Parti- Cephe Savaşçıları – Ege’den Çukurovaya “On’lar İlktiler

0 678
image_pdf

Fehmi Gökçek

1957 yılında Erzincan’da doğdu. Ailesi emekçiydi. Fehmi Gökçek, ailesinin İstanbul’a taşınmasıyla, yaşamının büyük kısmını burada sürdürdü.

O, devrimci hareketin ilk kurulduğu günlerin genç kahramanlarından oluşan bir kuşağın üyesiydi.

İstanbul’da Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’nde okurken devrimci mücadeleye katıldı. O zamanlar liseli gençliğin çekim merkezi olan İstanbul Devrimci Ortaöğretim Derneği (İDÖD) kurulma çalışmasında yeraldı. İDÖD’ün yönetiminde ve başkanlık görevinde bulundu. Aynı zamanda İstanbul Yüksek Öğrenim Derneğinin (İYÖD) çalışmalarına aktif bir şekilde katıldı.1975 yılında Endüstri ve Meslek liselerini kapsayan boykot çalışmalarına önderlerindendi. Yine 1975 yılında İDÖD’ün yaptığı “Gerici Eğitime Son” kampanyasının örgütlenmesinde önemli görevler aldı.

1976 yılında İDÖD ve İYÖD’ün gerçekleştirdiği “Demokratik Eğitim Mitingi” sonrası sivil faşistler ve polislerle girilen çatışmada tutsak düştü.

Fehmi Gökçek 11 Aralık 1977 MLSPB ve TİKKO’nun ortak gerçekleştirdiği Toptaşı Cezaevi baskınıyla diğer tutsak yoldaşlarıyla birlikte mücadelenin sıcaklığıyla buluştu ve yeniden devrimci çalışmalarına başladı.

1978 yılında MLSPB’nin Yazı Kurulu ve İstanbul İl Yürütme Komitelerinin üyesi iken 1978 yılında tekrar tutsak düşerek, işkencehanelerde katledildi. İşkenceciler, daha yüzlerce devrimci militan için söyledikleri ve bugün hala tekrarladıkları yalanı söylediler: “Bizde yok!.. Hiç gözaltına alınmadı!..” Fehmi Gökçek yoldaş böylece oligarşinin karanlık zindanlarından birinde kaybedildi. Cenazesi hiç bir zaman bulunamadı…

Kamuoyuna yapılan açıklama ile THKP-C/MLSPB oligarşi’den akibetini sordu ve misilleme olarak, MHP İl Başkanı Recep Haşatlı ve Mustafa Haşatlı’yı ölümle cezalandırdı.

Devrime ve Sosyalizme derin bir inançla bağlı, kararlı bir gerilla olan Fehmi Gökçek, örnek bir devrimciydi. Devrimci hareketin genç kuşaklarına doğru bir yaşamın temel kriterlerini bıraktı, yaşamı ve ölümüyle…

Nurettin Gürateş

Nurettin Gürateş, da bir öğretmen ailesinin oğlu olarak Turgutlu’da dünyaya geldi. İlk ve Ortaöğrenimini Turgutlu’da tamamlayan Gürateş tam bu dönemlerde ilçesindeki bir çok devrimci sempatizan gibi 12 Mart süreciyle tanıştı. Yaşanan günler 71 silahlı mücadelesinin ülkeyi sarstığı, herkesi derinden etkilediği ve 12 Mart cuntasının insan avının yaşadığı günlerdi. Bir çok devrimci sempatizan gibi Gürateş de aynı sürecin içinde ilk gençliğini yaşıyor, biçimleniyordu.

Aynı sürecin sonunda Turgutlu yöresinde gelişen devrimci potansiyel içinde Nurettin de yer alıyordu. Giderek bir THKP-C sempatizanı devrimci arkadaş çevresi oluşuyor, insanlar 12 Mart örgütsel imhasının arkasından bir çıkış yolu arıyor, toparlanmanın yöntemini tartışıyorlardı. Döneminin yoğun teorik tartışmalarının içinde yer alan Gürateş, aynı dönemde Diyarbakır Eğitim Enstitü’süne öğrenci olarak gidiyor, devrimci sürecini orada da sürdürüyordu. Diyarbakır’da dönemin öğrenci hareketinde de aktivitesini ortaya koyan Nurettin, aynı zamanda daha geniş bir perspektifle THKP-C’nin sorunları üzerine çevresiyle birlikte kafa yoruyor, giderek daha sistematik ilişkiler ortaya çıkıyordu.

Bu sistematik içinde Nurettin Gürateş, sürükleyici konumdaki yoldaşlardan biriydi. Kendini teorik olarak sürekli yetkinleştirmesi, olgun üslubu, insan ilişkilerindeki rahat ve kapsayıcı tavrıyla çevresinde somut bir etki yaratıyor, girdiği ilişkileri dönüştürebiliyordu. Bu süreçte gelişen ve sonradan “Kasabalılar Grubu büyük ölçüde Nurettin yoldaşın eseriydi. Anılan dönemde Taşrada bir çok yerde olduğu gibi Ege yöresinde de THKP-C sempatizanları çıkış yolu arıyor, var olan iddialı yapılarla temaslar kurarak kendini bir merkeziyet içinde ifade etmeye çalışıyordu. Gürateş’in de içinde bulunduğu çevreyi özenli olmaya zorluyor, bir yandan arayış sürdürülürken diğer yandan dönemin yüklediği devrimci görevler artık belli sistematik içinde yerine getiriliyor, savaş sürdürülmeye çalışılıyordu. Bu savaşın içindeki eylemlerden birçoğunda yine Nurettin’in bizzat varlığı görülmektedir.

Gürateş’in şehit düşmesi sözü geçen yapılanmanın artık arayışının sonuçlandığı ve bir dizi tartışma sonucunda MLSPB bünyesine katılma kararının alındığı günlerden sonrasına rastlar. Artık MLSPB sistematiğinin bir parçası haline gelen yapının Adana’da düzenlediği bir kamulaştırma eyleminde görev alan Gürateş, yaralı olarak ele geçer. Kaldırıldığı hastanede kendisini sorgulamak isteyen polise karşı tavrı nettir. Sorgulanmayı reddetmeyi ve düşmanla alay etmeyi seçer. Bizzat dönemin Adana Emniyet Müdürü Yılmaz Çapın’da bu devrimci tavırdan nasibini alır.

Sonuçta Gürateş, ölüme terkedilir ve 28 Temmuz 1978 günü şehit düşer.

Böylece MLSPB hareketi ilk şehidini vermiştir. Nurettin yoldaş Turgutlu’da görkemli bir törenle devrimci arkadaşları tarafından sonsuzluğa uğurlanır.

Devrimci hareket, dün, bugün ve yarın Nurettin Gürateş gibi çaplı insanların ihtiyacını hissetmiştir, hissediyor ve hissedecek. Gürateş, devrimci yaşantısı boyunca kendine özgü bir ekol olarak varlığını ortaya koymuş, tek başına bir örgüt olabilen bir kişiliği kendinde yaratmıştır. Ve bu açıdan yalnızca içinde yer aldığı yapı değil, genel olarak devrimci hareket onun ölümüyle çok şey yitirmiştir.

Gürateş, sosyalist yaşantısı, devrimci üslubu ve sükunet altında gizlenen müthiş kararlılığıyla yeni kuşaklar için bir örnektir. Gerçekten yeni devrimci kuşağın bu devrimci kişiliklerin yaşamlarından öğrenebileceği şeyler sınırsızdır.

Bedir Ali Akarsu

1957 yılında Adana/ Kadirli’ye bağlı Akdam köyünde doğdu. Tarımla uğraşan orta düzeyde geliri olan bir ailenin çocuğu olarak, ilkokulu köyde, orta ve lise öğrenimini Kadirli’de bitirdi.

Lise yıllarında ’71 silahlı mücadelenin etkisi altında devrimci düşüncelerle tanıştı. Bu dönemde düzeni eleştiren bir konumdadır. Ve Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nde okurken, devrimci mücadele ile bağlarını güçlendirmiştir. Örgütlü bir Parti-Cephe savaşçısı olarak, bu süreçte yer almıştır.

Bu dönemde P-C’nin Kızıldere’de askeri yenilgiye uğraması sonucu P-C güçleri dağınıktır. Ve merkezileşmemiştir. P-C’nin ideolojik-politik düzeyde savunucusu olan bağımsız bir grup içinde yer almıştı. P-C savunucusu olan bu grup, her zaman gerçek P-C’lilerin mücadele içinde biraraya gelebileceklerini savunmuş, buna inanmış ve bunun gereğini yapmıştır.

Bir devrimci eylemde, oligarşinin kolluk kuvvetlerinin cezalandırıldığı bir eylemde, tamamen illegalite’ye çekilmek zorunda kalan B.Ali, bu dönemden sonra tohumları atılan ve filizlenen Çukurova’daki devrimci hareket içinde görev almıştır. Devrimci hareketin Çukurova’da gelişmesinde aktif rol oynayan B. Ali, devrimin, sosyalizmin, tüm sorunlarına karşı duyarlı, her göreve büyük bir sorumlulukla sahip çıkan insan olmuştur. O, 1978 Temmuzunda Nurettin Gürateş yoldaşın kanı ile bütünleşen

MLSPB’ye katılım sürecinden sonra harekette artık üye konumunda yer almıştır.

B.Ali yoldaş, mütevazi, disiplinli ve halk adamı olma özelliklerini kişiliğinde cisimleştirmiştir. Bir halk savaşçısı olan B. Ali, politik-askeri nitelikleri yaşamında ve mücadelesinde somutlamıştır. Devrimci hareketimizin örgütlediği bir çok politik-askeri eylemde rol aldığı gibi, aynı başarıyı kitle çalışmasında da göstermiştir. 1977’lerde tohumu atılan Çukurova’daki mücadelenin ilk kadrolarındandır. Ve özellikle Karşıyaka’daki emekçilerin örgütlenmesinde birinci derecede sorumluluk üstlenmiştir.

Yaşamı ve mücadelesi düşman güçlere karşı şekillenen B. Ali yoldaş, Türkiye devrim tarihinde adı tasfiyecilikle anılan ve tescillenen DY’cilerce sol içi bir çatışmada, silahsızken 30 Temmuz 1979 tarihinde şehit düşmüştür.
Kentleri, semtleri “sahiplenme” mantığı, sonuçta Türkiye Devrimi’nin çok önemli bir değerini hoyratça aramızdan koparıp almıştır.

Bugün B. Ali, bir Devrim ve Sosyalizm savaşçısı olarak yürüyen devrimci hareketimizin içinde yaşıyor. O, böylece değerinden bir şey yitirmedi… O’nu öldürenlerin ise bundan ne kazandığı kocaman bir soru işaretidir… Ve kuşkusuz yaşanan her gün bu sorunun karşılığını vermektedir.

B.Ali yoldaş kavgamızda yaşıyor ve savaşıyor…
Onuru onurumuzdur…

Arif Yılmaz

1961 yılında Sivas’ta doğdu ve oldukça küçük yaşta Adana’ya geldi. Adana’da ilk-orta ve lise öğrenimi gördü.
Devrimci mücadeleyle Endüstri Meslek Lisesi döneminde tanıştı. DY saflarında mücadele ederken, DY oportünizmini yakından tanıma fırsatını bulan Arif Yılmaz, 1978 yılında devrimci hareketimizin saflarına katıldı.

Bu dönemde siyasal-pratik düzeyde hızlı bir gelişim göstererek, üye konumunda mücadelenin her alanında görev aldı.
O, 1975’lerde kabaran ve kendiliğinden yanı olan kitle mücadelesinin içinde, devrimci teoriyi kavrama düzeyine paralel olarak, devrimci mücadelede yerini-yönünü tayin etti. Özellikle Endüstri Meslek Lisesi ve İstiklal-Meydan-Döşeme mahalli alanlarında devrimci mücadelenin en ön saflarında yer aldı. Atatürk parkı, yurtların, okulların (Ticaret Lisesi, Mühendislik, Sanat okulları) faşist işgalden arındırılmasında aktif rol oynadı. Bir çok insanın devrimcileşmesi ve askeri-politik eylemlerde yetkinleştirilmesinde eğitici oldu.

Arif Yılmaz’ın hem kitle çalışmasındaki maharetleri, hem de özellikle Anti-faşist mücadeledeki aktif tavrı 1970’lerde katıldığı devrimci hareketimize güç verdi. Ve devrimci hareket saflarında örgütlü bir Parti–Cephe savaşçısı özelliklerine ulaştı.
O’nun en belirgin özelliği; kararlılık, atılganlık ve devrimci cesarettir. Bugün birçok kesimde aşınan bu özellikler, Arif yoldaş’ın bu yönlerinin öneminin bir kez daha bilince çıkarılmasını zorunlu kılıyor.

O, sol-içi bir çatışmada şehit düştü…

Tarihsel olarak yanlış olan bu çatışmalarda, hayatı boyunca Oligarşiye karşı birçok devrimci eylemde aktif görev almış bu insanlarımızı, Arif ve B.Ali yoldaşları kaybettik. Onlar, bu tarihsel trajediyle değil, oligarşiye karşı mücadeleleriyle ön plana çıkmışlardır. Bütün çatışma süreci boyunca sorumlu davranmaya çalışmamız da bir işe yaramadı.

Biz, canımıza can katan değerli, üretken iki yoldaşı yitirdik. Ama daha da önemlisi Türkiye Devrimi tasfiyeciliği tescillenen böyle bir kötü geleneğin devamıyla çok şey kaybetti.

Arif Yoldaş 10 Ağustos 1979’da toprağa düştü.

O bütün yaşamı boyunca devrim ve sosyalizm bayrağını en yüksekte tutmayı başardı.
Onuru onurumuzdur.

Arif Yoldaş, kavgamızda yaşıyor ve savaşıyor.

SON OLMADILAR, SAVAŞ SÜRÜYOR

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.