Evlatlarını bulamadan yaşamını yitiren anneler anıldı

31
image_pdf

Cumartesi Anneleri’nin eyleminde konuşan Şebnem Korur Fincancı, evlatlarını bulamadan yaşamlarını yitiren annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak, “Onları ‘mücadelenizin devamcısı olmayı sürdüreceğiz’ diyerek selamlıyoruz” dedi. Plaza De Mayo annelerinden Margarita Noia,  42 yıldır aynı meydanda adalet istediklerini belirtti.

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 737’nci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri, polis engeli üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Sokak, polisler tarafından her hafta olduğu gibi yine ablukaya alındı. Eyleme gelenler, üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları ve karanfil taşıdı.
Plaza de Mayo Anneleri, Diyarbakır ve Şırnak’taki kayıp yakınları, Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun destek verdiği bu haftaki eyleme çok sayıda kişi katıldı. Bu haftaki eylemde İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Kanarya Mahallesi’ndeki evinde 12 Mayıs 1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Halil Alpsoy ve 19 Mayıs’ta Adana’da kaybedilen Kasım Aksoy’un akıbeti soruldu. Ayrıca bu hafta İmralı tecridine karşı çocuklarının başlattığı açlık grevi eylemine destek verdikleri için gözaltına alınan aileler ile eylemlerini takip eden gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösterilerek, serbest bırakılmaları da istendi.
AYRIM YAPMADAN TÜM ANNELERİN ACISINI PAYLAŞIYORUZ
Bu haftaki basın metnini TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı okudu. Bu haftaki eylemlerini Anneler Günü öncesinde gerçekleştirdiklerini dile getiren Fincancı, “Bu nedenle önce gözaltında kaybedilen sevdiklerinden bir haber alamadan aramızdan ayrılan Cumartesi Anneleri’ni saygıyla anıyor, onları ‘mücadelenizin devamcısı olmayı sürdüreceğiz; vazgeçmediniz, vazgeçmeyeceğiz!’ diyerek selamlıyoruz. Bu Anneler Günü’nde de hiçbir ayırım yapmadan evlat acısı yaşayan tüm annelerin acılarını paylaşıyor ve dayanışma duygularımızı iletiyoruz” dedi.
‘İKİ AYRI KITADA DARBECİLERİN KARŞISINA DİKİLDİLER’
“1977 yılında Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri ‘Bir anne için en acımasız işkence, çocuklarının kaderi hakkındaki belirsizliktir!’ diyerek darbecilerin karşısına dikildiler” diyen Fincancı, 1995 yılında alanlara çıkan Cumartesi Anneleri’nin de bu karşı çıkışın Türkiye’deki devamcısı olduklarını söyledi. Bu annelerin iki ayrı kıtada gözaltında kayıplar gerçeğinin toplumsal hafızada yer almasını ve bugünlere aktarılmasını sağladıklarının altını çizen Fincancı,“Onlar, kaybedilen evlatlarını arama mücadelesinde, anneliği özgürlükçü ve eşitlikçi bir yerden yeniden inşa ettiler; anneliği bir itiraza, siyasi bir karşı duruşa dönüştürdüler” ifadesini kullandı.
ALPSOY AİLESİNİN MÜCADELESİ
İstanbul’un Küçükçekmece ilçesine bağlı Kanarya Mahallesindeki evininin önünde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınmayan 37 yaşındaki Halil Alpsoy ve 18 Mayıs 1994’te Adana’da polislerce kaybedilen Kasım Alpsoy’un hikayesini ve ailesinin hakikat arayışını Fincancı, şu sözlerle anlattı:  “37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte, akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önüne geldiğinde kendisini bekleyen sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi Fikriye itiraz edip bağırınca kimliklerini gösteren polisler; ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz, yarım saat sonra gelir’ dediler ve Halil Alpsoy’u Beyaz Toros marka araca bindirerek götürdüler. Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. 18 gün sonra işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Ailesi onu elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi. Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir süre sonra polisler amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine de baskın yaptı. 18 Mayıs 1994 tarihinde sabaha karşı uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli polisler 30 yaşındaki Kasım Alpsoy’u darp ederek gözaltına aldı ve Adana İstihbarat Dairesi’ne götürdü. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoydular, ‘Yarın gel, kimliğini al’ dediler. Eve geldiğinde işkenceden perişan haldeydi. Ertesi gün kimliğini almak üzere bir akrabasıyla MİT binasına gitti. Akrabası bütün gün kapıda bekledi ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkamadı. O tarihlerde Akkapı Kimsesizler Mezarlığı’nda polislerin gece saatlerinde gizli defin işlemi yaptığını söyleyen kişiler oldu ancak bu kişiler korkup tanık olarak ifade veremedi. Bu bilgiler üzerine ailenin şüpheli mezar yeri açılsın başvurusu reddedildi. 25 yıldır Kasım ve Halil Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildi. Ailelerinin tüm başvuruları karşılıksız bırakıldı, Uluslararası hukuka göre gözaltında kaybetme suçlarında zaman aşımının işletilemeyeceği gerçeğinden hareketle, aradan kaç yıl geçerse geçsin bu suçun araştırılması, soruşturulması ve sorumluların etkili biçimde cezalandırılması mümkündür. Soruşturma ve kovuşturma makamları Kasım ve Halil Alpsoy dosyasında uyguladıkları cezasızlık politikasından vazgeçmelidir. Savcılar resen harekete geçerek dosyalardaki MİT, emniyet ve jandarma birimlerinin sorumlularını tespit etmelidir. Kovuşturma makamları faillerin, emir vericilerin ve bu suçu önleme yetkisi olduğu halde göz yumanların etkili bir biçimde cezalandırılmalarını sağlamalıdır. Kasım ve Halil Alpsoy için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!”
ALPSOY’UN EŞİ: MÜCADELEMİZ SÜRECEK
Fincancı’nın ardından Kasım Alpsoy’un eşi Leyla Alpsoy, “25 yıl önce eşimi evinden aldılar. Sabaha kadar işkence yaptılar. Eve geldi. Bir gün sonra kimliğini almak için gitti ve bir daha dönmedi. Kendisinden haber alıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
PLAZA DE MAYO ANNESİ: ADALET BEKLİYORUZ
Ardından 1976’da Arjantin’de kardeşini kaybedilen ve annesi Plaza de Mayo meydanına çıkan 14 kadından biri olan Margarita Noia konuştu. Noia, “Onur duydum bugün burada olmaktan. Kısa bir süre önce 42’nci mücadele yılımızı doldurduk. Her Perşembe hala aynı meydandayız. Biz sadece saygı ve adalet bekliyoruz. Adalet sağlanıncaya kadar mücadelemizi devam ettireceğiz ve kazanacağız” diye konuştu.
‘ŞİRİN’İ ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİM’
Ardından Diyarbakır’da kaybedilen Şirin Bayram’ın annesi Remziye Bayram konuştu. Bayram, “Gece 24.00’da evi bastılar ve alıp götürdüler. Biz sadece karakolda olduğunu öğrenebildik ve kendisinden bir daha haber alamadık. Ben Şirin’i aramaktan vazgeçmeyeceğim” dedi.
‘BABAMI HER ZAMAN BEKLEYECEĞİM’
Şırnak’ta gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Kürt siyasetçi Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz de, “Umudum devam ediyor. Babamı her zaman bekleyeceğim. Ben babamı istiyorum” dedi.
‘HAYATIMIZI KAYIPLARIMIZIN AKIBETİNE ADADIK’
1994’te Diyarbakır Kulp’ta gözaltında kaybedilen Mehmet Selim Örhan’ın oğlu Adnan Örhan ise “10 yaşından beri yakınlarımın akıbetini soruyorum. 25 yıldır devletten bir cevap alamadık. Hayatımızı yakınlarımızın akıbetini öğrenmeye adadık, bundan sonra da adamaya devam edeceğiz. Biz kayıplarımızın akıbetini ararken bu ülkeye adaleti ve demokrasiyi getirme mücadelesi de veriyoruz” diye konuştu.
image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.