zorla bindirilerek kaçırıldı. Olay mahallelinin, esnafların ve evin penceresindeki Hüseyin’in eşinin gözü önünde gerçekleşti. Görgü tanıkları polisi arayarak yaşananları anlattı ve silah zoruyla kaçırma ihbarında bulundu. Tanıklardan bilgi alan polisler, bir esnafın işyeri telefonundan yaptıkları görüşmeler sonrasında olaya müdahale etmeden ayrıldı. Baba Ali Rıza Toraman, Çınar Karakolu’na giderek olaya neden müdahale etmediklerini sordu. Karakol amiri Hüseyin’in kaçırılmadığını, siyasi polisler tarafından gözaltına alındığını, bu nedenle müdahale edemediklerini söyledi. Baba Toraman karakol amirinin bu beyanını gizlice kaydetti. İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’la görüşen aileye Ağar, ‘Oğlunuz emniyettedir, merak etmeyin, evinize gidin’ dedi. Olaya müdahale etmeyen karakol amirinin, Hüseyin’i kaçıranların da polis olduğu yönündeki açıklamasını içeren ses kaydını İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’e veren baba Ali Rıza Toraman’a Sezgin, ‘Gözaltında olduğuna ve sorgulandığına ilişkin bir husus yoktur’ dedi. Oğlunun bulunması için dönemin Başbakan’ı Süleyman Demirel’le görüşen Hatice Toraman’a Demirel, ‘Oğlun cebimde mi ki çıkarıp vereyim’ dedi.

“27 senedir gözümdeki yaş kurumadı”

Eren’in açıklamasının ardından Hüseyin Toraman’ın annesi Hatice Toraman söz alarak şunları söyledi:

Çınar Karakolu’na gittiğimde oğlumun polis tarafından götürüldüğünü söylediler. Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’a gittim. Mustafa Kul, Mehmet Ağar’ı aradı, ‘O bizde, rahatsız olmasınlar’ demiş. 3-4 gün boyunca üzüntüden yemek bile yiyememiştik. Gittik hemen çiçek yaptırdık Mustafa Kul’a, ‘iyi bir haber verdi’ diye. Mustafa Kul çok üzüntülü bir sesle bize dedi ki ‘Ne yazık ki Mehmet Ağar sonradan aradı. Bir yanlışlık olmuş, öyle bir kişi yokmuş.’ Biz Mehmet Ağar’ı o zaman silah zoruyla mı konuşturduk? Neden bize yalan söyledi? Çünkü biliyordu, ayıbı kapatmak istiyordu.

Oğlunun kaybedilmesinin ardından birçok gazeteciye gittiğini söyleyen Hatice Toraman, hiçbir gazetenin kendisinin sesini duyurmadığını ise şu şekilde açıkladı:

Olur mu öyle şey? Bir devlet koruması gereken vatandaşını kaybeder mi hiç, diyorlardı bana. Ben de inanmıyordum oğlum gözaltına alındığı zaman. Bir tek benim başıma geldi sanıyordum, bir oturma eylemi yaptık. Yedi kişiyken 200 kişi olduk. Meğerse insanlar çocuklarının gözaltında kaybedildiğini söylemeye korkuyorlarmış. Bana da ‘Gitme, seni de oğlunu da öldürürler’ diyorlardı. Korkuyla, baskıyla, işkenceyle bizi susturmaya çalıştılar, ama biz susmayacağız. Yurtdışına gittim, 15 tane ülkede bu ülkenin marifetlerini tek tek anlattım. Bu öfkem bitmeyecek. 27 senedir gözümdeki yaş kurumadı. Lise öğretmeniydi benim çocuğum, karınca bile incitmemişti. Tek suçu sol görüşlü olmasıydı. Bu ülkedeki diktatörlük zulmü, padişahlarda bile yok.

“Bu meydan halen bulunamayan kayıplarımızın mezarlığıdır”

Toraman’ın konuşmasının ardından gözaltında kaybedilen Hüsamettin Yaman’ın ağabeyi Feyyaz Yaman söz alarak, “700 haftadan bu yana devlet terörü ile yeniden karşı karşıyayız. Galatasaray annelerine, Galatasaray Meydanı’nı kapatan zihniyet, yine hukuku adaleti hiçe sayarak ‘özgürlük haklarımızı’ gasp ederek kendi şiddetini devam ettirmeye kararlı” dedi.

Yaman sözlerinin devamında şunları ifade etti:

Bu meydan kayıplarımızın, 700 haftadır tuttuğumuz yasların hafıza mekanıdır. O meydan bizim kayıplarımızın halen bulunamayan cesetlerinin mezarlığıdır. Bu yüzden bu durumu örtbas edemezler. Plaza de Mayo’da da devlet şiddeti Arjantin’de faşizm döneminde generalleri, polisleri, askerleri ile binlerce insanı denize attılar ve kayıp haline getirdiler. Ama orada hafıza ve mekan kendi vicdanına sahip çıktı. Bugün Plaza de Mayo da meydanda bir dijital ekran var ve her gün bir kayıbın öyküsü o ekranda akar. Bizler gibi analar her yıldönümünde buluşup arayışlarını vicdan sorgulamalarını dünya vicdanına koyarlar. Bu bir yüzleşmedir. Doğru bir toplum için bu yüzleşmeler zaruridir. Yoksa devletin kendi varlığını devletin kendisi sorgulanır hale getirir. Ama Cumartesi Anneleri bu yüzleşmeleri her zaman gündemde tutacak ve haklarından vazgeçmeyecektir. Dünya insanlığının anısı adına.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.