Soma Katliamı Davası Ertelendi “Üç Yılda Neler Oldu

0 437
image_pdf

Mahkeme başlamadan ertelendi, aileler ve avukatlar mahkeme salonu önünde oturma eylemine başladı

Davanın 9 Temmuz’da görülecek olan karar duruşması başlamadan, mahkeme heyetinden bir hakimin hastalanması nedeniyle ertelendi. Oldukça kalabalık olan salon boşaltılırken aileler ve katılanlar “Hak, hukuk, adalet” sloganları eşliğinde çıktı. Soma aileleri ve avukatları, 11 Temmuz’a kadar Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu önünde nöbette olacaklarını duyurdu.

Mahkemenin kararını açıklamasının ardından Soma’da oğullarını kaybeden üç annenin Türkiye’nin farklı yerlerinde “Soma için adalet” talebiyle düzenlenecek yürüyüşlerle Hakimler Savcılar Kurulu’nun önüne gitmesi bekleniyor.

 

Türkiye’nin en büyük işçi katliamı 13 Mayıs 2014’te Soma AŞ’ye ait olan madende gerçekleşti. Katliamda 301 işçi hayatını kaybederken yüzlerce işçi ise yaralandı. 15 Nisan 2015’te başlayan ilk duruşmadan itibaren katliamdan sorumlu olan sanıklar sorumluluğu kabul etmedi, katliama neden olan yangın neyden kaynaklandığını bilmediklerini ileri sürdü. Sonrasında suçlu olarak tekniker olarak görev yapan Mehmet Efe’yi gösterdi. Mehmet Efe, 3 yıl süren davaların neredeyse tamamında sorumlu olarak gösterilmeye çalışıldı.

Sanık avukatları duruşmalar boyunca mağdur aileleri ve avukatlarını hedef alan açıklamalar yaparken, Soma AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AKP’ye yaranmak için madende FETÖ sabotajı olduğunu ileri sürdü. O işe yaramayınca Müge Anlı’nın programında “Soma’yı ben yaktım” diyen birisine sarıldı.

Bu süreç içerisinde “Asıl patron benim” diyen ama cezai sorumluluğu da kabul etmeyen Alp Gürkan hakkında Halkevleri  Hukuk Dairesi suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu sonrasında açılan dosyaya savcı dayanmadı. Soma ana davasında ise mahkeme heyeti dağıtıldı, savcı görevden alındı. Sanık avukatları savunmalarına bilirkişinin FETÖ’den arandığını ekleyip sabotajla ilgili yürütülen dosyanın karar için beklenmesi gerektiğini söyledi. Fakat bu dosyada da herhangi ana dava iddianamesinde bulunmayan bir bilgi ve belgenin olmadığı ortaya çıktı.

Davanın bugün (9 Temmuz) görülecek duruşmasında ise mahkeme heyetinden bir hakimin rahatsızlığı duruşmanın ertelenme gerekçesi olarak gösterildi. Bunun üzerine Soma aileleri ve avukatları duruşmanın gerçekleşeceği 11 Temmuz’a kadar Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu önünde nöbete başladı.

Davada açıklanacak karar sonrasında ise Soma’da katledilen üç işçinin annelerinin Türkiye’nin farklı yerlerinden, “Soma için adalet” talebiyle Hakimler Savcılar Kurulu’na yürüyüş yapması bekleniyor.

Sendika.Org, Soma Katliamı Davası’yla ilgili tüm süreçleri başından sonuna kadar okuyucuları için derledi

Katliamın ardından katliamda hayatını kaybeden madenci Mustafa Kocabaş’ın ailesinin avukatı Soma AŞ’ye tazminat davası açarak şirketin mal varlığına tedbir konulmasını istedi. Soma 1. Asliye Mahkemesi talebi değerlendirerek şirketin mal varlığına tedbir konulmasına hükmetti ve kararın bir an önce uygulanması için Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ve tüm bankaların genel müdürlüklerine yazı yazdı.

Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Soma Cumhuriyet Savcılığı’nın fezlekesine uyarak hazırlanan Soma Katliamı Davası’na ilişkin iddianame Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iddianamede ifadelerin alınmaması, sanık-fiil bağının kurulmaması, delillerin belirtilmemesi ve TÜBİTAK raporunun beklenmemesi gerekçesiyle 25 Kasım 2014 tarihinde savcılığa iade edildi.İddianmade tutuklu 8 kişi hakkında 20-25 yıl, tutuksuz yargılanan 8 kişi hakkında ise 2-15 yıl, tutuksuz 29 kişi için ise 2-15 yıl arasında hapis cezası isteniyordu.

Dev Maden-Sen ve Halkevleri Soma Madenci Evi Hukuk Birimi iddianamenin iade edilmesine tepki göstererek, 301 madencinin ölümünden Türkiye Kömür İşletmeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve şirket sahibi Alp Gürkan’ın sorumlu olduğunu kaydetti.

Adalet Bakanlığı katilleri korudu

Soma Katliamı Davası’nın ilk duruşması 13 Nisan 2015’te görüldü. İlk duruşmada 8’i tutuklu olmak üzere yargılanan 45 kişi bulunuyordu. Adalet Bakanlığı, 19 Mart’ta Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı göndererek tutuklu sanıkların can güvenliği olmadığı gerekçesi ile ifadelerinin alınması için Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kullanıması yönündeki kararını tebliğ etti.

Somalı aileler ertesi gün yaptıkları basın açıklaması ile Adalet Bakanlığı’nın bu kararına tepki göstererek, katillerle yüzleşmek istediklerini ve davanın peşini bırakmayacaklarını söyledi.

Sanık avukatları ilk duruşmada salonu terk etti

Davanın ilk duruşması 13 Nisan’da gerçekleşti. Somalı aileler baretlerle duruşma salonuna girmeye çalışınca ailelerin salona girişi engellendi ve hayatını kaybeden işçilerin yakınları arasında fenalaşanlar oldu. İşçi aileleri, sanık avukatlarına “Siz bu katilleri nasıl savunursunuz” diyerek tepki göstermesinin üzerine sanık avukatları salonu terk etmek zorunda kaldı. Ailelerin gösterdiği tepki ve avukatların beyanları üzerine duruşma sanıkların hazır bulunması kararıyla 15 Nisan 2015’e ertelendi.

Bakanlık katliamdan sorumlu yetkililer için soruşturma izni vermedi

Soruşturma başlangıcında Enerji Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı katliamdan sorumlu yetkililer için soruşturma açılmasına izin vermedi. Danıştay ise 4 Aralık 2014 tarihli kararında bu kişilerin yargılanmasının önünde herhangi bir engel bulunmadığını belirtmesine rağmen soruşturma dosyasına hiçbir yetkilinin ismi eklenmedi. Bunun üzerine Soma Madenci Evi üyeleri  Maden İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) yetkilileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri ve müfettişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri ve müfettişleri hakkında 14 Nisan 2015’te suç duyurusunda bulundu.

İlk duruşma: Tüm sorumlular birbirini suçluyor

Soma Katliamı Davası’nın grup duruşmaları daha önce de kararlaştırıldığı üzere 15 Nisan’da jandarma ve polis ablukasında gerçekleşti. Önceki duruşmada “can güvenliği” gerekçe gösterilerek getirilmeyen sanıklar da duruşmada hazır bulundu. Sanıkların ifadeleri sırasında gaz maskelerinin aylardır bakım görmediği, yaşam odasının etrafındaki panolardan da cevher çıkarıldığı için yaşam odalarının da deforme olduğu ortaya çıktı.

Madende işçi sağlığı ve iş güvenliği “bence yeterli”ye göre düzenlenmiş

Grup duruşmasının ikinci gününde şirket sahiplerinden Can Gürkan ifadesinde kendisine madende olan eksikliklere ilişkin hiçbir bilgi verilmediğini söyledi. Ramazan Doğru ise TKİ ile yapılan sözleşmede gaz maske sayısı adedine ilişkin herhangi bir sayı verilmediği ve kendilerinin 48 tane koyduğunu belirterek “Bence yeterli” dedi. İşletme müdür Akın Çelik ise katliamda hayatını kaybeden maske takımından sorumlu olan Mehmet Efe’ye sorumluluğu atmaya çalıştı. Çelik, ifadesinde işçiler yararına düzenlemeler bulunduran ILO Sözleşmesi’ni uygulamadıklarını itiraf etti.

İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı da Çelik gibi Mehmet Efe’yi sorumlu tuttu. İfade veren sanıklar katliama neden olan yangının neden çıktığını anlamadıklarını ileri sürdü. Sanıkların ifadeleri sırasında madende yaşanması olası bir facia ilişkin hiçkimsenin madeni nasıl terk edeceğine ilişkin eğitim almadığı ortaya çıktığı gibi Adalı, “Tecrübelerimizle öğrendik” dedi.

Şirket teknik nezaretçisi Ertan Ersoy TBMM raporu ve İş Teftiş Kurulu raporunun yalan olduğunu belirterek hiçbir ÇSGB yetkilisinin teknik rapor defterlerini kontrol etmediğini söyledi.

Dosyalar soruşturmadan kaçırıldı

16 Nisan günü gerçekleşen üçüncü duruşmada sanıklar çelişki ifadeler vermeye devam etti. Kürsüye çıkıp ifade veren her sanığın Mehmet Efe’yi sorumlu göstermesi mahkeme başkanının çileden çıkmasına neden oldu.

Savcılığın hazırladığı iddianamede topçu ve dinamit kayıt defterlerine ulaşılamamıştı. Tutuksuz yargılanan sanık Ergun Yılmaz bu dosyaların kendisinde olduğunu beyan etti. Soma Katliamı Davası aileleri bu defterlerin mahkemeye teslim edilmesini talep etmesi üzerine Yılmaz defterlerin tasnif edildiğini, işlemler bittikten sonra mahkemeye teslim edileceğini söyledi. Defterlerde değişiklik yapılabileceği bu nedenle de tutuklanması talep edildi. Mahkeme başkanı ise ara karar vermeyeceğini söyleyerek talebi reddetti.

19 Nisan’da sanık avukatlarının duruşmaların halka kapalı yapılmasını ve başka bir ile alınması talebiyle mahkemeye dilekçe verildiği ortaya çıktı.

Çelişkili ifadelere devam: Ölçüm yapılıyor, yapılmıyor, ölçümler vardiya amirinin talimatına göre dolduruluyor

20 Nisan’da devam eden duruşmalarda sanıklar Mehmet Efe’yi suçlamaya devam ederken, en iyi ölçüm-kontrol sistemlerinin kendilerinde olduğunu ileri sürdü. Duruşmada sanıkların ifadelerinden bazı gaz maskelerinin katliamdan 5 yıl önce bakımının yapıldığı öğrenildi. Davada sanık olarak bulunan TKİ mühendisleri ise ortak olarak gelen kömürünün kalitesine baktıklarını, iş güvenliği sorumluluklarının olmadığını söyleyerek kendilerini savundular. Ayrıca sıcaklık ölçümünün sistematik yapılmadığı, yapılan ölçümlerde de sıkıntılı bir durum olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmadığı ortaya çıktı.

“Marjinal örgütler sabotaj yaptı; madenciler kendi basiretsizliğinden dolayı öldü”

21 Nisan’da gerçekleşen duruşmada ise sanıklardan Serhat Dinç, ölçüm defterlerinin vardiya amirinin talimatı ile doldurulduğunu ve gün içinde ölçüm yapılmadığını itiraf etti.

Sanık avukatları beyanlarında da sanıklar gibi Mehmet Efe’yi sorumlu tuttu. Akın Çelik’in avukatı ise devrimci ve demokrat örgütleri hedef alarak “terör örgütlerinin Soma’yı dillerine doladığını” ileri sürmekle kalmadı, madende sabotaj olabileceğini iddia etti. Çelik’in avukatı ölen madencilerin kendi basiretsizliklerinden dolayı öldüğünü söyleyecek kadar ileri giderek, madencilerin katliamdan kurtulma imkanlarının olduğunu ileri sürdü.

22 Nisan’da gerçekleşen duruşmada ise sanık avukatları işletmenin katliamdan sorumlu olmadığını yargılanması gereken kamu görevlileri olduğunu kaydetti.

24 Nisan’da Somalı ailelerin avukatları beyanları başladı. Avukatlar TKİ’nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Enerji Bakanlığı’nın ve 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan çalışma koşullarına ortam yaratan tüm kamu görevlilerinin yargılanması gerektiğini kaydetti. Madendeki ihmalleri en iyi madendeki işçilerin anlatabileceklerini fakat şirketin işçiler üzerinde baskı uyguladığı kaydedildi. Avukatlar beyanlarında katliamın göz göre göre geldiğini belirtirken, delil karartma ihtimali olan sanıkların tutuklanmasını talep etti. Savcılık ise mütalaasında bu talebin reddedilmesini talep etti. Ayrıca topçu ve dinamit defterlerinin delil sayılamayacağını söyledi.

Mahkeme heyeti dosyaya yeni bilirkişi heyeti atanmasına, topçu ve dinamit defterlerine el konması için savcılığa yetki verilmesini, tutuklu sanıkların tutukluluğunun devamına, tutuksuz sanıkların ise adli kontrolünün devamına karar vermesinin ardından ilk grup duruşma sonlandı.

Maden teftiş için yeniden açıldı

Soma ailelerinin avukatları duruşmada bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapora itiraz etmiş, mahkeme ise yeni bilirkişi heyetinin atanmasına hükmetmişti. Bu kararın ardından 7 Mayıs’ta bilirkişi heyetinin incelemelerde bulunması için kapatılan maden ocağı tekrardan açıldı.

Katliamdan dört gün sonra yakınlarının cenazelerini alamadıkları için madenden sağ kurtulan 9 madenci yol kapatarak eylem yapmıştı. Madenciler hakkında “mala zarar vermek” ve “2911 Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet”ten dava açıldı.

Sanıklara yeni avukat

15 Haziran’da görülmesine başlanan ikinci grup duruşmada savcı sanık avukatlarının çıkar çatışması olduğunu belirterek her sanığa yeni avukat atanmasını talep etti. Mahkeme heyeti talebi kabul etti. 16 Haziran’da gerçekleşen ikinci oturumda ise bazı sanık avukatları istifa etti. Yeni atanacak olan avukatların soruşturma dosyasına çalışabilmesi için zamana ihtiyacı olduğu belirtilerek duruşmanın ertelenmesi talep edildi. Mahkeme heyeti Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı biçimde mağdur-müşteki avukatlarına söz vermeden duruşmayı sonlandırarak duruşmayı erteledi.

Soma AŞ’den tazminat davası talebine yanıt: “Felaketi özlenir hale getirebilecek miktarda”

Soma’da hayatını kaybeden İsmail Değirmen’in ailesi Soma AŞ’ye 390 bin TL manevi, gerisi maddi olmak üzere toplamda 393 bin TL maddi tazminat davası açtı. Soma AŞ’nin avukatları ise “İstenen para felaketi özlenir hale getirebilecek miktarda” yanıtını verdi.

20 Haziran 2015’te Somalı aileler maden işletmesindeki sorumluluklarını yerine getirmeyerek katliama ortak olması gerekçesiyle Maden İş sendikasına 50 bin TL tutarında tazminat davası açtı. Bu dava Maden İş’e açılan ilk dava.

“Telafisi mümkün olmayan problemler” tutanaklarda

18 Ağustos’ta davanın üçüncü grup duruşmasının görülmesine başlandı. Eynez ocağının Park Holding’e devri sırasında problemleri olduğuna dair bilgi sahibi olmadığını iddia ederken  Park Holding CEO’su tutanaklarda problemin yer aldığını belirtti.

İş güvenliğinden sorumlu vardiya mühendisi sanık Erdem Canbaz, “sorun olmayan bölgelerde” kendilerinden habersiz dinamit atıldığını söyledi ve “Hangi bölgeler sorunluydu” sorusuna “Sorunlu bölge yoktu” yanıtını verdi.

Gürkan “Madene kamu görevlisi geldi mi” sorusunu yanıtladı: “Ben hayatım boyunca kamu görevlisi görmedim”

Sanık Can Gürkan ise madende çok önemli bir sıkıntı olduğunu fakat bunu TKİ ile Park Maden’in kendilerine iletmediğini, sıkıntıyı olaydan sonra öğrendiğini ileri sürdü. Kendisine yöneltilen sorular karşısında sıkışan Gürkan sorulara yanıt vermeyeceğini söyleyerek susma hakkını kullandı. Sanık avukatlarının sorularını yanıtlayan Gürkan, teftiş raporlarının kendisinin ve yönetim kurulunun önüne gelmediğini söyleyerek bakanlığın denetimlerinden de her defasında eksiksiz geçtiklerini söyledi.

Üretim zorlaması olmadığında ısrarcı olan Gürkan, madeni teftiş etmek için kamu görevlilerinin gelip gelmediği sorusuna “Ben hayatım boyunca kamu görevlisi görmedim” yanıtını verdi.

Doğru, sahibinin sözcülüğünden vazgeçmedi: “Bu işin fıtratında var”

Soma Kömür AŞ Genel Müdürü Ramazan Doğru, Tayyip Erdoğan’ın “fıtrat” açıklamasını tekrarlayarak ne kadar önlem alınırsa alınsın bu işin “fıtrafında” ölüm olduğunu söyledi. Doğru, ayrıca AKP mitinglerine de 3 bin madenciyi götürmüş olduklarını da itiraf etti.

Akın Çelik ise madende yapılan tetkiklere ilişkin bir bilgi sahibi olmadığını söyledi. “Meslek ahlak ve sorumluluklarınıza sahip çıktığınızı düşünüyor musunuz” sorusuna karşılık susma hakkını kullandı.

İş güvenliği vardiya amirleri iş güvenliği eğitimi almamış

22 Ağustos’ta gerçekleşen duruşmada ise iş güvenliği vardiya amirleri iş güvenliği eğitimi almadıklarını, acil durumlarda görevli olmadıklarını, değer ölçme ve alarm sistemlerine de gerek olmadığını savundular. Sanıklardan bir tanesi işçilerin bir sorun olduğunu görüp haber vermemiş olabileceğini söyleyerek suçu ölen madencilere attı.

24 Ağustos’ta gerçekleşen duruşmada maden teknikeri emniyet birimi amiri Soner Günay da Ramazan Doğru gibi “fıtrat” savunması yaptı. Sanıklar ısrarla katliamın sebebinin belli olmadığını ileri sürdü.

Vardiya amiri üretimden prim alıyor, olan işçiye oluyor

26 Ağustos’ta ise sanıklar ifadelerini katliamla ilgili ifadelerinde şirket yöneticilerini işaret eden ifadelerini değiştirerek gereken müdahalelerin yapıldığı yönünde ifade vermeye başladı. Duruşmada vardiya amirleri, teknikerler ve mühendislerin iş güvenliğinden anladıklarının yalnızca işçilerin madene inerken CO maskelerinin olup olmadığı ve çizme giyip giymediklerinin kontrolünden ibaret olduğu ortaya çıktı. Soma Katliamı Davası avukatlarından Sercan Aran, vardiya amirlerinin üretim üzerinden prim aldığını itiraf ettiklerini, bu durumun da işçilerin daha fazla üretim yapmaya zorlandığının kanıtı olduğunu söyledi.

TKİ ELİ çalışanları maden kapalı olmasına rağmen terfi etti

Tutuklu olarak yargılanması istenen TKİ Ege Linyit İşletmeleri (ELİ) çalışanlarından Adem Ormanoğlu Eynez kömür sahasından sorumlu TKİ Kontrol Şube Müdürü Vekili, Efkan Kurt ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait Işıklar ve Ata Bacası Maden ocaklarını içine alan Geventepe Bölgesi TKİ Kontrol Şube Müdür vekili oldu.

Davanın 1 numaralı sanığı değişti

28 Ağustos’ta Soma Katliamı Davası avukatlarından Denizer Şanlı bir sunum yaparak Soma AŞ patronu Alp Gürkan’ın da davaya eklenmesini istemişti. 3 Eylül’de mahkeme heyeti Şanlı’nın talebini kabul ederek Alp Gürkan’ı dosyaya ekledi. Bunun üzerine başsavcılık soruşturmayı yeniden açarak maden ocağı ve şirkette incelemeler yaparak defterlere el koydu.

Madenciler ifade verdi: Tatbikat yapılmadı, teknik eğitim verilmedi, eski aletler kullanıldı

13 Ekim’de gerçekleşecek olan davanın 4. grup duruşması 10 Ekim Ankara Katliamı nedeniyle 14 Ekim’e ertelendi. 4. grup duruşmalarının ilk celsesinde madenden yaralı kurtulan 6 işçi ifade verdi. İşçiler, ifadelerinde madende tatbikat yapılmadığını, teknik eğitim almadıklarını, eski aletleri kullandıklarını, amirleri tarafından sürekli azarlandıklarını ve üretimin iş güvenliğinden hep önce geldiğini vurguladı. Ancak bazı işçiler avukatların aktarımına göre tehdit edildikleri için savcılık ifadelerinde şikayetçi olmalarına rağmen mahkemede savcılık ifadelerini reddetti. Bu durum yakınlarını kaybeden ailelerde tepkiyle karşılanırken mahkeme salonunda da gerginlikler yaşandı.

İşçilerden Tevfik Sert, şikayetçi olduğu için kendisine iş verilmediğini belirterek “Keşke ölseydim” dedi. Ayrıca, daha önce şirket yönetiminden ve sorumlulardan şikayetçi olan işçilerin bazıları ifadelerini değiştirerek şikayetçi olmadıklarını söyledi.

21 Ekim’de devam 4. grup duruşmada avukatlar, işçilerin “İşsiz kalırsın, sana burada ekmek yedirmeyiz, çocuğun da işsiz kalır” denilerek tehdit edildiğini aktardı.

Büyük patron başka tedbir almanın mümkün olmadığını iddia etti

Soma AŞ’nin büyük patronu Alp Gürkan, 15 Aralık’ta görülecek olan 5. grup duruşma öncesinde savcılıkta ifade verdi. Gürkan, şirketin patronu olmasının herhangi bir cezai sorumluluk yüklemediğini ileri sürerek gereken tüm tedbirlerin alındığını, daha fazla tedbir almanın ise mümkün olmadığını iddia etti.

5’inci grup duruşmada hakim Somalı aileleri mahkemeden kovmaya çalıştı

15 Aralık’ta başlayan 5. grup duruşmada avukatlar, sanık avukatlarının üretim artırımına zorlama ile ilgili sorulara itiraz ettiklerini belirtti. Bunun üzerine aileler sanık avukatlarına “Niye itiraz ediyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. Ailelerin tepkisine karşılık olarak mahkeme heyeti başkanı aileleri dışarı çıkarmaya çalışarak “Böyle yapacaksanız yarın da gelmeyin” dedi. Avukatlar böyle bir usulün olmadığına dikkat çekerek mahkeme başkanını uyardı.

İşçilere üretim artışı için yapılan baskı duruşmada ortaya çıktı

16 Aralık’ta ise işçilerden Fehmi Dinç, üretim artırımı konusunda baskıyı örnekleriyle anlatırken Can Gürkan ve sanık avukatları Dinç’i taciz ederek konuşmasını engellemeye çalıştı. Duruşmanın sonraki günlerinde katliamdan sağ kurtulabilen işçiler üretim artırımı konusunda yaşadıkları baskıları teker teker anlatmaya devam etti. İfade verenlerden Makine Mühendisi Tolga Bayar, üretim baskısı olduğunu kotayı yakaladıkları zaman prim aldıklarını, kotanın altında kaldıklarında ise ücretlerinden kesinti yapıldığını aktardı.

İşçiler katliamdan önce de madende bulunan ana yolların bile çok sıcak olduğunu, işçilerin gazdan etkilenerek madenden çıktıkları aktarıldı.

23 Aralık devam eden duruşmada işçiler, esas sorunun taşeron sistem olduğunu belirtti. Ayrıca, tüm sanıkların suçlu olarak göstermeye çalıştığı Mehmet Efe’nin eşi Meliha Efe de ifade verdi. Meliha Efe ifadesinde eşinin sürekli olarak işçileri düşündüğünü, sorumluluğunu yerine getirdiğin ve bu sorumluluğu canıyla ödediğini söyledi. Meliha Efe, katliamdan sonra birçok işçinin kendisine “Eşi olmasaydı ölmüştük” dediğini aktardı.

24 Aralık’ta madende oğlunu kaybeden İsmail Çolak ifadesinde “Paralarına para katmak için, lüks hayatlarına lükslük katmak, siyasi iktidara yaranmak için 301 işçiyi öldürdüler. Biz buna kader fıtrat denilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi. Ayrıca mahkeme tutanaklarına, işçilerin yangın olduğunu dayıbaşına bildirdiği fakat dayıbaşının madeni boşaltmak yerine işçileri üretime devam etmesi için zorladığı yer aldı.

25 Aralık 5. grup duruşmasının son günüydü. Can Gürkan’ın avukatları işçilerin madenle ilgili beyanlarının yalan olduğunu bu nedenle de şüpheli sıfatıyla dinlenmesini talep etti.  Mahkeme açıkladığı ara kararda 2 sanığın adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi.

Tazminat davasında şirket avukatları reddi hakim talebinde bulundu

Somalı işçilerin açmış olduğu 393 bin TL’lik tazminat davasının duruşması 28 Ocak 2016’da görüldü. Avukat, mahkemenin Somalı aileler lehine hareket ettiğini, “güçsüz olan” davalıyı korumadığını, mahkemenin “toplum gücüyle birlikte hareket etme kolaycılığı”na kaçması halinde adaletin ciddi bir şekilde yara alacağını belirterek “reddi hakim” talebinde bulundu.

Madende tekrar keşif yapıldı

5 Şubat 2016’da katliamın gerçekleştiği madende tekrar keşif yapıldı. Keşif için 20 kişi sınırlaması yapılırken, bu durum heyetin ısrarı üzerine 25’e çıkarıldı. Madene giriş öncesinde madenin tanıtımı ve güvenlik önlemlerini içeren kısa bir eğitim yapıldı. Eğitimde mühendis maskeler konusunda yanlış bilgi verirken mühendisi TTK Başmüfettişi düzeltti. İşletme müdürü keşif heyetinden kömür yığınlarını gizlemeye çalıştı.

Sanıklar delil toplamaya “yardım” etmiş

6. grup duruşmalar 16 Şubat 2016’da görülmeye başlandı. Duruşmalarda kronik bronşit hastalığı olan işçilerin madenlerde çalıştırıldığı ve Halil Sarı ile Ümit Şahin isimli sanıkların delil toplamak için madene inen inceleme heyeti ile madene indiği ortaya çıktı.

6. grup duruşmaların 2. oturumunda işçilerin çalışma koşullarının kötülüğüne ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. İşçiler, amirlerinin oturarak dinlemeyi yasakladığını aktardı. Ayrıca sanık avukatları “Bilirkişi heyeti olaydan birkaç gün sonra ocağa girebilir miydi” diyerek güvenlik ustası tanık İsa Sakın’a yönelttiği soruya Savcı Oğuz Köktan’ın “İşçiler yangın dumanından bayılırken, bilirkişi heyetinin ocağa girebilmesi mantıklı mı?” şeklinde cevap vermesine mağdur avukatları itiraz etti.

Duruşmada işçilerin madenin olağandan sıcak olduğu ve üretim baskısına ilişkin yeni beyanları eklendi.

26 Şubat’ta gerçekleşen celsede Somalı ailelerin avukatları, katliamdan sonra terfi alan Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklanmasını ve Havalandırma Mühendisi Fuat Ünal Aydın’ın ise “olası kasıtla ölüme sebep olma” gerekçesiyle sorgulanmasını istedi. Mahkeme ara kararında 6 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vermekle yetindi.

TKİ, Soma AŞ’nin kredi borçlarına kefil oldu

En çok zarar eden kamu kuruluşu olan TKİ’nin İzmir’de bir avukatlık firması ile anlaşarak Soma AŞ Yapı Kredi’ye olan borcuna kefil olduğu ortaya çıktı. TKİ ayrıca Soma AŞ’nin davalardaki avukatlık ücretlerini karşılayarak İzmir’deki bir hukuk firmasıyla anlaştı.

Gürkan’a savcı dayanmadı

Soma AŞ patronu Alp Gürkan’la ilgili yürütülen soruşturmada ilk savcının tatile çıktığı, ikincisinin seminere gittiği gerekçesiyle soruşturmadan alındı.

Avukatlardan katliam raporu: Katliama sebep özelleştirme ve mülksüzleştirme

12 Nisan’da 7. grup duruşmalar başladı. Duruşmaların ilk gününde evraklar okunurken sanık avukatları uyudu. İkinci gününde mağdur avukatları Soma Katliamı’na ilişkin hazırlanan raporları mahkeme heyetine sundu. Duruşmanın 4. gününde ise tutuklu olan sanıkların tutukluluklarının devamına karar verildi.

Sanıklardan Akın Çelik’in avukatı Yusuf Koçyiğit aracının “Özgürlük Güçleri Milisleri” tarafından yakıldığı gerekçesiyle savunma görevinden istifa ettiğini beyan etti. Soma AŞ patronu Can Gürkan ise TTB ve TMMOB’nin hazırlamış olduğu raporların “yalan” olduğunu ileri sürdü. Sanık avukatları ayrıca gazete kupürlerini mahkeme heyetine sunarak bir algı operasyonu yürütüldüğü iddiasında bulundu.

Gürkan’ın avukatları mağdur aileleri tehdit etti

Davanın 14 Haziran’da görülen 8. duruşması tek gün sürdü. Bilirkişi raporu yetişmeyen duruşmada mağdur avukatlarının yaptığı araştırma TKİ ve Soma AŞ’nin yapmış olduğu sondaj çalışmalarındaki skandalı ortaya çıkardı. Avukatlar sondaj çalışmasının sonuçlarına göre delillerin karartılmış olduğunun altını çizdi.

Duruşmada Can Gürkan’ın avukatı mağdur avukatlarını hedef alarak konuşma yaparken Avukat Denizer Şanlı, Gürkan’ın avukatı Kadir Çekin’i uyardı. Çekin ise “Otur sen yerine” diye yanıt verince salonda gerilim yaşandı. Ailelerin tepkisi üzerine Çekin mahkeme heyetine seslenerek  “4 gün hapis cezası verin bunlara” dedi.

Gürkan’ın avukatlarından Abdurrahman Gök ise beyan yapmak yerine divan şiiri okumaya başladı. Mağdur ailelerin tepki göstermesi üzerine Gök ailelere dönerek “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” diyerek aileleri tehdit etti. Tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilirken Soma AŞ ve TKİ yetkilileri hakkındaki suç duyurusu talebi ise reddedildi.

“Müfettişler soruşturulsun” diyen Danıştay kararından döndü

Danıştay ilk kararında müfettişlerin soruşturulabileceği yönünde karar vermişti. Fakat TKİ’nin araya girmesinin ardından Danıştay kararından dönerek müfettişlerin soruşturulmasına yer olmadığına karar verdi. Danıştay, tanık olarak ise tutuklu sanıkları dinledi.

Can Gürkan: “Soma’nın faili FETÖ”

9 Ağustos’ta görülen 9. duruşmada da bilirkişi raporu yetişmedi. Tutuklu sanık Can Gürkan savunmasında “Ülkemiz PKK,  FETÖ saldırısı altındadır. Bu örgütler Soma’yı da yapmışlardır. Soma’nın faili FETÖ” dedi. Sanık avukatlarından Ertan Ersoy ise iddianameyi hazırlayan savcılardan bir tanesinin açığa alındığını belirterek “Bu, iddianamenin nasıl hazırlandığını gösteriyor” dedi.

Sanık avukatlarından Kadir Çekin, mahkeme heyetine “Olayı çarpıtıyorsunuz” dedi ve ardından mahkeme heyetini tehdit etti.

16 Ağustos’ta bilirkişi raporu açıklandı. Raporda bir kez daha kâr hırsının ölüm getirdiği açıkça gözler önüne serildi.

“Kaza kurumun basiretli kişilerce yönetilmesi durumunda engellenebilirdi”

23 Ağustos’ta görülen 10. duruşmada bilirkişi raporu okundu. Raporda maden ocağındaki  olumsuz altyapıya dikkat çekilirken “Türkiye madencilik tarihinin en büyük iş kazası olan Soma faciasının sistemin yarattığı tüm olumsuzluklara rağmen, kurumlarımızın ve işletmenin basiretli kişilerce yönetilmesi durumunda önlenebilir olduğunu düşünmekteyiz” görüşü dile getirildi.

Can Gürkan ise savunmasında işçilerin “sınırsız bir biçimde” yalan söylediğini ileri sürerek kendisinin de iki hafta önceki duruşmada “Soma’nın faili FETÖ” demediğini iddia etti. Ramazan Doğru ise madende “bilimsel çalışma” yapılmadığını söyleyerek “Tecrübelerimizle buranın yapısını biliriz” dedi.

Mahkeme bakanlıkları sorumlu görerek tazminat kararı verdi

28 Eylül 2016’da Soma Katliamı ana davasından ayrı olarak açılan bir tazminat davasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın katliamdan sorumlu olduğuna hükmederek davacıya tazminat ödenmesine karar verdi.

FETÖ yetmeyince Gürkan çareyi Müge Anlı’da buldu

11. duruşmada sanık avukatları “yanlı davrandığı” gerekçesiyle “reddi hakim” talebinde bulundu. Mahkeme bu talebi ve sanık avukatlarının duruşmanın devam etmesine ilişkin itirazlarının tamamını reddederek duruşmayı sürdürdü. Önceki duruşmada Soma Katliamı’nı FETÖ’ye bağlayan Can Gürkan, Müge Anlı’nın programına bağlanan bir kişinin “Soma’yı ben yaktım” diyerek kayıplara karıştığını söyleyerek “Sabotaj olasılığı güçleniyor” dedi. Mahkeme heyeti Ülke TV ve ATV’ye müzekkere yazılması talebini reddetti.

Soma Katliamı Davası’nın ikinci yılında “asıl patron”a dava

“Asıl patron”un kendisi olduğunu fakat bu durumun herhangi bir cezai yükümlülük getirmediğini ileri süren Alp Gürkan hakkında Halkevleri Hukuk Dairesi suç duyurusunda bulunmuştu. Mahkeme 23 Kasım 2016’da Alp Gürkan ve dört şirket yöneticisi hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermekten dava açılmasına karar verdi.

5 Aralık’ta ise şirket yetkilileri ifade vermeye başladı. İşlerine gelmeyen sorulara hatırlamadıklarını ya da ana davaya katılmak istediklerini belirterek yanıt veren şirket yetkililerine göre kurtarma çalışmaları oldukça başarılı geçmiş.

Kaza değil, sistematik ihlal var

10 Aralık 2016 bilirkişi heyeti sunduğu ek raporda olayın kaza olmadığı, sistematik ihlallerin sonucunda gerçekleştiğini belirterek ana raporda değişiklik yapmalarını gerektirecek herhangi bir bilgi veya belge olmadığını kaydetti.

Soma AŞ yetkililerinden Hayri Kebapçılar 13 Aralık tarihinde İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde katliamda sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle ifade verdi. Avukatların sanığa yönelik sorularını mahkeme başkanı “KHK’de yetki verildiği” gerekçesiyle engellemeye çalıştı. Sonrasında ise avukatların sorularına savcı “ajitasyon ve provokasyon içeriyor” diyerek itiraz etti. Mahkeme başkanı benzer şekilde “Sizin burada şov yapmanıza izin vermem” diyerek itirazı kabul etti.

14. grup duruşmasında sanıklar yine “reddi hakim” talebinde bulundu

Sanıklar ve sanık müdafiileri 20 Aralık 2016’da görülen 14. grup duruşmalarının ilk gününde mahkeme başkanı ve bilirkişiler arasında kurulan WhatsApp grubunu gerekçe göstererek “reddi hakim” talebinde bulundu. Mahkeme bu talebi reddetti. İstifası işleme konulmayan bilirkişi ise başvuru dilekçesinin neden WhatsApp grubunda paylaşıldığını sordu.

Mağdur avukatları ise sanık avukatlarının reddi hakim için yapılan örgütlü işler olduğunu belirtti.

Sanık avukatları, reddi hakim taleplerinin reddedilmesi üzerine hakim hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti ayrıca mahkeme başkanına “Savcıyla aynı memleketlisiniz, araştırıyoruz” demesi üzerine mahkeme başkanı “Ceza yargılamasında nasıl bir savunma bu araştırın ne bulmaya çalışıyorsunuz, tüm hemşehrileri, okul arkadaşlarını araştırın” dedi.

Duruşmada bilirkişi heyetinden istifa etmek isteyen bilirkişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Aileler salonu terk etti: Bıktık yalanlarınızdan

23 Ocak 2017’de görülen 15. grup duruşmasında avukatlar Soma AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın adına yaptığı savunmada bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu raporun kurgudan ibaret olduğunu ileri sürdü. Bunun üzerine Soma aileleri “Bıktık artık yalanlarınızdan” diyerek salonu terk etti. Gürkan, tekrardan Soma Katliamı ile FETÖ arasında bağ kurmaya çalışarak “Ülkemiz FETÖ, PKK tarafından saldırı altındayken bu davaya daha dikkatli bakmak gerek” dediğini ileri sürdü. Aileler öğleden sonra yapılan bu beyan üstüne tekrar salonu terk etti. Avukat Abdurrahman Gök ise Soma Katliamı’nın bir sabotaj olduğu üzerine savunmasını yaptı. Ayrıca bir sonraki duruşmada bilirkişinin mahkemede hazır bulunması istendi.

Mağdur avukatlarından Denizer Şanlı, bilirkişiden önce Alp Gürkan’ın mahkemeye getirilmesi gerektiğini ifade etti.

24 Ocak 2017’de görülen 15. grup duruşmanın ikinci oturumunda ise mağdur avukatları, Soma Katliamı’nın FETÖ sabotajı olduğuna ilişkin yandaş haber sitelerinde yer alan haberlere ilişkin suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Mağdur avukatları ayırca Alp Gürkan, Mustafa Yiğit, Hayri Kebapçılar, Haluk Evinç, Murat Bodur’un zorla getirilmesini talep etti. Mahkeme heyeti bu talebi reddetti.

TKİ yetkililerinin yargılanmalarının önü açıldı

Soma ailelerinin avukatlarının suç duyurusu ve itirazları sonucunda TKİ ile Soma AŞ arasında yapılan sözleşme dolayısıyla “dolandırıcılık, edimin ifasına fesat karıştırmak, zimmet” gibi suçlardan yargılanamasının yolu açıldı. Savcı, avukatların suç duyurusunu yok saymış, avukatlar bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi yapılan itiraz üzerine “kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına” karar verdi.

Savcının mütalaa vermeme gerekçesi: Soma Katliamı Davası’nda FETÖ dosyası beklenmeli

18 Nisan’da 19. grup duruşmada savcılık, gizlilik kararı olan Soma’yı FETÖ’nün yaptığını iddia eden soruşturma dosyasını gerekçe göstererek bu soruşturma dosyasının beklenilmesine karar verilmesini ve tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına karar verilmesini istedi. Aileler bu talebe tepki gösterirken, Avukat Denizer Şanlı bu talebin ailelere “Ölülerinizle baş başa kalın” demek olduğunun altını çizdi.

Can Gürkan beyanda bulunurken mağdur-müşteki avukatlarına “Siz susun” diye bağırması üzerine salonda gerginlik çıktı.

Mahkeme 19. grup duruşmanın ikinci gününde savcılığın FETÖ dosyasının beklenmesi talebini reddederek davayı 11 Temmuz’a erteledi.

Heyet ve savcı değişikliğinin ardından ilk duruşma

11 Temmuz’da görülen 20. grup duruşma öncesinde ise son üç duruşmada da mütalaa vermeyen savcı görevden alınırken, Hakimler Savcılar Kurulu mahkeme heyetinde bulunan hakimlerin görevlerini yerlerini değiştirmişti. Yeni savcı mütalaa vermek için süre talep etti. Mağdur ve müşteki avukatları heyet değişikliğinin “davaya müdahale” olduğunu dile getirdi.

Yeni mahkeme heyeti: Sabotaj dosyası beklensin

Önceki mahkeme heyeti sabotaj dosyasının beklenmesi taleplerini reddederken yeni mahkeme heyeti 17 Ekim’de gerçekleşen duruşmada sabotaj dosyasının beklenmesine karar verdi. Ayrıca tutuklu sanıklardan Mehmet Ali Günay Çelik tahliye edildi. Çelik’in tahliyesi ile birlikte tutuklu sanık sayısı 5’e düştü.

“Mahkeme tarafsızlığını kaybetmiştir”

9 Ocak 2018’de görülen grup duruşmada ise beyanlarda bulunan avukatlar mahkeme heyetinin tarafsızlığını kaybettiğini, sabotaj iddialarının davayı uzatmak üzere ileri sürüldüğünü belirtti. Avukatlarda davanın bir an önce karar bağlanmasını talep etti.

Bu duruşmada da Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sabotaj üzerine başlattığı soruşturmanın beklenmesi yönünde mütalaa veren savcı esasa ilişkin herhangi bir mütalaa vermedi ve bu dosyanın davanın gidişatını değiştirebileceğini ileri sürdü. Duruşma, mahkeme heyetinin “sabotaj”la ilgili dosyanın esasa etki etmeyeceğinin incelenmesi için savcılıktan istenmesine karar verdi.

Sabotaj iddiaları boş çıktı

Can Gürkan’ın Soma Katliamı’nın terör örgütlerinin sabotajı olduğu yönündeki suç duyurusu kapsamında açılan soruşturmanın dosyası mahkeme heyetine ulaştı. 26 Mart 2018’de görülen duruşmada mahkeme başkanı, dosyada Soma Katliamı Davası’nda bulunan belgeler dışında yeni hiçbir belgenin bulunmadığını belirtti. Savcılık mütalaasında 301 kişinin bilerek ve isteyerek öldürülmesinin “hayatın olağan akışına aykırı olduğu” gerekçesiyle kasıt olmadığını fakat taksir olduğunu kaydetti.

İşletme müdürü: Güvenlik önlemi aldık, maden ocağına yangın tüpü koyduk

20 Haziran’da görülen duruşmada ise sanıklardan İşletme Müdürü Akın Çelik gereken güvenlik önlemlerini aldıklarını, maden ocağına yangın tüpü koyduklarını ve bu denli büyük bir yangını öngöremediklerini ileri sürdü.

Can Gürkan 27 Haziran günü yaptığı savunmada katliamda hayatını kaybeden Mehmet Efe’yi yeniden hedef gösterdi ve aileler ile avukatlarını tahrikle suçladı.

Kaynak: Sendika

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.