Lübnan’da kelimenin tam anlamıyla bir “Amerikan yutma operasyonu” yürütülüyor. Vesayet ve ekibinin direnişe ve halkına yönelik siyasal ve askerî baskılarından bağımsız olarak, bu durum özellikle şu adımlarda açıkça görülüyor:
1- Eğitim Bakanlığı, müfredatın hazırlanması ve binlerce çalışanının eğitimi için Amerikan akademik kurumlarıyla iş birliği anlaşmaları imzalıyor.
3 Aralık’ta Eğitim Bakanlığı ile Beyrut Amerikan Üniversitesi, “eğitim sektörünün modernizasyonu, politika yapım süreçlerinin geliştirilmesi ve Lübnan’daki devlet okullarında üniversite öğrencileri için deneyim odaklı öğrenme fırsatlarının genişletilmesi” için bir mutabakat zaptı imzaladı.
2- Yargı, “modernizasyon, arşivleme ve dijitalleşme” adı altında Amerikan kuruluşlarına kapılarını açıyor.
Lübnan yargısında arşivleme ve dijitalleşme projeleri, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı INL tarafından finanse edilen Amerikan kuruluşu National Center for State Courts tarafından, Beyrut Adalet Sarayı ve Lübnan yargı sektörüyle doğrudan iş birliği içinde yürütülüyor.
3- İletişim Bakanlığı Elon Musk’ın Starlink şirketine kapıyı açıyo.
11 Eylül 2025’te hükümet, uzmanların ve Meclis İletişim Komisyonu’nun itirazlarına rağmen Starlink’e nihai lisansı verdi.
4- Teknoloji Bakanlığı, İsrail ile güçlü ilişkileri bulunan Oracle şirketine Lübnanlıların verilerini açıyor.
Aralık 2025’te Teknoloji Bakanlığı, ABD’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden Oracle ile 50 bin kişiye “dijital beceriler” eğitimi verilmesine yönelik bir anlaşma imzaladı.
Her yeni adımla, Amerikan vesayeti Lübnan’daki karar alma mekanizmalarına daha fazla yerleşiyor. Bu sadece koşullu finansmanla sınırlı değil; devlet kurumları Amerikan politikalarının uygulanma platformlarına dönüştürülüyor. Ulusal güvenlik bile, “teknik destek” veya “kapasite geliştirme” başlıkları altında çalışan Amerikan operasyon odalarına açılmış durumda. Oysa gerçekte yapılan, Lübnan kurumlarını tamamen Washington’un önceliklerine uygun şekilde yeniden yapılandırmak.
Bugün yaşananlar, ne iş birliği ne de ortaklık; devletin egemen fonksiyonlarının dışarıdan yönetilen, içeriye dayatılan ikincil rollerle değiştirilmesi sürecidir.
Buna paralel olarak, ekonomik kriz ve mali çöküş de Lübnan’ı “destek karşılığında boyun eğme” denklemine zorlayan bir silaha dönüştürülüyor. Yardımlar, teknik programlar ve denetim mekanizmaları üzerinden siyasi ve ekonomik karar süreçleri yeniden biçimlendiriliyor; böylece Lübnan, sınırları Beyrut’ta değil Washington’da çizilen açık bir nüfuz alanına dönüştürülüyor. Ülke giderek, yargı, yönetim, ekonomi ve güvenlik alanlarına nüfuz eden Amerikan ağları tarafından şekillendirilen bir (yeni) sömürgeye dönüşüyor; devlet ise bağımsız karar alma ve ulusal politika oluşturma gücünden arındırılıyor.
Amerikalıların Lübnan için hazırladığı proje uzun vadeli — tıpkı yıllardır Avkar’da inşa ettikleri devasa yeni elçilik binası kadar büyük!

