Halk düşmanı “Faşist Çeteler” Bodrum’da Buluştu

0 91
image_pdf

AKP-MHP faşist iktidarının “İşçi ve halk düşmanı” çeteleri ve Kontrgerilla mensupları Bodrum Yalıkavak Marina’da bir araya geldi. Çete lideri ve Mafya şefi Alaattin Çakıcı, Özel harp dairesi elmanı eski emniyet müdürü ve bakan Mehmet Ağar, eski Kont-Gerilla emekli albay Korkut Eken, 24. Dönem Faşist MHP İstanbul milletvekili ve emekli korgeneral Engin Alan Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir araya geldi.

Bodrum Yalıkavak Marina’da bir araya gelen “İşçi ve halk düşmanı” dört ismin birlikte verdiği fotoğrafı, Çete lideri Çakıcı’nın yakın dostlarından Üzeyir Çakmaktaş Twitter hesabından paylaştı.

Halk düşmanı T.C (Türkiye Cumhuriyeti) devletinde polis şefleri, mafya, kontr-gerilla şefleri ve siyasilerin sürekli birlikte iş yaptıkları bilinen bir durumdur. Aslında T.C (Türkiye Cumhuriyeti) Oligarşik dikta ve  “Özel harp dairesince yönetiliyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle.  Susurluk bu durumun su yüzüne çıkmış en önemli fotoğrafı idi.

Türkiyede İşçilere, Alevilere, Kürtlere, gazetecilere, aydın ve sanatçılara yönelik şimdiye kadar bütün katliam, gözaltında kaybetme, yargısız infazlar bu halk düşmanı faşist çeteler tarafından gerçekleştirilmiştir.

  • Özel Harp Dairesi

NATO’nun Özel Harp talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulan NATO birimleri, Türkiye’de önce Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla örgütlenmiş sonra doğrudan Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Özel Harp Dairesi çatısı altında ve bunun sivil uzantısı Kontrgerilla olarak faaliyet yürütmüştür. İlk olarak 1952 yılında “Hususi ve Yardımcı Muharip Birlikleri” adıyla kurulmuş ,1953 yılında Seferberlik Tetkik Kurulu adını almıştır. 1970 yılında ise Özel Harp Dairesi adını almıştır. 1992 yılında yerleşkesi ve yapısı değiştirilerek yerine Özel Kuvvetler Komutanlığı kurulmuştur.

  • Susurluk Çetesi

3 Kasım 1996’da Kuşadası’ndan yola çıkan ve Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ’ın kullandığı otomobil, Balıkesir’in Susurluk ilçesindeki “Havaalanı” mevkiinde kamyonla çarpıştı.

Kazada, Mercedes’i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde “Mehmet Özbay” sahte kimliği bulunan, kırmızı bültenle aranan katliam sanığı Abdullah Çatlı ve “Melahat Özbay” sahte kimlikli, sevgilisi Gonca Us hayatını kaybetti, DYP Urfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtuldu.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Çiller’in kazadan yaklaşık bir ay sonra Çatlı’yı kastederek “Devlet için kurşun atan da, yiyen de bizim için şereflidir” demesi, siyasilerin olayı aydınlatma isteksizliklerinin sembollerinden oldu.

Susurluk sonrası ilk büyük dava, İstanbul 6 No’lu DGM’de açıldı. 14 sanık, ‘silahlı çete kurmak’ ve ‘aranan kişileri saklamak’ ile suçlanıyordu: Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, emekli Yarbay ve eski MİT’çi Korkut Eken, Özel Harekat’ta görevli yedi polis (Ayhan Akça, Mustafa Altınok, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Oğuz Yorulmaz), uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz, Bucak’ın özel şöförü Abdülgani Kızılkaya, öldürülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal’ın firari ortakları Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir ve Bahçelievler katliamı hükümlüsü, firari Haluk Kırcı.

2001’de DGM, İbrahim Şahin ve Korkut Eken hakkında, ‘çete kurmak ve yönetmek’ suçundan verilebilecek en üst sınır olan altışar yıl hapis cezasına hükmetti. Diğer 12 sanık da ‘çete kurmak’ suçundan dört yıl hapse mahkum edildi. Şahin ve Eken ömür boyu, diğer sanıklar ise üç yıllığına kamu hizmetlerinden menedildi. DGM, gerekçeli kararında yapılanma hakkında “en tehlikeli çete” dedi, “İç ve dış güvenliğin katillere, uyuşturucu kaçakçılarına, kumarhane işletmecilerine emanet edilmesi kabul edilemez bir davranıştır” yorumu yaptı.

Yargılama başladığında DYP Milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak dokunulmazlıklarından dolayı hakim önüne çıkartılamamıştı. 11 Aralık 1997’de TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla dokunulmazlıkları kaldırılınca ‘silahlı çete kurmak’ ve ‘aranan kişileri saklamak’ suçlamalarıyla sanıkların arasına katıldılar. Ağar ayrıca ‘görevi kötüye kullanmak’, Bucak da ruhsatsız silah bulundurmakla yargılanıyordu.

Ağar, DGM’deki ifadesinde “terörle mücadelede devletin özel yöntemler kullanmasının zorunlu olduğunu” savunarak “Ne yani, teröristleri filitle mi (böcek ilacı) temizleyecektik?” demişti. İkinci kez milletvekili seçilerek dokunulmazlık kazanan Bucak (DYP) ve Ağar’ın (bağımsız) yargılanmaları 3 Mayıs 1999’da durduruldu.

Bucak’ın yargılanmasına 2002’de vekil seçilemeyince başlanabildi. Bucak İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde çete suçundan beraat etti, diğer suçlardan ise ‘Rahşan affı’ sayesinde kurtuldu.

Davayı 21 Haziran 2007’de sonuca bağlayan Yargıtay, Bucak’ın Susurluk çetesine üye olduğu ve yardım ettiği gerekçesiyle 1 yıl 15 günlük hapis cezasını onadı. Ancak ceza ertelendiği için Bucak hapse girmedi.

DGM’de 1997’de yargılanma başladığında Bucak için 20 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

Ağar da 2007’de milletvekili seçilemeyince dosyası tekrardan açıldı. Bu yargılama sonucunda ‘silahlı örgüt yöneticisi’ olduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İnfaz yasası gereği 3 yıl 9 ay boyunca hapis yatması gereken Ağar, 2012 Nisan’da girdiği cezaevinde 1 yıl kaldıktan sonra ‘denetimli serbestlik’ çerçevesinde tahliye edildi.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.