Emperyalizme, siyonizme ve işbirlikçi kuklalarına karşı Yemen’deki aşiretleri ve tüm inanç gruplarını bir araya getirerek emperyalizme ve siyonizme karşı direnen Ensarullah lideri Seyyid Abdul Malik El-Husi, “İsrail”=Amerika’nın Gazze’ye yönelik saldırıları, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında yaptığı konuşmasında “Bölge halkları ve direniş grupları savunma yeteneklerini güçlendirmeli ve Amerikan-siyonist dümanın yayılmacı planlarına karşı birleşmelidir.” çağrısı yaptı.
– 11 Eylül 2025 itibarıyla:
Filistin halkına yönelik “İsrail”in acımasız saldırısı 703 gündür devam ediyor ve yüzyılın suçu olarak nitelendiriliyor. 20.000’den fazla çocuk ve 12.500 kadın şehit oldu. Gazze’de 2.700 aile nüfus kayıtlarından silindi.
“İsrail”, tüm grupları hedef alarak soykırım uygulamakta, açlığı silah olarak kullanmaktadır. BM’nin Gazze’de kıtlık ilan etmesinden bu yana hiçbir değişiklik olmamıştır.
Gazze’nin altyapısının %90’ı yok edildi; evler, yollar, hastaneler, kamu hizmetleri tahrip edildi.
ABD tarafından sağlanan bombalar, patlayıcılar ve dozerler sistematik olarak kullanılıyor. Konut blokları ve iletişim altyapısı hedef alınarak Gazze izole ediliyor, suçların boyutu gizleniyor.
Yüzlerce cami yıkıldı, eğitim aksatıldı, okullar ve üniversiteler tahrip edildi. Zorla yerinden edilen yüz binlerce insan, güvensiz alanlara sıkıştırılıyor ve tekrar hedef alınıyor.
Doktorlar, hastaneler, hastalar ve yaralılar kasıtlı olarak hedef alınıyor; çocuklar açlık ve şiddetten en çok etkilenen grup.
Kudüs ve Mescid-i Aksa sürekli tehdit altında, İsrail günlük baskınlarla kutsalları ihlal ediyor. Mescid-i Aksa altında kazılar yapılıyor ve Burak Duvarı gibi isimler değiştiriliyor.
– Batı Şeria ve Filistin genelinde:
Ev yıkımları, baskınlar, dayak ve kaçırmalar günlük olaylar hâline geldi. “İsrail”, Filistin halkını her yerde hedef alıyor ve kontrolünü Filistin’in tamamına yaymayı amaçlıyor.
Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır ve Irak’ta “İsrail”in etkisi artmakta; Amerikalılar bu projeye doğrudan destek vermekte ve bunu kutsal bir görev olarak görüyor.
– Amerikan politikası ve bölge halklarına etkisi:
ABD politikası Siyonist hizalanmayı açıkça destekliyor; Filistin ve Arap haklarını her düzeyde gasp ediyor. Trump’ın “herhangi bir Arap topraklarını İsrail’e verebilirim” açıklaması, Araplara yönelik küçümseyici bir tutumu gösteriyor.
Filistin Yönetimi’nin BM toplantılarına katılmasının engellenmesi, bu yolun boşuna olduğunu kanıtlıyor.
Direniş ve farklı savaşçı grupların iş birliği ise “İsrail”in planlarını engellemede olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.
Lübnan’a silahsızlanma baskısı yapılırken, “İsrail” kendi silahlanmasını sürdürüyor; ABD’ye bağlı hükümetler ise halklarını savunmasız bırakıyor. Bu tehlikeli bir dengesizlik yaratıyor.
– Suriye ve bölge genelinde durum:
“İsrail”in Suriye’deki baskınları ve operasyonları yüksek seviyede saldırganlık içeriyor. Ev işgalleri, kaçırmalar, dayak ve sivillere yönelik aşağılamalar devam ediyor.
“Davud Koridoru” planı ile Fırat’a ulaşmayı hedefliyor ve Amerikalılarla koordinasyon sağlıyor.
Suriye’nin güneyinde hâkimiyet kurmuş durumda; Suriye’nin kontrolündeki bazı grupların yanlış politikalarını kendi çıkarına kullanıyor.
“İsrail”, hava sahasını kontrol ediyor ve Fırat’a doğru nüfuzunu genişletiyor.
Bu durum, Irak, Ürdün ve komşu ülkeler için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Halklar, bu gerçekleri anlamalı ve kör fanatizmle tepki vermekten kaçınmalıdır.
– Sonuç ve çağrı:
“İsrail”in yayılmacı politikaları sadece Filistin’i değil, tüm İslami milletleri hedef alıyor.
Müslümanlar ve halklar birleşmeli, siyasi ve dini bilinçle hareket etmeli; Amerikan ve Siyonist politikaların ideolojik temelleri bilinmeli.
Filistin halkının hakları için mücadele, bölgesel dayanışma ile etkili olabilir. Direniş ve muhalif grupların iş birliği, “İsrail”in bölgesel planlarını engellemede kritik bir adımdır.
Bölge halkları savunma yeteneklerini güçlendirmeli ve düşmanların yayılmacı planlarına karşı birleşmelidir.

