Kobane davası: 15 Baro açıklama yaptı

0 12
image_pdf

Kobanê davası: Avukatlar salona döndü

Kobanê davası, savunmaya getirilen kısıtlama nedeniyle protestoyla başladı. Duruşmayı terk eden avukatlar, tüm avukatların alınması üzerine salona döndü. Demirtaş, mahkeme heyetine tepki gösterdi. Polis, HDP yöneticileri ile gazeteciler arasında kalkan duvarı oluşturarak, basın açıklamasını engelledi.

HDP’nin önceki Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan Kobanê davası, Ankara 22’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

Mahkeme heyetinin salona gelmesinin ardından duruşma başladı. Mahkeme başkanı, dışarıda kalan avukatların salona alınması taleplerine karşılık vermedi. Salonda bulunan avukatlar alkışlarla ve sıralara vurarak bu durumu protesto etti. “Covid nedeniyle alabileceğimiz insan sayısı belli” diyen mahkeme başkanı, güvenlik ve pandemi nedeniyle bu kararın uygulandığını savundu.

Bu arada avukatların itirazı devam etti. Mahkeme başkanı, cüppesiz olan kişinin salondan çıkarılmasını istedi. Bu duruma itiraz eden avukatlara, “Duruşma düzenini bozanı dışarı alırım” yanıtı verildi. Mahkeme heyetinin bu tavrı üzerine avukatlar alkışlı protestoda bulunarak, duruşma salonunu terk etti.

  • MAHKEME HEYETİ İTİRAZLARI DİKKATE ALMADI

Tüm avukatlar salondan ayrıldıktan sonra mahkeme heyeti yargılamaya devam etti. Savunma olmadan yargılama yapılmayacağı itirazları karşılık bulmadı. Mahkeme heyeti yargılanan siyasetçilerin kimlik tespitine başladı.

  • DEMİRTAŞ’TAN ALKIŞLI DESTEK

Avukatlara, SEGBİS ile duruşmaya bağlanan Selahattin Demirtaş da alkışlarla destek verdi.

Avukatların mahkeme heyetini protesto ederek salondan ayrılmasının ardından davanın sanıkları da, kimlik tespiti için sorulan sorulara salonda savunma olmadığı gerekçesiyle yanıt vermedi.

  • AVUKAT OLMADAN KİMLİK TESPİTİNE İTİRAZ

SEGBİS’le bağlanan HDP’liler de, mahkeme başkanının kimlik tespitine ilişkin sorularını yanıtsız bıraktı.

Alp Altınörs: CMK hükümleri açıktır. Ben her hususta avukatlarımın yanımda olmasını istiyorum.

Aynı şekilde CMK’ya göre müdafi desteği alma hakkım var. Avukatım olmadan kimlik tespitini yapmak istemiyorum.

Ayla Akat: Bu koşullarda sorduğunuz sorulara cevap verebilmem mümkün değil. Şu an Türkiye siyaset tarihinin en önemli davalarından biri görülüyor. Bu dosya savunma makamı yerine oturmadığı için eksik başlamıştır. Yapmanız gereken ikinci sırada olan güvenlik personelinin çıkarılması, oranın savunmaya ayrılmasıdır.

Ayşe Yağcı: Avukatım olmadan kesinlikle sorulara cevap vermeyeceğim.

Berfin Özgü Köse, Avukatlarım olmadan mahkemenin hiçbir aşamasında herhangi bir beyanda bulunmak istemiyorum”

Gülfer Akkaya: Avukatlar alınmadan konuşmak istemiyorum.

Emine Ayna: Avukatların bu salondan gitmesinde mutlaka haklı bir gerekçeleri vardır. Sorularınızın hepsinin cevabı iddianamede var.

Emine Beyza Üstün: Avukatlarım salona alınıncaya kadar sorularınız yanıtsız kalacak. Sizi hukukun ilkelerini uygulamaya devam ediyorum.

Figen Yüksekdağ: Savunma hakkının eksiksiz biçimde yerine getirilmesi gerekiyor. Burası, savunma hakkına riayet edilmemesi yoluyla bu davanın nasıl bir rol oynadığı ve oynayacağının işaretlerini gösterdi. Bu husus konusunda hukuk kurallarında biri de savunma haklarının eksiksiz yerine getirilmesidir. Avukatların salonda hazır bulundurulmasını istiyoruz. Bu şekilde yargılamaya geçilemez. (Yüksekdağ’ın mikrofonu kapatıldı)

Sebahat Tuncel (Mahkeme salonunda): İyi niyetle gitmez bu iş, hukukla gider. Hukuk hepimizi bağlar. Siz kendi hukukunuza uymuyorsunuz. Benim avukatlarımın burada olması gerekiyor.

Gültan Kışanak: Yüzyüzelik ilkesine riayet edeceksiniz. Ne kimse kimseyi görüyor, ne sizi görüyoruz. Bir de avukatlarımızı salondan çıkardınız. Saray’ın talimatıyla karar verilmiştir. Bu dava taraflı ve bu tiyatroda biz olmayacağız. Hukuk kurallarına uymuyorsunuz. Yüz yüzelik ilkeleri yerine getirilmemiştir. Dava hükme bağlanmıştır, Saray’ın talimatlarıyla hüküm veriyorsunuz. Siz hukuka hukukun temel ilkelerine riayet etmediğiniz sürece sorularınıza cevap vermeyeceğim

Gülser Yıldırım (Kürtçe konuştu, duruşma salonunda bulunan tercüman Türkçe’ye çevirdi): Duruşmayı izliyorum, hukuk namına bir şey görmüyorum. Bu nedenle de sorulara cevap vermek istemiyorum. Bu mahkeme talimatla kurulmuştur, bu nedenle de bu mahkemenin sorularına cevap vermeyeceğim. Kimlik bilgilerim de zaten önünüzde var, bana sormanıza gerek yok.

Günay Kubilay: Ben savunma hakkımı istiyorum. Avukatlarım olmaksızın konuşmayı düşünmüyorum. Avukatımı istiyorum. Kapıları açarsanız hepsi gelecek. Mahkeme başkanı olarak bir prestij sorunu haline getirmeyin.

Mesut Bağcık: Avukatlarım olmadan hiçbir soruya cevap vermeyeceğim.

İbrahim Binici: Avukatlarım olmadan hiçbir sorunuza cevap vermiyorum.

İsmail Şengül: Avukatlarım olmadan hiçbir aşamada sorulan sorulara cevap vermek istemiyorum.

Nazmi Gür: Sizi hukuka davet ediyorum.

Sırrı Süreyya Önder: Avukatlarım olmadan cevap vermeyeceğim.

  • MAHKEME BAŞKANI MİKROFUNU KAPATTIRDI

Mahkeme başkanının mikrofonu kapatın demesi üzerine alkışlarla protesto başladı. Savunma hakkı engellenemez sloganları atıldı. Sanıklar mahkeme başkanına sırtlarını döndü.

  • AVUKATLAR: SAVUNMANIN BAĞIMSIZCA YAPILMASI KOŞULLARI SAĞLANMAZSA DURUŞMAYA DÖNMEYECEĞİZ

Duruşmanın görüldüğü salon önünde bir araya gelen avukatların açıklamasını polis engellemek istedi. Yaşanan tartışmanın ardından açıklama yapan Diyarbakır Barosu eski Başkanı Avukat Mehmet Emin Aktar, avukatların savunma görevlerini bağımsızca yapacağı koşullar yaratılmadan duruşma salonuna dönmeyeceklerini belirterek, şunları söyledi:

“Biz mahkeme başkanından dışarıdaki arkadaşlarımızın alınmasını istedik. Birçok yasal olmayan keyfi gerekçelerle almayacağını söyledi. Almazsa bizim de devam edemeyeceğimizi, çünkü savunma niteliğinin bozulduğunu ve duruşma salonunda kalamayacağımızı ve beyanımızın zapta geçirilmesini istedik. Mahkeme bunu da reddetti. Söz hakkı vermeksizin kimlik tespitine geçmeye başladı. Kimin müdafisi var kimin yok bilmeksizin bunu yapmaya çalıştı. Biz bu hukuksuzluğa ortak olmamak adına içerideki meslektaşlarımızla dışarıya çıktık. Bu davada savunma görevini üstlenen avukatların, tümü bu salonda ya da uygun görülecek başka bir salonda savunma görevlerini bağımsızca yapacağı koşullar yaratılmadığı sürece duruşma salonuna dönmeyeceğiz.”

  • DEMİRTAŞ: AVUKATLARIN TALEBİNİ YERİNE GETİRİN

HDP’nin önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da kimlik tespitiyle ilgili sorulara yanıt vermedi. Selahattin Demirtaş şunları söyledi:”Buraya susmaya değil konuşmaya geldik. Yargılanmaya değil, yargılamaya geldik. Avukatların sayısı belliydi. Her bir sanık için 3 avukat olsa da 100’den fazla avukat olacaktı. Mahkeme salonunun kalabalık olacağı önceden belliydi. Bu sorunu çözebilirdiniz. Gerçekten yargılamanın devam etmesini istiyorsanız ara verip bu sorunu çözebilirsiniz. Bilgilerimizi tabii ki mahkemeye vereceğiz. Sormak istediğiniz her türlü soruyu sorabilirsiniz, biz de savunmamızı yapacağız. Yıllardır yargılama yapıyorsunuz. Bizi onlarla karıştırmayın. Sesinizi yükseltmeyin. Karşınızda çocuk yok. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin meclis grubu eşbaşkanları karşınızda. Her ne kadar sanık sandalyesinde otursak da halkın iradesini temsil ediyoruz. Bizler medeni insanlarız. Daha önce darbecileri yargıladınız, bilemem nasıl yargıladınız. Ama bize o muameleyi uygulayamazsınız. Bir duruşma salonunda avukatların bulunması gerekir. Yargılama usulen uygun gibi gözüksün istiyorsanız avukatlar girsinler. Ben orada değilim. Yanımda avukat yok, duruşma salonunda avukat yok. Şu anda duruşma salonunda aleyhime bir şey tespit etme şansım yok. Baskı ortamında yargılamayı yapsanız da avukatların buraya girmesi gerekiyor.”

  • ‘SİZE GÜNAHIMIZI BİLE VERMEYİZ’

Demirtaş açıklamalarına karşın mahkeme başkanının kimlik tespiti için soru sormasina tepki gösterdi, “Cevap vermeyeceğim. Biz size değil cevap vermek günahımızı bile vermeyiz” dedi.

  • AVUKATLAR SALONA DÖNDÜ

Duruşmanın başında yer sıkıntısı nedeniyle salona alınmayan avukatlar dahil tüm avukatlar duruşma salonuna geri döndü. Bazı avukatlar ayakta kaldı. Avukatlar salona döndükten bir süre sonra duruşmaya ara verildi. Duruşma saat 14.00’te devam edecek.

  • MAHKEMEDEN İLK ÇİZİM

Bu arada mahkemeden ilk çizimi de, Ercan Altuntaş yaptı. HDP’nin sosyal medya hesabından paylaşılan çizim şöyle: Öte yandan duruşma öncesi polisin engelleme çabalarına karşın açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Kobanê davasının bir ‘kumpas ve siyasi intikam davası’ olduğunu söyledi.

Sincan Cezaevi kampüsü içinde yer alan duruşma salonunda görülecek dava için olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. HDP yöneticileri, milletvekilleri ve partililer arama noktalarından geçtikten sonra duruşma salonunun önüne gelebildi.

  • POLİS, HDP YÖNETİCİLERİ İLE GAZETECİLER ARASINDA KALKAN DUVARI OLUŞTURDU

Duruşma öncesi HDP Eş Başkanları’nın açıklama yapması planlandı. Ancak parti yöneticileri ile basın mensupları arasına yerleşen polis kalkanları kaldırarak görüntü alınmasına izin vermedi.

Polis ile partililer arasında basın açıklaması yapılması için görüşmeler sürerken, bu kez alana servis araçları getirildi. Basın mensuplarının önü bu kez servis araçlarıyla kapatılarak, görevlerini yapmaları engellendi. Engellemelere karşın HDP Eş Başkanı Mithat Sancar kısa bir açıklama yaptı. Sancar’ın açıklaması cep telefonları ile çekildi.

  • SANCAR: ARAMIZA ÖRÜLEN DUVAR, KORKTUKLARININ GÖSTERGESİ

Duruşma öncesinde Sincan Cezaevi kampüsü önünde konuşan Sancar, davayı ‘kumpas davası’ olarak niteleyerek şunları söyledi: “Kobane davası denen siyasi kumpas davasının ilk duruşması biraz sonra başlayacak. Duruşma başlamadan önce burada bir araya gelip bir açıklama yapmak istiyorduk ama gördüğünüz gibi aramıza duvar ördüler. Bu, hakikatten korktuklarının bir başka göstergesidir. Sesimizi bastırabileceklerini sanıyorlar ancak yanılıyorlar. Bu davada da bizi sindirebileceklerini düşündüler ama yanıldıklarını bundan sonra da göstereceğiz.

  • BU BİR KUMPAS DAVASIDIR

Bu bir siyasi kumpas davasıdır. Türkiye’deki barış arayışını, özgürlük özlemini ve demokrasi umudunu bitirme arayışıdır. Biz de özgürlük için, demokrasi için, hakikat için direnmeye devam edeceğiz.

  • AYNI ZAMANDA BİR SİYASİ İNTİKAM DAVASIDIR

Bu bir siyasi intikam davasıdır aynı zamanda. 2014 yılında IŞİD’in Kobanî’de yenilmesinin sonuçlarını hazmedememiş bir iktidarın öfkesinin ürünü olan bir davadır. HDP’nin bu iktidara yaşattığı yenilgilerin yarattığı öfkenin ürünü olan bir intikam davasıdır. Bunu hep birlikte boşa çıkaracağız. Bugün burada bulunan, yurt dışından gelen ve Türkiye’den buraya duruşmaya gelen bütün dostlara hoş geldiniz diyoruz. Bu kumpas davasını boşa çıkaracağız, demokrasi mücadelesini büyüteceğiz, iktidarın hesaplarını bozacağız ve bu ülkeyi bu otoriter tasalluttan hep birlikte mutlaka kurtaracağız. Kimsenin bundan şüphesi olmasın. Burada hakikat yalanı, inanç korkuyu yargılayacak. Cesaret bu salonlardan bütün Türkiye’ye yayılacak, bütün dünyaya ses verecek. Buradan duruşmayı izlemeye geçiyoruz. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyoruz.”

  • HDP’YE YASAK, KARŞITLARINA SERBEST

HDP’lilerin açıklama yapmasına izin vermeyen polis ve askerler, yaklaşık bir saat sonra cezaevi önüne gelen Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı üyesi bir grubun elinde pankartlarla açıklama yapmasına ise engel olmadı. Ellerinde bayrak taşıyan grup, HDP aleyhine suçlayıcı sloganlar attı.

  • DURUŞMA SALONUNDA ARBEDE

İzleyicilerin ve avukatların bir kısmının salona yerleşmesinin ardından 60’dan fazla avukattan, duruşmayı izleyici salonundan takip etmeleri istendi. Avukatların itirazı üzerine arbede yaşandı. 200’ün üzerinde avukatın hazır bulunduğu duruşmayı yurt dışından gelen temsilci ve heyetler, kadın ve gençlik örgütleri, STK ve sendika temsilci ve yöneticileri takip ediyor.

ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDK Eş Sözcüleri İdil Uğurlu ve Sedat Şenoğlu, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Milletvekili Ahmet Şık da duruşmayı izleyen siyasetçiler arasında.

  • 1200 AVUKAT SAVUNACAK

HDP yetkililerinin verdiği bilgiye göre 1200 avukat savunmayı üstlenmek amacıyla dava kapsamında yetki belgesi sundu. Yetki belgesi sunanların dışında çok sayıda avukat da davayı takip edecek. Adalet İçin Hukukçular, Avukat Dayanışması, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Çağdaş Avukatlar Grubu (İstanbul ve İzmir), Demokrasi İçin Hukukçular, Kartal Hukukçular Derneği, Katılımcı Avukatlar, Toplumsal Hukuk, Sosyal Hukuk, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Özgürlükçü Demokrat Avukatlar gibi hukuk kurumları davayı yakından takip edecek. İzmir, Diyarbakır, Van, Şırnak, Urfa, Dersim, Hakkari, Ağrı, Bursa, Mardin barolarından başkan ve temsilci düzeyinden davaya katılım sağlanacak ve katılımcı barolar hem destek hem de gözlemci sıfatıyla duruşmalarda yer alacak.

  • ULUSLARARASI DAYANIŞMA

Avrupa Parlamentosu Sosyalistler & Demokratlar Grubu’nda bulunan İsveç Sosyal Demokrat Parti ve İtalya Demokratik Partisi, Avrupa Parlamentosu Avrupa Özgür İttifakı/Yeşiller Grubu’nda bulunan Fransa Halklar ve Bölgeler Dayanışma Partisi ve Galiçya Ulusal Bloku (BNG), İlerici Enternasyonel bileşenlerinden Yunanistan MeRA25 Partisi ve Polonya Sol Parti (Razem), Fransa Sol Parti, Katalonya Cumhuriyetçi Sol Parti, Katalonya Halk Birliği Partisi (CUP), Birleşik Bask Partisi (EH Bildu).

  • 15 BARODAN ÇAĞRI: SERBEST BIRAKIN

Kobane davası için 15 baro başkanı ortak çağrı yaptı. Yargılamada hukuk devleti ilkesi ve AİHM kararının gözetilmesini isteyen baro başkanları, yargılananların serbest bırakılmasını talep etti. Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Tunceli, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van Baro başkanlarının ortak imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle: “Selahattin Demirtaş’ın 4 Kasım 2016 tarihli ilk tutukluluğunun sona ermesi sonrası bu davaya konu soruşturma kapsamında benzer isnatlarla 20 Eylül 2019 tarihinde yeniden tutuklanması, yargının siyaset kurumu üzerinde bir müdahale aracı olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi 22 Aralık 2020 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye (2) kararında; 4 Kasım 2016 tarihli ilk tutuklama kararı ile 20 Eylül 2019 tarihli ikinci tutuklama kararının birbirinin devamı olduğunu, aynı deliller ve aynı olgusal temellere dayandığını, bu delillerin makul şüphe için yeterli olmadığını, başvurucunun siyasi saiklerle tutuklandığını ve aynı saiklerle tutukluluğunun sürdürüldüğünü, son tutuklama kararının da bu saike hizmet ettiğini tespit ederek Sözleşme’nin özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5/1-c ve 5/3 maddelerinin, Ek 1 Numaralı Protokol’ün 3. maddesinde düzenlenen serbest seçim hakkının, Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğünün ihlâl edildiğine; bununla birlikte tutukluluğunun siyasi saiklere dayanması gerekçesiyle Sözleşme’nin 5. maddesi ile bağlantılı olarak Sözleşmenin 18. maddesinin ihlâl edildiğine ve Sözleşme’nin 46. maddesi uyarınca derhal serbest bırakılmasına karar vermiştir. Karar sonrası AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekle yükümlü olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de yaptığı açıklamada, Selahattin Demirtaş’ın hak ihlaline uğradığı ve derhal serbest bırakılması gerektiğine yönelik AİHM kararının Haziran’a kadar uygulanmasını talep etmiştir. AİHM kararına göre Selahattin Demirtaş yargılaması yargının siyaset kurumu üzerinde bir müdahale aracı olduğunun güçlü işaretlerini taşıdığından henüz yargılama başlamadan büyük bir meşruiyet kriziyle karşı karşıyadır. Bu krizin çözümü için öncelikle Selahattin Demirtaş dahil dosyadaki tutukluların serbest bırakılması ve Türkiye’nin uymayı taahhüt ettiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleriyle AİHM kararlarına uyulacak yeni bir sürecin başlatılması gerekmektedir. Aksi taktirde hukuk devleti ilkesinin onarılamayacak bir biçimde ağır yara alacağı bir dönemin yaşanacağı ve bu durumun da demokratik toplum düzenine zarar vereceği kuşkusuzdur. Biz aşağıda imzası bulunan Barolar; yargılamada hukuk devleti ilkesi ve AİHM kararının gözetilmesini ve yargılananların serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

  • HDP EŞ BAŞKANLARI VE MİLLETVEKİLLERİ İZLİYOR

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yanı sıra HDP’nin tüm Meclis Grubu duruşmada hazır bulundu.

  • CHP’DEN 4 KİŞİLİK HEYET

CHP de davayı Meclis İnsan Hakları Komisyonu üyeleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Haydar Hakverdi, Servet Ünsal ve Parti Meclisi’nden Semra Dinçer’in olduğu 4 kişilik heyetle takip ediyor.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.