Filistin halkının kanıyla servetine servet katan ERDOĞAN

0 11
image_pdf

Gazze savaşının üzerinden 121 gün geçti. 7 Ekim sonrası işgalci “İsrail” Gazze’de ve Filistin’de, 2.325 katliam gerçekleştirdi. 12 bini çocuk, 8.190’ı kadın, 122’si gazeteci, 339’u sağlık personeli olmak üzere 27.238 kişi hayatını kaybetti, yaralı sayısı 66.452 kişi olarak açıklandı. İşgalci bombardıman Gazze Şeridini yerle bir etti.  %70’i çocuk ve kadın olmak üzere 7 bin kişi enkaz altında. (Hepsi ölü olarak değerlendiriliyor)

İngiliz ve Amerikan emperyalistleri tarafından Filistin topraklarında varedilen işgalci “İsrail’i” ilk tanıyan “müslüman” devlet Türkiye. Türkiye’nin, Siyonist “İsrail’le ekonomik, ticari, askeri, diplomatik ilişkileri yeni değil. İkiyüzlü Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarının, ayırt edici özelliği,  İsrail’le ekonomik/ticari/askeri ilişkileri zirveye taşıması oldu.

-FİLİSTİN HALKININ KANIYLA BESLENEN ERDOĞAN

Erdoğan, 7 Ekim sonrası süreçte bir yanda “İsrail işgalci terör devletidir” gibi laflar ederken, öte yandan İsrail’le ticari/askeri/ekonomik ilişkileri tam gaz devam ettirdi,  Amerikan emperyalizmi Erdoğan liderliğindeki AKP’yi  3 Kasım 2002’de iktidara getirdiğinde Türkiye ve “İsrail” arasındaki ticaret hacmi 1,41 milyar dolardı.

20 yıl sonra, yani 2022’de bu rakam 8,91 milyara kadar çıkmış. Yani yüzde 500’ün üzerinde artış yaşanmıştı 20 yılda. Yine 2022 verilerine göre “İsrail” Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 10. ülke konumunda. Türkiye sermayesinin İsrail ile doğrudan yaptığı ihracatın birkaç temel kalemi var bunlar demir çelik, çimento, otomotiv, plastik ürünler ve elektronik ekipman. İktidara geldiğinden beri ahlaksızlık ve ikiyüzlülükte Siyonizmle yarışan Erdoğan ve ailesi, Filistin halkının kanıyla servetlerine servet kattı.

-FİLİSTİN HALKININ KANIYLA BESLENEN HOLDİNGLER

Türkiye, “İsrail’e” petrol ve doğalgaz ürünlerinin satışına aracılık yapıyor. Ceyhan limanı, Kazakistan ve Azerbaycan’dan Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden Hazar Denizi üzerinden “İsrail’e” ham petrol taşıyan petrol tankerleri için yükleme noktası olarak hizmet veriyor. Ayrıca Türkiye, Irak’ın Kürdistan bölgesinden Kerkük-Yumurtalık hattı üzerinden Doğu Akdeniz boyunca Hayfa ve Aşkelon limanlarına da  yasadığı petrol taşıyor.

Türkiye’den yapılan gri çimento ihracatında “İsrail” ikinci sırada yer alıyor. Beyaz çimento ihracatında ise birinci sırada geliyor. Bu ihracattan pay alan önemli şirketler var, Türkiye’de öne çıkan çimento üreticileri Oyak, Limak, Aşkale, Sanko, Sabancı gibi holdingler ve bir de Brezilya sermayesine ait Votorantim adlı firma var.

“İsrail’e” demir-çelik ihracatı: İçdaş, Kardemir, Kocaer, Özkan, Tosyalı, Çolakoğlu, Çelsantaş, Erdemir ve İsdemir. Son yıllarda İsrail’de inşaat sektörü daha hareketli bunun bir nedeni de işgal altındaki Filistin toprağı olan Batı Şeria’da yapılan yeni siyonist yerleşimleri. Bu nedenle de sektör biraz daha hareketli. Türkiye’den giden çimento, Filistin’in işgalinde ve ilhakında kullanılıyor.

Filistin halkının kanıyla beslenen Zorlu Enerji’nin ise “İsrail’de” doğrudan yatırımları var. Zorlu, “İsrail’de” elektrik üretimi ve dağıtımı alanında santrallere sahip. Ayrıca Türkiye-“İsrail” iş konseyi yürütme kurulu başkanlığını da aynı zamanda Zorlu Enerji grubunda sektör başkanı olan kişi yapıyor.

Demir-çelik sektörüne bakarsak burada faaliyet gösteren bazı firmalar İçdaş, Kardemir, Kocaer, Özkan, Tosyalı, Çolakoğlu, Çelsantaş, Erdemir ve İsdemir gibi holding ve şirketler “İsrail’e” ihracat yapıyor. 7 Ekim sonrasında “İsrail’le” ticarete tam gaz devam eden bu holdingler, Filistin halkının kanı üzerinden servetlerine servet kattılar.

-İŞGALCİ KATİLLERİN SİLAHI TÜRKİYE’DEN

Israel Aerospace Industries isimli silah şirketinin Türk Silahlı Kuvvetleri ve ülkemizdeki silah sanayisi ile ilişkileri biliniyor, geçmişten bu yana ilişkileri var. Daha önce bu firmadan insansız hava araçları alınmıştı. Örneğin Necmettin Erbakan hükümetinin (REFAHYOL) kurulmasıyla beraber, 28 Ağustos 1996’da imzalanan anlaşmada olmayan yoktu! Türk Hava Kuvvetleri’nin F-4 ve F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu aynı firmaya yaptırılmıştı.

Türkiye’den “İsrail’e” silah satılmadığı iddia ediliyor. Ama bir ihracat faslı var tam başlığı “Silahlar ve mühimmat; bunların aksam, parça ve aksesuarı”. Bu ihracat faslı dahilinde  silah, mühimmat, aksam ve parçalar satılıyor. Bu silahların Filistinlilere yönelik olarak kullanılmadığını kim iddia edebilir?

İşgal askerleri için iç giyim malzemelerinin Türkiye’den gönderildiği görüntüler sosyal medyada çok yaygın olarak paylaşıldı. Hangi firma olduğu da ortadaydı bu görüntülerde. Ticaret Bakanı Ömer Bolat bir açıklama yaptı. Sözü edilen ticareti devletin değil özel sektörün yaptığını belirterek aradan sıyrılmaya çalıştı. Bu açıklamanın herhangi bir hükmü yok. Faşizimle yönetilen Türkiye’de devlet, yerli ve yabancı burjuva tekellerin hizmetinde bir zor aygıtıdır. Hele bir de “İsrail’le” yapılan ticarette AKP destekçisi sermaye gruplarının önemli bir payı varken.

-TÜRKİYE’DEKİ “İSRAİL” SERMAYESİ

Amerikan emperyalizminin boyunduruğu altındaki Türkiye’nin “İsrail’le” ilişkilerinin nasıl kesintisiz devam ettiği ve “İsrail’e” nasıl bir soluk sağladığı ortada. Ancak, bir de ilişkinin diğer yönü var. “İsrail” sermayesinin Türkiye’deki varlığı.

Türkiye, başta siber güvenlik olmak üzere silah sanayisi, imalat sanayisi, uydu teknolojisi, haberleşme ve internet teknolojisi gibi alanlarda  “İsrail” sermayesine çeşitli düzeylerde bağımlı. Örneğin çeşitli firmalar tarafından kullanılan lisanslı güvenlik sistemleri var “İsrail” kökenli. Buralarda siber güvenlik “İsrail’e” emanet demektir, bunları kullanıyorsa bu firmalar.

İmalat sanayinde yaygın kullanılan ISCAR kesici takımları var, e-ticaret kurma sitesi olan wix.com var veya gelişmiş kilit sistemleri sunan mul-T-lock gibi bir örnek var. Bunların hepsi günlük hayatta karşımıza sıkça çıkan markalar ve bunlar “İsrail” sermayesine ait ve bunların Türkiye pazarındaki payı da küçük değil. 7 Ekim sonrasıda artarak devam etti.

Son olarak, işgalci siyonist varlık “İsrail” vatandaşları Türkiye’ye girerken vize almak zorunda değil. 7 Ekim’den önce, yani uçuşlar henüz durmamışken Tel Aviv’le Türkiye arasında her gün çok sayıda uçuş yapılıyordu, her gün binlerce “İsrailli” Türkiye’ye vizesiz girebiliyordu. Öte yandan Filistin vatandaşları Türkiye’ye girerken vize almak zorunda.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.