Hamanei: İran ile ABD arasındaki çatışma yapısal bir çatışmadır
1979’daki İran İslam Devrimi sonrası Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin İranlı öğrenciler tarafından ele geçirilerek 52 ABD elçilik görevlisinin rehin alınmasının yıldönümü ve “Küresel Emperyalizmle Mücadele Günü” olarak kutlanan 4 Kasım’ın arifesinde, binlerce öğrenci ve 12 günlük dayatılan savaşta hayatını kaybedenlerin aileleriyle bir araya gelen İran lideri İmam Ali Hamanei:
– ÖĞRENCİLER BÜYÜK BİR KOMPLOYU AÇIĞA ÇIKARDI
“4 Kasım, tarihi açıdan bir gurur ve zafer günüdür. Tarihte ve ulusal hafızada daima yerini korumalıdır. ABD Büyükelçiliği’nin ele geçirilmesi, Amerikan hükümetinin gerçek kimliğini ortaya koymuştur.
Birinci olarak, Orası normal bir diplomatik misyon değil, bir ‘komplo merkezi’ydi. Tüm büyükelçilikler istihbarat toplar — bulundukları ülkeye dair bilgileri derler. Ev sahibi ülkede bir istihbarat merkezi gibi çalışır, bilgileri toplar ve kendi hükümetine gönderir. Bu başlı başına bir sorun değildir.
Ancak ABD büyükelçiliğinin sorunu, devrime karşı bir karargâh hâline gelmiş olmasıydı. İnsanları izliyor, kışkırtıyor, örgütler kuruyor, eski rejimin memnuniyetsiz kalıntılarını kullanıyor ve mümkünse orduyu devrime karşı harekete geçirmeye çalışıyordu. Bunun fark edildiğini farkettiklerinde elçilikte saklandılar.
Dolayısıyla ‘neden elçiliği bastık?’ diyerek Amerika ile yaşadığımız sorunu buna bağlamak doğru değildir. Öncelikle, Amerika ile sorunumuz 4 Kasım’da başlamadı — 28 Mordad’da (19 Ağustos1953 darbesiyle) başladı. İran’ın ABD’ye karşı duruşu o zamana dayanır.
İkinci olarak, 4 Kasım aslında devrime yönelik büyük bir komplonun ve tehlikenin açığa çıkarıldığı gündü. Öğrenciler —Allah onları korusun— bu işi başardılar; evrak öğütücüsünde parçalanan belgeleri büyük bir çabayla birleştirdiler ve elçilikte neler döndüğünü ortaya çıkardılar.
Amerika’nın İran milleti aleyhindeki komploları, İmam Humeyni’nin “Ne kadar öfkeniz varsa Amerika’ya yöneltin” sözünün doğruluğunu göstermektedir.
Amerika’nın kibirli doğası, [İslami] Devrim’in bağımsızlık arayışındaki yapısıyla bağdaşmıyordu. Şunu açıkça söylemek isterim: İslam Cumhuriyeti ile Amerika arasındaki çatışma taktiksel değildir, geçici bir anlaşmazlık da değildir — bu çatışma yapısaldı ve temelde vardır.
Çünkü Amerika, denizin üzerinde 300 yolcusu bulunan bir İran yolcu uçağını vurabilir; Saddam gibi birini İran’a saldırması için kışkırtabilir ve ona her türlü desteği sağlayabilir; ülkeye doğrudan saldırı düzenleyebilir; İslam Cumhuriyeti’ne karşı her türlü propaganda kampanyasını yürütebilir; kendine her şeyi yapma izni verebilir.
Bazen Amerikalılar, İran’la iş birliği yapmak istediklerini söylüyorlar. Ancak ABD, lanetli Siyonist rejimi desteklemeye devam ettiği, askerî üslerini koruduğu ve bölge işlerine karıştığı sürece İran’la iş birliği mümkün değildir.
Eğer Amerika tamamen Siyonist rejime verdiği desteği bırakır, bölgedeki askerî üslerini kaldırır ve bölgeye müdahalelerine son verirse, bu mesele elbette değerlendirilebilir; ancak bunun şu an veya yakın gelecekle ilgili bir durum olmadığını da belirtmek gerekir.”

