İstanbul Bakırköy’de “Krize Karşı Emeğin Mitingi” Düzenlendi

0 378
image_pdf

İstanbul’da bugün binler ‘krizin bedelini ödemeyeceğiz’ dedi

MİTİNG’DE OKUNAN BASIN METNİ – VİDEO

DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin yoksulluğa karşı Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda düzenledi mitinge binlerce kişi katıldı. Ekonomik krizin bedelinin sermayenin ödemesi gerektiği öne çıkan mitingde emekçiler, krize, sömürüye, faşizme karşı mücadele edileceğini vurguladı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB “Yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe karşı birlikte mücadele” şiarıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bölge mitingi düzenledi.

Miting, eşitlik, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başladı.”Krizin sizin direniş bizim”, “Rakamlar sahte yolsulluk gerçek”, “KHK’lar gidecek biz kalacağız” pankartlarının dikkat çektiği mitingde  “Gençlik gelecek gelecek sosyalizm”, 3. havalimanı işçileri için adalet istenen mitingde,  “Direnen işçiler kazanacak”  vurgusu yapıldı.

Miting, eşitlik, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşu ile başladı.

HALKIN YÜZDE 99’UNA ZAM

Mitingde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, enflasyondan işsizliğe, yoksullaşmadan ekonomik durgunluğa kadar hayatlarımızı her alanda kâbusa çeviren kapsamlı bir ekonomik krizle karşı karşıyayız olduklarını belirtti. Gezen,”Ülkeyi yönetenler ‘En kötüsü geride kaldı, ekonomi tıkırında, her şey yolunda’ nutukları atmaya devam ediyor. Ancak halkın yüzde 99’u olarak bizim için yaşadığımız gerçek değişmedi. Çünkü bizler için krizin anlamı iğneden ipliğe her şeye gelen zamlardır. Artan hayat pahalılığıdır. Eriyen maaşlarımız-ücretlerimiz, satın alma gücümüzdeki düşüştür. Her alış verişte cebimizden çıkan paranın artması, poşetlerimizin küçülmesidir” diye konuştu.

KRİZİ EMEĞE SALDIRMAKLA KULLANIYORLAR

İktidarın şimdiye kadar yaşanan krizlerde olduğu gibi bu krizin faturasını da işçi sınıfına, emekçilere, yoksul halka çıkartmaya hedeflediğine dikkat çeken Gezen, “Üçte ikisi özel sektöre ve bankalara ait 467 milyar dolar dış borç 81 milyona ödetilmek isteniyor. Küçük bir azınlığın borcu, zamlarla, adaletsiz vergilerle, işsizlik tehdidiyle halkın yüzde 99’u olarak bizlerin sırtına yıkılmaya çalışıyorlar. Sadece yükü bizim sırtımıza yıkmakla kalmayıp krizi emeğe, doğaya yönelik saldırıların fırsatı haline getiriyorlar. Bunun için ülkeyi uçurumun eşiğine getiren neo liberal politikalara daha çok sarılıyolar” diye belirtti.

KRİZİN SORUMLUSU SERMAYE

Türkiye’nin her alanda dışa bağımlı hale geldiğini vurgulayan Gezen, “Ülkede yaşanan ekonomik krizin sorumlusu işçisinden kamu emekçisine, asgari ücretlisinden emeklisine, küçük esnafından çiftçisine kadar toplumun yüzde 99’unu oluşturanlar olarak bizler değiliz. Krizin sorumlusu, Türkiye’yi sermaye için cazip bir ülke yapmak adına emeğin en temel haklarını gasp edenlerdir. Krizin sorumlusu şeker fabrikalarından kağıt fabrikalarına kamu birikimini özelleştirmeler yoluyla talan edip Türkiye’yi ithalata mahkum edenlerdir” şeklinde konuştu.

Sermayenin zararlarını ve borçlarını emekçilerin sırtına yıkmasını kabul etmediklerini söyleyen Gezen, “Yüzde 1’in yarattığı krizin faturasının yüzde 99’a yıkılmasına artık yeter diyoruz” diyerek emekçilerin, işçilerin, yoksulların taleplerini sıraladı.

  • Gezen taleplerini şöyle sıraladı:
  • -Elektrik, doğalgaz, su, akaryakıt, ekmek, toplu taşıma gibi temel ihtiyaçlara yapılan zamların geri alınmasını, zam yapılmamasını,
  • -Kriz bahanesi ile yaşanan işten çıkarmalara, ücretsiz izinlere son verilmesini
  • -Ücretlerimizde yaşanan erimenin satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak telafi edilmesini,
  • -Asgari ücretin net 2.800 TL olarak belirlenmesini ve tümüyle vergi dışı bırakılmasını,
  • -Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine son verilmesini,
  • -Toplumsal yararı, vergide ve gelir dağılımında adaleti sağlayan, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı, emekten yana, katılımcı –şeffaf- hesap verebilir demokratik bir bütçe,
  • -Yaşanan enflasyon karşısında hükmünü çoktan yitirdiği tescillenen toplu sözleşmenin derhal yenilenmesini,
  • -Kamuya alımlarda eşitsizliği artıran, torpilin, kayırmanın, kadrolaşmanın önünü açan mülakat, sözlü sınav, güvenlik araştırması ve arşiv kaydı uygulamasına son verilmesini,
  • -Emeğin haklarını yok eden KHK’lerin iptal edilmesini,
  • -OHAL KHK’leri ile herhangi bir hukuki delil ve mahkeme kararı olmadan işinden ekmeğinden edilen tüm kamu emekçilerinin işine iade edilmesini,
  • -İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini,
  • -Kadınların sürekli, güvenceli işlerde istihdam edilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

‘İŞİMİZİ GERİ ALANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ’

KHK ile ihraç edilen eğitim emekçisi Nuray Şimşek ise şunları söyledi: “Biz etrafımıza örülen kafesin tepesine tırmanıp, o kafesten diktatöre kahkaha atanların. Bizi vurmak kurtuluş değil. Biz ağaç kabuğu yemeyiz, ağacı besleyip büyütürüz. Biz barış akademisyeni, tutsak gazeteci, katledilen kadınlar, sarı yeleklileriz. Biz sesimizi çoğaltan direnişimizle buradayız. Bizi ekmeksiz, aç bırakarak onurumuzu almaya çalışıyorlar. Biz diktatörünlerin karşında eğilmedik, başımız hala dimdik gözaltılarınız tutuklamalarınız bizi yıldırmıyor. Özgürlüğümüz ve onurumuz için direnmeye devam ediyoruz. Bankaları, kara paraları onları kurtaramayacak. İşimizi geri alana kadar mücadele edeceğiz.”

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.