Siyonizmin askeri üssü Kıbrıs

0 16
image_pdf

Joseph Massad, Middle East Eye’da, erken dönem Siyonist kolonisi Kıbrıs’ın, modern zamanda İsrail’in Gazze’yi hedef alan saldırı operasyonlarında kritik bir askeri üsse evrilişini ele aldı.

Middle East Eye’da “Cyprus: From early Zionist colony to military base for Israel’s war on Gaza” başlığıyla yayımlanan makalenin yazarı, Columbia Üniversitesi modern Arap siyaseti Profesörü Joseph Massad, Hizbullah lideri Nasrallah’ın tarihi konuşması sonrası gözlerin çevrildiği Kıbrıs üzerine yazdı.


-Kıbrıs: İlk Siyonist koloniden İsrail’in askeri üssüne:

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah geçtiğimiz hafta televizyonda yayımlanan tarihi konuşmasında, ordusu Lübnan’a saldırmak üzere ada ülkesinde eğitim gören İsrail ile askeri işbirliğini sürdürmesi halinde Kıbrıs’ı askeri harekatla tehdit etti.

Nasrallah sözünü esirgemedi: “Kıbrıs havaalanlarını ve üslerini Lübnan’ı hedef alması için İsrailli düşmana açmak, Kıbrıs hükümetinin savaşın bir parçası olduğu anlamına gelir ve Direniş, savaşın bir parçası olarak bununla başa çıkacaktır.”

Gerçekten de Kıbrıslılar İsrail’in sadece yakın dostu değil aynı zamanda ABD’nin de önemli bir müttefiki haline gelmiştir. Kıbrıs Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos 17 Haziran’da ABD’yi ziyaret etti ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Amerikalıların Orta Doğu’da süregelen durumda Kıbrıs’a biçtikleri rol konusunda koordinasyon sağladı.

Nasrullah’a cevaben Kıbrıs ne dedi?

Cumhurbaşkanı Nikos Christolides, İsrail’in Filistinlilere karşı sürdürdüğü soykırım savaşına ve Lübnan’a karşı yürüttüğü savaşa Kıbrıs’ın herhangi bir şekilde müdahil olmadığını söyledi.

Kıbrıs ayrıca, İsrail ile askeri işbirliği yapan ülkedeki iki İngiliz askeri üssü üzerinde hiçbir kontrolü olmadığını da ileri sürdü.

Ancak Kıbrıs’ın İsrail Büyükelçisi Kornelios Korneliou’nun Nasrullah’a yanıtı düşmancaydı. İsrail ile Kıbrıs arasındaki yakın ilişkiyi bir kez daha teyit eden Korneliou, bunun Hizbullah liderinin hoşuna gitmemiş olması gerektiğini söyledi.

Bir ‘aşk ilişkisi’

Kıbrıs ve İsrail arasında son dönemde yaşanan aşk ilişkisi otuz yılı aşkın bir süredir devam etmektedir. Ancak bu ilişkinin yakınlığı, komünist “Emekçi Halkın İlerici Partisi”nden eski Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ın İsrail’e resmi bir ziyarette bulunduğu Mart 2011’e kadar belli değildi.

Benyamin Netanyahu da buna karşılık verdi ve 2012 yılında Kıbrıs’a resmi bir ziyaret gerçekleştiren ilk İsrail başbakanı oldu.

Başlangıçta başlıca ortak çıkarlar Kıbrıs ile Doğu Akdeniz kıyıları arasında uzanan Akdeniz gaz rezervlerini kapsıyor gibi görünse de ABD ile Kıbrıs arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesinde İsrail’in yardımı da dahil olmak üzere çok daha fazla işbirliği kazanılacaktı.

Kıbrıs’ın solcu lideri, İsrail ile yakın ilişkiler geliştiren tek solcu AB üyesi değildi. Solcu Syriza partisinin 2015’te Yunanistan’da iktidara gelmesinden bu yana İsrail ile benzer bir yakınlık söz konusu oldu.

Kıbrıs ve Yunanistan 2021 yılında İsrail ile deniz tatbikatlarına katıldı.

Ancak Kıbrıs İsrail’le yakınlaşmaya tarihinin son dönemlerinde başladıysa da Hıristiyan ve Yahudi Siyonistler Kıbrıs’ın işlerine çok daha uzun süredir müdahil oluyorlar.

Kıbrıs’ın 1878’de İngilizlerin eline geçmesi üzerine London Jewish Chronicle şöyle yazmıştı: “Kıbrıs bir zamanlar gelişen bir Yahudi kolonisinin merkeziydi… Neden tekrar öyle olmasın?”

Makalede Filistin ve Büyük Suriye’deki Yahudilere adaya göç etmeleri çağrısında bulunuluyordu, zira Kıbrıs onlara “eski Yahudilere sunduğu cazibenin aynısını, hatta daha fazlasını sunmaktadır. Anakaraya bir günlük mesafede. Ve dünya tarihinde ilk kez Filistinli Yahudiler, uzak iklimlere göç etme zahmetine katlanmadan ve doğulu yaşam tarzlarından vazgeçmeden, en aydınlanmış ve en liberal kuralların [İngiltere’nin] hayırsever kurumları altında yaşama fırsatına sahipler”.

İngilizler, 1914 yılında Osmanlılar İttifak Devletleri’ne katılınca Kıbrıs’ı ilhak etti ve Kıbrıs 1925 yılında İngiliz kraliyet kolonisi oldu.

Bir Siyonist kolonisi mi?

Siyonistler, Baf ve Salamis de dahil olmak üzere, eski İbranice adı (modern İbranicede hâlâ kullanılan) “Kafrisim” olan Kıbrıs’taki eski İbrani kolonilerine, gelecekteki kolonizasyon için bir emsal olarak her zaman atıfta bulunmuşlardır.

Yahudi kolonizasyonunu destekleyen en ateşli İngiliz Protestan grubu ise İngiliz-İsraillilerdi.

1874 yılında kurulan grup, Yahudileri “Kutsal Topraklara” göndermeye niyetli ateşli Siyonistlerden oluşuyordu.

İngiltere’de bağış toplayan ve Filistin yakınlarında toprak satın alabilen Suriye Kolonizasyon Fonu’nu (Zulüm Gören Yahudilere Yardım Derneği olarak da bilinir) kurdular.

İngiltere’den Doğu Avrupalı Yahudi göçmenleri yeni kolonilerine göndermeye başladılar. İlk Yahudi kolonisi 1882’de Suriye’nin kuzeybatısındaki liman kenti Lazkiye’de kuruldu ancak sadece bir yıl sürdü.

1883’te Lazkiye’deki Yahudi kolonistler, Rusya’dan daha fazla Yahudi ile birlikte, orada bir Yahudi kolonisi kurmak üzere Kıbrıs’a taşındı. Koloniyi adanın güneybatısında Kouklia köyü yakınlarında kurdular. Ancak koloniciler buradaki çiftlik işlerinden memnun kalmadılar ve 1884’te ayrılmaya karar verdiler.

Kıbrıs, erken dönem proto-Siyonist aktivist Alman Yahudisi Davis Trietsch’in ilgisini çekmişti.

Trietsch 1893’te Kıbrıs’la ne yapılması gerektiğine dair ilgisini dile getirdi:

“Burada İngilizlerin ne yapacaklarını bilmedikleri bir toprak vardı, öte yandan Yahudiler her yerde kardeşleri için bir yerleşim yeri arıyorlardı… Filistin’in hemen yakınında da Kıbrıs vardı… Yahudiler arasında Filistin’i kolonileştirme arzusu olduğunu biliyordum ama bu… Türk hükümetinin tutumu nedeniyle gerçekleştirilemiyordu. O zaman bana Eski Topraklar’a dönüşün doğal ve güzel fikrinin, İngiltere orada kalsın ya da kalmasın, Kıbrıs’ta bir kolonizasyonla pekala birleştirilebileceği göründü.”

Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl’in 1896’da yayımlanan “Yahudi Devleti” adlı broşürüyle karşılaştığında Trietsch cesaretlendi ve 1897’de Basel’deki ilk Siyonist Kongre’ye katılmak için seyahat etti. Konferanstan birkaç hafta sonra Herzl’e fikrini yazdı ve onunla bu konuda sürekli bir yazışma sürdürdü.

Herzl’in desteğiyle Trietsch 1899’da Üçüncü Siyonist Kongre’de konuyla ilgili bir konuşma yaptı, ancak çok az kişi onunla aynı fikirdeydi. 1901’deki beşinci Siyonist Kongre’de Kıbrıs’ın da bir parçası olacağı “Büyük Filistin” kavramını savundu. Dolayısıyla adanın kolonileştirilmesi Siyonist projeye bir alternatif olmaktan ziyade onun bir parçası olacaktı.

İşte bu noktada Kıbrıs, Yahudi kolonizasyonu için potansiyel bir yer haline geldi.

Büyük Filistin

1897 yılında Yahudi Kolonizasyon Derneği (JCA) Rus Yahudileri için Kıbrıs’ta bir Yahudi kolonisi kurmuş ve bu koloniye Filistin’den gelen Rus Yahudi yerleşimciler de katılmıştır.

Lefkoşa’ya 14 km uzaklıktaki Margo-Tchiflik’teki koloninin nüfusu 200’ün altındaydı ve kolonistlerin Filistin’e yerleşmeyi tercih etmeleri üzerine 1927’de nihayet dağıtıldı.

Dünya Siyonist Örgütü’nün kurucusu Herzl, İngiltere‘yi Yahudi kolonizasyonu için ideal sponsor olarak belirledikten kısa bir süre sonra İngiliz yetkililerle özel görüşmeler yaptı. Yahudi kolonizasyonunun nereden başlaması gerektiği konusunda netti.

Herzl, İngiliz Sömürgeler Bakanı Joseph Chamberlain ile görüştüğünde, Kıbrıs’ı (JCA’nın zaten bir kolonisi vardı), el-Ariş’i ve Sina Yarımadası’nı önerdi.

Hıristiyan bir Siyonist ve Doğu Avrupalı Yahudilerin Britanya’ya göç etmesine karşı çıkan bir antisemit olan Chamberlain anlayışla karşıladı ama Britanya’nın Yahudi kolonistler uğruna Kıbrıs’taki Rumları ve “Müslümanları” kovmayacağını belirtti.

Herzl, Sina ve el-Ariş’i kolonileştirmek için 5 milyon sterlin (24.5 milyon dolar) sermayeli bir “Doğu Yahudi Şirketi” kurma planını açıkladı: “Müslümanlar uzaklaşacak, Rumlar topraklarını memnuniyetle iyi bir fiyata satacak ve Atina ya da Girit’e göç edecekler.”

Ancak Chamberlain’in Kıbrıslıları sınır dışı etme konusundaki çekinceleri göz önüne alındığında, Mısır alternatifi daha pratik hale geldi. Herzl ve diğer Siyonistler 1903 yılında Mısır’a gittiler. İngiliz sömürge valisi Lord Cromer ile Nil ve Süveyş Kanalı arasındaki bölgenin Yahudiler tarafından kolonileştirilmesini görüşmek üzere bir araya geldiler.

Ancak proje, bölgedeki kurak koşullar nedeniyle gerçekleşmedi ve Siyonist elçiler de bu sonuca vardılar.

Herzl ve Trietsch, 1903’teki Altıncı Siyonist Kongre’de Kıbrıs, Sina ve el-Ariş’i kapsayan Büyük Filistin projelerinden vazgeçilmesi konusunda karşı karşıya geldi. Bu, Siyonistlerin hayal ettiği “Büyük Filistin”in bir parçası olmayan bir bölge olan Uganda’nın Yahudi kolonizasyonu için yeni bir İngiliz teklifi karşısında gerçekleşti. Kıbrıs’la ilgili planlar da hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Siyonistler Filistin’deki kolonizasyon projeleri için İngiliz sponsorluğunu kazandılar. Gerçekten de Siyonistler, Kıbrıs’ta Müslüman ve Hıristiyan Kıbrıslıları bölmek için kullanılan İngiliz sömürge yöntemlerini iyi bir şekilde kullanacaklardı.

Ocak 1922’de İngiltere’nin Filistin Mandası’ndaki Siyonist yüksek komiseri Herbert Samuel, Filistinli Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki toplumlararası dayanışmayı baltalamak için Filistinli Müslümanlar için Yüksek Müslüman Konseyi adını verdiği yeni bir mezhep ofisi icat etti. Bunu, Kıbrıs’ın yerli Müslümanlarına yönelik önceki İngiliz sömürge politikasını model alarak yaptı.

Parya devlet

Kıbrıs, Yunanistan gibi AB yanlısı Siyonist toksisiteyi benimsemeden önce, tarihsel olarak Filistinlileri ve haklarını savunmuş ve Filistin Devleti’ni tanımıştır.

Öyle ki 1993 yılında Kıbrıs Cumhurbaşkanı George Vasiliou’nun eşi First Lady Androulla Vassiliou, liderlik ettiği bir heyetin Ramallah’taki ofis binasında ev hapsinde tutulan Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat ile görüşme girişiminde bulunması üzerine İsrail tarafından istenmeyen kişi ilan edilmiştir.

Bugün, giderek daha fazla ülke İsrail ile ilişkilerini kesip yaptırımlar uygularken, Kıbrıs’ın İsrail yerleşimci kolonisiyle bağları güçlenmeye devam ediyor.

Ülkenin izole edilmesi ve uluslararası alanda parya bir devlete dönüşmesi Kıbrıslılar için önemsiz görünüyor.

Eğer Kıbrıslılar gerçekten de Yahudi kolonizasyonunu ve İsrail’in Filistin’deki soykırım savaşlarını sıcak ilişkileri ve askeri işbirliğini sürdürecek kadar sakıncasız buluyorlarsa, belki de kendi ülkelerini Yahudi kolonizasyonu için sunabilir ve Siyonistlerin adayı ele geçirme hayallerini canlandırabilirler.

Kıbrıs’ın Tel Aviv’deki büyükelçiliği, ülkesindeki eski İbrani kolonilerini kutlarken bu özellikle böyledir. Garip bir şekilde Kouklia ya da Margo-Tchiflik’teki koloniler kutlanmıyor.

Belki de Kıbrıs’taki bu karşılama karşısında Siyonistler, modern Yahudilerin Kafrisin’deki eski İbrani kolonilerine ve Kouklia ve Margo-Tchiflik’teki daha yeni Siyonist kolonilerine “geri dönmeleri” için yeni bir çağrı başlatabilirler, çünkü bu, Filistinlilerin toprakları üzerindeki durmak bilmeyen kolonizasyonlarını azaltabilir.

Çeviri: YDH

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.