GEZİ DAVASI BAŞLADI “İLK DURUŞMA BÜGÜN GÖRÜLDÜ

0 286
image_pdf
  • GEZİ DAVASI YARIN DEVAM EDECEK

Gezi davasının ilk duruşmasının ilk günü, sona erdi. Duruşma yarın devam edecek. Kavala ve Aksakoğlu’nun ardından savunma yapan Taksim Dayanışması’ndan mimar Mücella Yapıcı “Devlet, bizi değil, çocuklarımızın ölmesine sebep olanları cezalandırmalıydı” dedi.

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’nun tutuklu olduğu, 16 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Duruşma yarın devam edecek.

Duruşmanın ilk günü tutuklu olan Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’nun ardından, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater ve Ali Hakan Altınay’ın yaptığı savunmaların ardından sona erdi.

  • YAPICI: DEVLET BİZİ DEĞİL, ÇOCUKLARIMIZI ÖLDÜRENLERİ CEZALANDIRMALIYDI

Taksim Dayanışması’ndan mimar Mücella Yapıcı, birebir aynı fezlekelerden hazırlanan yeni bir iddianameyle aynı şuçtan ikinci kez yargılandığını belirtti, “Hakkımdaki suçlamalardan en komiği 40 yıllık mimar olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefetten cezalandırılmamın istenmesi” dedi.

İddianamede Can Atalay ve Osman Kavala ile Gezi’nin finansörü olarak geçtiğini kaydeden Yapıcı sözlerine şöyle devam etti:

“Ben 68 yaşında hala çalışmak zorunda olan bir kadınım. Keşke biraz param olsaydı da iki sandalye biraz poğaça da ben gönderseydim Gezi’ye.”

“Sosyal medya paylaşımları ve telefon tapeleri daha önce yargılandığım ve beraat ettiğim davanın iddianamesi ile hemen hemen aynıdır. İddianamede Gezi Parkı ile ilgili faaliyetlerim, mesleğim doğrultusunda yaptığım çalışmalardır. İddianameye göre Gezi’de şiddet var algısını oluşturmuşuz. Gezi eylemlerinde yaşamını yitirenler kalp krizinden mi öldü? 46 insan gözünü kaybetti, bu algıyla mı oldu? İnsanlar yaralandı, algı yüzünden mi?”

“Hükümeti istifaya ve erken seçime zorlamışız. Partiler erken seçim istiyor, seçim yapılıyor, o da mı darbe? Hakkımdaki suçlamalar hiçbir somut delile dayanmıyor. Bu iddianamenin ileri sürdüğü iddiaları külliyen reddediyorum.”

“Beş yıl önce savcılık benim de aralarında olduğum 26 kişiye aynı iddialarla dava açmıştı. Savcılık 5 yıl önce bu iddianameye de konu olan fezlekeyle ‘suç işlemek için örgüt kurmaktan’ yargılanmamı istemişti.”

“Yeni versiyon iddianamenin düzenlendiğinin söylendiği tarihlerde 1 Haziran 2015’te beraat ettik. Aynı iddianame, aynı tapelerle 6 yıl sonra yine yargılanıyorum. Bu kez ağırlaştırılmış müebbet, 2970 yıl hapis, 160 milyar TL para cezası ile cezalandırılmam isteniyor. Şimdi ben soruyorum, ben nasıl bir savunma yapmalıyım? Benim için sorunun cevabı basit; insanların sahip oldukları hakları kullanması nedeniyle cezalandırılmaları istenemez. Dayanışma bir görevdir, suç değildir.”

“İddianamedeki delillerin hiçbiri kanuni değildir. Farklı suçlamalarla aynı suçtan iki kez düzenlenen aynı iddianame ne hukuka ne kanunlara ne de adalete uygundur. Ayrıca ‘hükümet istifa’ demek de suç değildir. Hukuksuzluklara dur demek meslek odalarının işidir. Taksim Dayanışma Platformu, demokratik ve meşru bir kuruluştur.”

“Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ortadan kaldırılması iddiasını tamamen, baştan aşağı, kendim için ve tüm arkadaşlarım için reddediyorum.”

“Devlet, çocuklarımızın ölmesine sebep olanları cezalandırmalıydı”

“Polis şiddeti ve iktidarın kışkırtıcı dili katalizör etkisi gördü. Toplum vicdanının itiraz sesi inanılmaz şiddetle karşılandı. Gençler öldü, gözlerini kaybedenler oldu. Kriminalize etmeye çalıştığınız Türkiye’nin en onurlu direnişi Gezi, bizim yarınımızdır.”

“Asıl suç, toplantı ve gösteri hakkının çok şiddetli polis müdahalesiyle engellenmesidir. Devlet bizlerle değil, bunlarla uğraşmalıydı. Devlet, çocuklarımızın ölmesine sebep olanları cezalandırmalıydı. Bugün burada yaptığım savunma daha önce yargılanıp beraat ettiğim Gezi davasında yaptığımın aynısıdır. Yaşamlarını yitiren tüm gençlerimizin anısı önünde saygı ile eğiliyorum. Savunmam bundan ibarettir.”

  • İDDİA: ‘FİLM ÇEKMEK’ YA DA ‘FİLM ÇEKMEK SURETİYLE SUÇ İŞLEMEK

İddianamede “film çekmek” ya da “film çekmek suretiyle suç işlediği”nin iddia edildiğini kaydedilen Çiğdem Mater, “İddia edildiği gibi Gezi’yi anlatan bir filmin yapımında bulunmadım. Delil olarak sunulan tapeler hukuka aykırıdır. Tarafımdan yapıldığı iddia edilen film, Amerikan bir yönetmen tarafından çekilmiştir. Belgeselde konuşmacı olarak, kamera karşısında yer alıyorum” dedi.

Mater savunmasına şu sözlerle devam etti:

“Bu konuşma yalnızca 1 buçuk dakika sürüyor. Filme gerekli finansmanı bulamayacağımızı düşünerek Gezi ile ilgili bir film yapmadık.”

“Gezi Parkı sadece şehirde nefes alabileceğimiz bir yer değil, deprem riski bulunan bir bölgedeki toplanma alanı aynı zamanda. Sadece parkın korunması için değil, bir sinemacı olarak gözlem yapabilmek için de oradaydım”

“Yöneltilen suçlamalar tamamen tapelere dayanıyor. Osman Kavala eski işverenim olduğu için uzun telefon konuşmalarımız hayatın olağan akışına uygundur. Can Atalay  ile konuşmamız da hashtag yapmayı anlattığım bir konuşma. Saymadi, Nalcı ve Atalay ile yaptığım konuşma Gezi parkıyla alakalı olduğu düşünülerek ‘kıymetlendirilmiş’. Bu konuşmalar 19 Ocak’larda düzenlenen Hrant Dink anmasına dairdir.”

“16 Kasım 2018 sabahı saat 6 sularında Kaş’ta otelimden gözaltına alındım. Bir gün Kaş’ta geçirdim, Dalaman üzerinden İstanbul’a gönderildim. 8 saatlik sorgunun ardından adli kontrolle serbest bırakıldım. Sonra hakkımda ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılandığımı öğrendim.Hakkımdaki suçlar hukuksuzca elde edilmiş telefon kayıtları, çekilmemiş bir film ve gazdan etkilenenlere gaviskon vermem.Bunlarla ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanmam yargı için de kabul edilmezdir”

“Hiçbir delil olmadan hükümeti yıkmakla suçlanıyor olmam bir film olsaydı inandırıcı bulunmazdı. Bu iddianame hayatın sinemadan daha kurgu olduğunun göstergesidir. Hakkımdaki bütün suçlamaları reddediyor, beraatimi  talep ediyorum.”

Mater’in ardından Ali Hakan Altınay savunma yaptı.

  • ALTINAY: GEZİ BİR YURTTAŞ HAREKETİDİR

Ali Hakan Altınay, iddianamenin herhangi bir suçu ortaya koymadığını vurguladı, “Hiçbir delile dayanmayan, gerçekleri ters yüz eden bu haksız suçlamaları tümüyle reddediyorum” dedi.

Altınay savunmasına şöyle devam etti:

“Açık Toplum Vakfı ile ilgim Gezi’den 4 yıl önce bitmiştir. Türkiye’de vakıf kurmak suç değil. Vakıflar asliye hukuk mahkemelerinin izniyle kuruluyor. Vakıfların hibe alması da, başka kurumlara hibe vermesi de suç değil.”

“Gezi olayları bir yurttaş hareketidir ve kendilğinden gerçekleşmiştir. Açık Toplum Vakfı’ndan destek almamıştır. İddianamede Açık Toplum Vakfı’nın hangi desteğinin Gezi olaylarının başlaması ve sürmesi için yapıldığına ilişkin kanıt yoktur.”

“Savcılık makamının bizi keyfi olarak suçlamasını engelleyecek bir gücüm yok. Darbe olarak algılanacak hiçbir eylemin içinde olmadım. Bu ülkenin iyiliği için çalıştım.”

“Hiçbir suç işlemedim. Bu suçlamalarla karşılaşmaktan hicap duyuyuorum. En hızlı sürede ismimin bu töhmet altından kaldırılmasını istiyorum.”

Ali Hakan Altınay’ın savunmasının ardından duruşmaya yarına kadar ara verildi.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.