Çin’de Mao’dan itibaren iktidar mücadelesi: Siyasi sistemin yapısı; fraksiyonlar, liderler ve siyasal dinamikler
– Giriş
Çin Halk Cumhuriyeti, dışarıdan bakıldığında yekpare ve homojen bir siyasi yapı görünümüne sahip olsa da, Çin Komünist Partisi (ÇKP) içerisinde uzun yıllardır süregelen yoğun bir iktidar mücadelesi mevcuttur. Mao Zedong’un ölümünden sonra başlayan bu süreç, farklı fraksiyonların ideolojik ve çıkar temelli rekabetiyle şekillenmiştir. Bu bağlamda Çin siyasal elitinin temel aktörleri üç ana grup etrafında toplanmaktadır: Komünist Gençlik Birliği kökenliler (Komsomol), Pekin kanadı (Prensler/Qırmızı aristokrasi) ve Şanghay grubu.
Bu makalede, Çinin siyasi sistemin yapısı ve işleyişi, söz konusu fraksiyonların ortaya çıkış dinamikleri, temsil ettikleri toplumsal kesimler ve Çin siyasal sistemi içindeki güç dengelerine etkileri incelenecektir. Ayrıca günümüz lideri Xi Jinping döneminde bu dengelerin nasıl değiştiği ve Çin’in hem iç hem de dış sorunlarıyla nasıl bağlantılı olduğu ele alınacaktır.
Çin’de Parti ve Parti Merkezli Devlet Yönetimi
Çin Komünist Partisi (ÇKP) hiyerarşisinde, en üst düzey otorite Parti Ulusal Kongresi tarafından sağlanmaktadır. Kongre, beş yılda bir düzenlenmekte ve parti yönelimini, politikalarını ve liderliğini belirlemektedir. Kongreden sonra, Merkez Komite, Kongre’nin kararlarını uygulamakta ve parti yönetimi hakkındaki önemli kararları almaktadır. Merkez Komite tarafından seçilen Politbüro, partinin en üst düzey karar alma organıdır ve Daimî Komite, Politbüro’nun liderliğini ve kararlarını denetlemektedir. Genel Sekreter, en üst liderdir ve partinin ve devletin yönetiminde anahtar bir rol oynamaktadır. Sekreterlik, Politbüro ve Politbüro’nun Daimî Komitesi’nin kararlarını koordine etmekte ve uygulamaktadır. Merkezi Askeri Komisyon, Çin’in en üst askeri organıdır ve askeri politikaları belirlerken, Disiplin Denetimi Merkez Komitesi, parti içi yolsuzluk ve disiplin ihlallerini soruşturmakta ve ele almaktadır. Bu kurumlar, ÇKP’nin iç işleyişinde ve yönetiminde önemli roller üstlenmektedir ve Çin’in siyasi, askeri ve toplumsal alanlarında otorite sahibidirler.
ÇKP’nin Çin’deki rolü çok yönlüdür ve ülkenin yönetimi, ekonomisi, toplumu ve kültürüne kadar birçok alanda ana yönlendirici konumdadır. 1921’de kurulan ÇKP, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasından bu yana devletin yegâne gücünü kontrol eden siyasi partidir. Merkezi ve hiyerarşik bir yapı aracılığıyla yönetilir ve nihai yetki, partinin en üst karar alma organı olan Politbüro Daimî Komitesi’ne verilmektedir. ÇKP Genel Sekreteri, Çin’deki en güçlü siyasi figürdür ve Merkezî Askerî Komisyonun Başkanı olarak aynı anda hizmet vermektedir.
İdeolojik olarak ÇKP, Marksizm-Leninizm’i, Devlet Başkanı Mao Zedong Düşüncesini, Deng Xiaoping Teorisini, Bilimsel Bakışını ve “yeni Dönemde Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm Üzerine Xi Jinping Düşüncesini benimsemektedir. Bu ideolojiler partinin politikaları ve eylemleri için yol gösterici ilkeler olarak hizmet etmektedirler. Çin siyasetinin merkezi aktörü ÇKP’dir. Çin siyasetinin dinamiklerini ve sürecini daha iyi anlamak için parti merkezli yaklaşımından incelemek önemli ve zorunludur. Çin, siyasi düzeninde devlet ve parti iç içe geçmiştir. ÇKP’nin hali hazırda 91 milyondan fazla üyesi bulunmaktadır. Çin’de ÇKP’nin dışında ÇKP’ye ek olarak sekiz siyasi parti daha vardır. Bu sistemde, ÇKP’nin yanı sıra “Birleşik Cephe” olarak bilinen diğer sekiz küçük siyasi partiye izin verilmektedir. Çin’de teknik olarak bahsi geçen siyasi partiler bulunsa da, bu partiler “ÇKP’nin liderliğinde çok partili iş birliği ve politik danışma” rolleriyle faaliyet göstermektedirler.
Dolayısıyla Çin tek partili otoriter bir diktatörlük tarafından yönetiliyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) devleti (yani hükümeti) tamamen tek bir iktidar siyasi partisinin, ÇKP’nin tekelci kontrolü altındadır. Devlet ve parti kurumları nominal olarak ayrıdır ve Çin bazen devlet ve parti pozisyonları için ayrı rollerin sürdürüldüğü “çift” bir siyasi sistem olarak anılır. Örneğin, bir ilin Valisi (eyalet lideri) genellikle aynı ilin Parti Sekreterinden (parti lideri) ayrı bir kişi olabilir. Ancak gerçekte parti tamamen devlet sistemi ile iç içedir, hükümetin tüm önemli pozisyonları ÇKP parti üyeleri tarafından tutulmaktadır ve parti liderliği pozisyonları teorik olarak aynı seviyede olan devlet liderlerine göre her zaman önceliklidir. Bu nedenle ÇKP’den ayrı bir Çin devletinin varlığı yalnızca nominaldir ve “parti devleti” ifadesi genellikle Çin rejimine daha doğru bir şekilde atıfta bulunmak için kullanılır.
Tarihsel Arka Plan: Parti Merkezli Devlet Yönetimin Modernleşme Hareketleri
1949-1957 yıllarında Çinliler, ilk ve en güçlü komünist devlet olan Sovyetler Birliği’nin deneyimini taklit ederek “bir tarafa yaslanma stratejisini benimsemiştir. Bu kapsamda da 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından devlet yapısı ÇKP’nin önderliğinde adım adım oluşturulmuştur. 1958-1966 yıllarında ise Çinliler kendi devrimci sosyalist gelişme modellerini tanışmışlardır. 1958 yılında Mao Zedong ve parti yöneticileri, Sovyetler Birliği’nden ithal edilen kalkınma stratejisine alternatif olarak “İleriye Büyük Atılım ” girişimi fikrini öne sürmüşlerdir. Endüstriyel devrimi bu atılımla tamamlamak isteyen Çin’de tarımın durması ve yaşanan kıtlık neticesinde on milyonların ölümüne neden olmuştur.
1966-1976 yıllarında Devlet Başkanı Mao Zedong, birçok komünist liderin sosyalizme karşı çıkan ve iktidardan atılması gereken yozlaşmış “kapitalist yolcular olduğunu savunmuş, bu bağlamda toplumu “yozlaşmışlıktan” çıkartmak için “Kültür Devrimini” başlatmıştır. Mao’nun başlattığı, Kültür Devrimi hem güç mücadelesi hem ideolojik bir mücadele hem de kültürü dönüştürmeye yönelik kitlesel bir kampanyaya dönüşmüştür. Bu süreçte Mao Zedong, parti içindeki muhalefeti ve entelektüelleri elimine etmek ve itibarsızlaştırmak -için- komünist gençleri mobilize ve marjinalize etmiştir. Bu süreçte kültürel, tarihi, dini birçok mabet, eser yok edilmiş ya da büyük hasar görmüştür.
1976’de Mao Zedong’un ölümüyle bu süreç sona ermiş, Mao’nun yerine 1978’de geçen Deng Xiaoping, yeni bir düzen inşa etmek ve ülkeyi modernleştirmek için çalışmalar yapmıştır. Bunlardan en büyüğü ve günümüz Çin’inin hala temel ekonomik politikası olan “Dışarıya Açılım devrimidir. Kültür Devrimi’nin sona ermesinin ardından ÇKP ve devlet yeniden inşa edilmiş; partinin mutlak gücü tekrar ele alınmıştır. Geçmiş dönemde yaşanan pişmanlıklardan ötürü bu geçiş sureci devleti yönetenler ve güçlü halk desteğiyle hızlı yaşanmıştır. Halk Kongresi’nin gücü ve işlevi güçlendirilirken, Komünist Parti-devlet ilişkisi kurumsallaştığı bir düzene oturmuştur.
ÇİN’DE MAO’DAN BAŞLAYAN İKTİDAR MÜCADELESİ
Çin siyasi sistemi içindeki en önemli pozisyonlar, kurumlar veya güç merkezleri nelerdir?
Politbüro, 96 milyon üyeli ÇKP’ye başkanlık eden partinin Merkez Komitesinin (yaklaşık 350-400 tam ve yedek üye arasında değişen) önde gelen çekirdeğidir. Politbüro içinde gerçek güç, yedi üyeli Daimi Komite’ye (PBSC) aittir. Partinin zirvesinde Genel Sekreter (bu unvan geçmişte değişmiş olsa da), şu anda Xi Jinping var. Genel Sekreter aynı zamanda ÇHC Başkanı ve Çin ulus devletinin değil, özellikle ÇKP’nin ordusu olan Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) en üst düzey liderliği olan Merkezi Askeri Komisyon (CMC) Başkanı pozisyonunu da işgal ediyor. Yüzeyde homojen bir görünüm arz etmesine rağmen, Çin elitinin siyasi öncelikleri sanıldığı kadar yeknesak değildir. Uzmanlar, Çin Halk Cumhuriyeti’nde (ÇHC) yalnızca devlet çıkarlarının üstünlüğünü savunan muhafazakâr çevrelerin değil, aynı zamanda ABD ve Britanya elitleriyle iş birliği yapan küreselci grupların da var olduğuna dikkat çekmektedir. Süreç kabaca şu şekilde gelişmiştir: Görece kısa bir tarihsel dönemde elde edilen ekonomik başarılar ve askeri-teknik ilerlemeler sonucunda Çin’in dış politikadaki konumu önemli ölçüde güçlenmiştir. Bu bağlamda, Çin dış askeri-siyasi genişlemeye değil, içsel konsolidasyona ve ekonomik tedbirlere dayanmaktadır. Çin yönetiminin temel devlet görevlerinden biri, ülkenin Sovyetler Birliği senaryosuna benzer şekilde parçalanmasının ön koşullarını engellemektir. Bu açıdan Sovyetler Birliği’nin çöküşünün hızı ve sonuçları Çin liderliği üzerinde derin bir etki bırakmıştır.
Çin Komünist Partisi (ÇKP), dışarıdan bakıldığında monolitik bir yapıya ve “tek ideolojik güç” görünümüne sahip gibi görünse de, parti içinde Şanghay Grubu, Pekin Komandosu (ya da Prensler) ve Komsomolcular olmak üzere üç temel fraksiyon arasında uzun süreli ve çok katmanlı bir güç mücadelesi yaşanmaktadır.
1. Komsomolcular (Tuanpai)
Köken: Komsomolcular, Mao Zedong döneminde şekillenen gençlik örgütleri ve toplumsal seferberlik hareketlerinden ortaya çıkmıştır. Bu grup, ideolojik olarak Mao dönemi kitle siyaseti anlayışının modern biçimini temsil eder.
Başlıca liderler: Hu Jintao, Li Keqiang.
Toplumsal taban: Kentli gençlik, düşük gelirli kesimler ve devlet sektöründe çalışan emekçilerden oluşmaktadır.
İdeolojik konum: Görece liberal bir çizgiye sahiptir. “Eşitlik” ve “ortak refah” ilkelerine vurgu yaparak, gelir dağılımında adalet ve toplumsal dengeyi ön plana çıkarır.
Dış bağlantılar: Batı dünyasıyla, özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık elit çevreleriyle belirli düzeylerde iş birliği yapmakla suçlanmıştır. Bu nedenle Çin iç siyasetinde “küreselci” eğilimleri temsil ettiği düşünülmektedir.
Güç kaynakları: Kitle iletişim araçları ve propaganda mekanizmaları üzerinde tarihsel bir etkileri vardır. Ayrıca yoksul kesimlere yönelik sosyal refah programları, Komsomolcuların taban desteğini güçlendiren başlıca araçlardan biridir.
2. Prensler veya Pekin Komandosu
Köken: “Prensler” olarak adlandırılan bu fraksiyon, Çin Devrimi’ne öncülük etmiş eski parti liderlerinin ailelerinden gelen veya ordu-bürokratik yapılarda kök salmış kadrolardan oluşmaktadır. Bu nedenle parti içi “kırmızı aristokrasi” olarak da nitelendirilir.
Başlıca lider: Şi Cinping (Xi Jinping).
Toplumsal taban: Halk Kurtuluş Ordusu, güvenlik aygıtı ve büyük devlet işletmeleri.
İdeolojik konum: Muhafazakâr ve milliyetçi bir yönelime sahiptir. “Çin Rüyası” (Zhongguo Meng) kavramı çerçevesinde ulusal birlik, güçlü devlet ve merkezî otorite vurgusu yapar. Bu çizgi, ülkenin Sovyetler Birliği benzeri bir çözülmeye sürüklenmesini önlemeyi stratejik hedef olarak görür.
Amaç: Toplumsal istikrarı korumak, rejimin sürekliliğini sağlamak ve ulusal kimliği güçlendirmek. Bu doğrultuda ordu ve güvenlik kurumlarıyla güçlü bir ittifak sürdürmektedir.
3. Şanghay Grubu (Şanghay Klanı)
Köken: Şanghay Grubu, Deng Xiaoping reformları döneminde ekonomik kalkınmanın merkezi hâline gelen Şanghay elit çevresinden doğmuştur. Bu fraksiyon, Çin’in piyasa ekonomisine geçiş sürecinde önemli bir rol oynamıştır.
Başlıca lider: Jiang Zemin.
Toplumsal taban: Girişimci sınıf, teknokratlar, finans çevreleri ve deniz ticaretine dayalı sahil şehirlerinin elitleri.
İdeolojik konum: Pragmatik ve ekonomik yönelimli bir ideolojiye sahiptir. Küresel ticaret sistemine entegrasyonu ve Çin’in uluslararası sermaye piyasalarıyla bütünleşmesini destekler. Devletin ideolojik katılığını yumuşatarak ekonomik büyümeyi öncelikli hedef hâline getirir.
Xi’nin görevde kaldığı süre boyunca, Genel Sekreterlik pozisyonu Çin sistemi içinde neredeyse en yüksek güce sahip hale geldi. Genel Sekreter ve Merkez Sekreterlik (ÇKP’nin günlük operasyonlarından sorumlu) altında nominal olarak Devlet Konseyi (Başbakan veya sistemdeki #2 lider tarafından yönetilir), esasen bir Batı devletindeki yürütme kabinesine eşdeğerdir, ancak bu organın gücü, gücü devlet organlarından partiye doğru yeniden yönlendiren Xi Jinping döneminde keskin bir şekilde azalmıştır. Bunu, Devlet Konseyi gibi devlet kurumlarının üzerinde ve üzerinde üst düzey karar alma yetkisini üstlenen düzinelerce parti “komitesi”, “komisyon” ve “lider grup” oluşturarak (ve kendisi başkanlık ederek) yaptı.
Bir Marksist-Leninist olan ve bu nedenle “gücün silahın namlusundan çıktığını” anlayan Xi, Çin sistemi içindeki sert güç kaldıraçları üzerindeki kontrolünü güvence altına almaya ve bunları kontrol uygulamak ve sürdürmek için kullanmaya da büyük önem verdi. Bunlar arasında PLA, istihbarat ve güvenlik bakanlıkları ve tüm yasal ve güvenlik uygulama makamlarını denetleyen Merkezi Siyasi ve Hukuki İşler Komisyonu (CPLAC) yer alıyor. Xi’nin hükümdarlığı döneminde özellikle güçlü olan, “parti disiplini” ihlallerini (yani yolsuzluk faaliyetlerini) araştıran ve Xi tarafından sistem içindeki siyasi rakiplerini hedef almak ve tasfiye etmek için son derece etkili bir şekilde kullanılan Merkezi Disiplin Teftiş Komisyonu’dur (CCDI).
Xi Jinping Döneminde Ortaya Çıkan Yeni Gruplar / “Xi Kadrosu”
2012’den itibaren Xi Jinping’in liderliği ile birlikte eski fraksiyonların gücü azalırken, Xi’ye daha doğrudan bağlı, sadakat temelli yeni alt gruplar öne çıkmıştır. Bu gruplar bazen eski fraksiyonlarla örtüşüyor, bazen onların yerini alıyor.
Aşağıdaki gruplar Xi döneminde önemli hâle gelmiştir:
1. Fujian Grubu:
Xi Jinping’in Fujian’daki kariyer döneminde kurduğu bağlar ve önemli arkadaş çevresi buradan gelmekte. Cai Qi, Huang Kunming gibi isimler bu gruptan kabul edilmektedir.
2. Shaanxi Grubu:
Shaanxi eyaletinden gelen liderlik ve parti kadroları; Zhao Leji, Zhang Youxia, Li Xi gibi isimlerle ilişkilidir. Xi’nin bazı çalışmalarında bu bölgeden çıkmış kişiler önemli rollerde yer almaktadır.
Şanghay Bağlantılı Kadrolar
Xi’nin Zhejiang’daki dönemi ve Şanghay ile kıyı bölgelerindeki idari görevler, buradan gelen sadık kadroların yükselmesine olanak sağlamıştır.
Askerî-Endüstriyel / Güvenlik Sektörü Bağlantıları:
Xi’nin yetki alanını genişletirken ordunun, güvenlik kurumlarının, propaganda / ideoloji aparatının liderliğini sağlamlaştırdığı görülüyor. Bu kişiler Xi ile kişisel ya da kariyersel bağlar üzerinden kaynaşan; disiplin, ideolojik sadakat ve parti içi kontrol mekanizmalarında yer alanlardır.
Mevcut Güç Dengesi ve Mücadelelerin Özellikleri
Xi Jinping’in güç konsolidasyonu sürecinde birkaç belirgin trend var:
– Sadakat önceliği: Yöneticilerin yükseltilmesinde “Xi’ye bağlılık”, geçmiş iş birlikleri ve kişisel bağlar, fraksiyonel aidiyetten çok daha önemli hale geldi.
– Eski fraksiyonların etkisinin zayıflaması: Tuanpai ya da Shanghai Clique gibi geleneksel gruplar, eskiye nazaran daha geri plandadır; etkileri kontrol ediliyor, üye sayılarına ve pozisyonlarına göre sınırlandırılıyor.
– Kurumsal mekanizmaların silikleşmesi ve liderlik merkeziyetçiliği: Politbüro Daimî Komitesi (PSC) ve diğer üst düzey karar mekanizmalarında Xi’ye bağlı kişiler çoğunlukta. Karar süreçlerinde kolektif liderlikten ziyade Xi’nin etkin rolü belirgin.
– Antikorrupsyon kampanyasının fraksiyonları tasfiye etmek için bir araç olarak kullanılması: Xi yönetimi, “yolsuzlukla mücadele” söylemiyle bazı önemli figürleri görevden alıyor veya etkisizleştiriyor; bu suretle rakip olabilecek damarlar kurutuluyor.
– İdeolojik ve propagandaya dair kontrol: İdeoloji, medya, parti içi eğitimler gibi kurumlar Xi’nin çizgisini pekiştirmek için kullanılıyor; propaganda mekanizmaları yeniden düzenlenmiş durumda.
Potansiyel Fraksiyonlar ve Geleceğe Yönelik İşaretler
Günümüzde sahip olduğumuz analize göre, aşağıdaki gruplar Xi idaresi altında giderek daha belirgin hâle geliyor ve ileriye dönük mücadelenin yönünü belirleyebilir:
– Xi Sadakat Grupları: Fujian, Shaanxi, Zhejiang gibi bölgelerden gelen ve Xi ile geçmişte çalışan kişiler. Yükselen bu grup, partinin en üst kademelerinde daha fazla temsil ediliyor.
– Askerî / Savunma-Endüstriyel Kanat: Bu alandaki liderlerin sayısı ve önemi artıyor. Devlet kapasitesi, savunma sanayi ve teknolojik otonomi vurguları bu grubun politika ağırlığını artırıyor.
– Teknokrat / Eğitim Temelli Kadrolar (Özellikle Tsinghua bağlantılı): Eğitim, parti örgütlenmesi ve bürokrasi alanlarında üniversite geçmişi ve teknik uzmanlığı olan liderler önem kazanıyor. Bu kişiler genellikle ideolojik çizgide Xi’ye yakın duruyor ancak farklı arka planlara sahipler.
Kim Baskın, Kim Geri Planda?
– Baskın grup: Xi Jinping liderliğindeki yeni dönem sadakat grubu. Bu grup, eski fraksiyonları zayıflatmış, önemli pozisyonlara kendi adamlarını yerleştirmiş ve parti içi denetimi sıkılaştırmıştır.
– Geri planda kalanlar: Traditionalist Princeling mensuplarının bir kısmı, Tuanpai çevresi ve Shanghai Clique’in eski etkisi büyük oranda sınırlandırılmıştır. Bazıları hâlâ sembolik ya da lokal güç sahibidir, fakat merkezi karar alma süreçlerinde belirleyici değiller.
– Rekabetin şekli değişmiş durumda: Artık doğrudan fraksiyonların klasik çatışmasından ziyade sadakat, geçmiş bağlar, bölgesel köken, ideolojik uyum ve Xi ile ilişkiler üzerinden rekabet geçiyor.
Çin siyasi sistemi içinde üst düzey politika kararları nasıl alınıyor? Peki ya günlük politika kararları ve yönetişim?
ÇKP Politbürosu ve Daimi Komitesi (en önemlisi Xi Jinping’in kendisi) üst düzey politika karar alma süreçlerinde merkezi bir rol oynarken, politika kararları esas olarak merkezi komisyonlar ve önde gelen gruplar (tipik olarak Xi tarafından yönetilir, ancak her zaman onun tarafından yönetilmez) ile Merkez Sekreterlik ve Devlet Konseyi tarafından yürütülür. Bununla birlikte, tüm bu kurumlar içinde, günlük karar alma süreçleri genellikle bu kurumların veya komisyonların başkanları tarafından değil, tipik olarak Genel Ofisleri olarak adlandırılan iç yönetim organlarının liderliği tarafından alınır. Tipik olarak örgütün Politbüro düzeyindeki bir yardımcısı tarafından yönetilen bu ofisler, devletin resmi bakanlıklarının yanı sıra Çin politika konularının gerçek yönetiminin çoğunu yürütür.
Ek olarak, Çin’in eyalet ve belediye düzeyindeki parti ve eyalet hükümetleri, ülkenin büyüklüğü ve karmaşıklığı göz önüne alındığında, Çin sistemindeki politikanın gerçek anlamda uygulanmasında kritik bir rol oynamaktadır. Ayrıca, politika önlemlerinin uygulanması ve denenmesi açısından merkezi hükümet tarafından sıklıkla bir miktar esneklik verilir – ancak bu, özellikle Xi Jinping’in giderek merkezi kontrole sahip olduğu göz önüne alındığında, abartılmamalıdır.
Çin siyasi sistemi içinde gayri resmi ağlar ve ilişkiler ne kadar önemlidir? Varsa, ÇKP içindeki mevcut ana hizipler nelerdir? Bu gruplar nasıl var oluyor ve bireyler nasıl onların bir parçası oluyor? Kimin hangi fraksiyonda olduğunu nasıl bilebiliriz?
Gayri resmi ağlar ve ilişkiler, hem geleneksel Çin sosyal normlarının kişilerarası ilişkilere vurgu yapması hem de ÇKP rejiminin hukuka göre egemenlik yerine “kişiliğe göre yönetim” şeklindeki tarihsel doğası nedeniyle Çin siyasi sisteminde son derece önemlidir. ÇKP sisteminde, siyasi hizipler güçlü siyasi figürlerin kişilerarası ağları etrafında oluşma eğilimindedir (ayrıca yukarıdaki bölgesel güç üsleri hakkındaki nota bakınız). Şu anda, Çin sisteminde, her biri mevcut veya eski bir üst düzey liderin etrafında toplanmış üç büyük grup bir miktar etkiye sahip: Jiang Zemin’in grubu, Şanghay’ın Jiang’ın ana güç üssü olması nedeniyle genellikle “Şanghay Çetesi” olarak anılır; Hu Jintao’nun Komünist Gençlik Birliği fraksiyonu (veya “tuanpai”) olarak da bilinen fraksiyonu, Hu’nun kariyer yolu ve ağının ÇKP liderliğindeki bu gençlik örgütü içinde oluşturulmuş olması nedeniyle; ve Xi’nin on yıl önce iktidara gelmesinden bu yana hızla ortaya çıkan Xi Jinping fraksiyonu. Xi’nin fraksiyonu, her biri kariyeri boyunca bir zamanlar iktidarı elinde tuttuğu farklı bölgeler etrafında inşa edilmiş bir dizi alt grup içeriyor ve bunların belki de en dikkate değer olanı, Xi’nin Parti Sekreteri ve Zhejiang eyaleti Valisi olarak görev yaptığı süre boyunca topladığı sadıklar için bir takma ad olan “Yeni Zhijiang Ordusu”dur (yazım farkı kasıtlıdır). Bu grubun pek çok üyesi, Xi’nin göreve gelmesinden bu yana hızla iktidar pozisyonlarına yükseldi.
Bununla birlikte, Çin siyasetinde hizipler önemli olsa da, hangi bireyin varsa hangi fraksiyona ait olduğunu kesin olarak bilmek genellikle çok zordur. Bunun başlıca nedeni, belirtildiği gibi, hiziplerin gayri resmi ağlara ve (kamuya açık olmaktan ziyade) kişisel bağlantılara dayanmasıdır. Ve Çin elit siyasetinin yoğun doğası göz önüne alındığında, bireyler genellikle bu bilgileri mümkün olduğunca gizli tutmaya çalışırlar. Bu nedenle Çin siyasetinin gözlemcileri, Çinli siyasi figürler arasındaki hizip bağlantılarını tahmin etmeye çalışmak için genellikle ortak doğum yerleri, gidilen okullar veya örtüşen iş deneyimi gibi küçük, hatta görünüşte önemsiz bilgi parçalarını kullanırlar. Bunun güvenilirliği elbette sorgulanabilir; kimin kime sadık olduğunu algılamaya çalışırken hiç yoktan iyidir – Çinli politikacılar da şaşırtıcı olmayan bir şekilde aynı şeyi yapıyor.
Çin’de siyasi liderliğin ve hükümetin nasıl işlediğini belirleyen sabit kurallar mı yoksa yalnızca gayri resmi normlar mı var? Örneğin, Çin’in üst düzey liderlerinin ve kadrolarının ne kadar süre iktidarda kalabilecekleri konusunda bir sınır var mı?
Çin’de siyasetin nasıl işlediğine dair hem sabit kurallar hem de gayri resmi normlar olsa da, ilki az, eksik ve zayıf bir şekilde takip ediliyor. Bu, ikincisinin çoğunlukla sistemi yönetmesine neden olur. Örneğin, ÇHC anayasası, Başbakanlık gibi çoğu devlet liderliği pozisyonu için süre sınırları öngörse de (5 yıllık dönemler, en fazla iki ardışık dönem), parti pozisyonları için bu konuda sabit kurallar yoktur. Ve tüm eyalet liderleri genellikle parti liderleri olduğundan, kuralın çok az sabit etkisi vardır. Bununla birlikte, hiçbir zaman kamuya açıklanmamasına ve hatta duyurulmamasına rağmen, onlarca yıldır takip edilerek şekillendirilen bazı gayri resmi normlar olmuştur. Örneğin, Politbüro düzeyindeki pozisyonlar için emeklilik yaşı sınırı olan 68’e ek olarak (yukarıda belirtildiği gibi), yetkililerin 65 yaşına kadar bakanlık düzeyinde tam bir pozisyon alamamaları halinde emekli olmaları gayri resmi bir politikadır.
Parti devletinde ideoloji nasıl işler? Nasıl belirlendi ve Çin’de açık olan farklı ideolojik yollar var mı? Bu farklı ideolojik yollar politika oluşturmayı nasıl etkiler?
ÇKP’nin resmi ideolojisi, esasen Marksizm, Leninizm ve “Mao Zedong Düşüncesi”nin benzersiz ideolojik yaklaşımının bir karışımı olan “Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm”dir. Bu, Mao sonrası dönemde partinin üst düzey liderlerinin her birinin sırasıyla “Deng Xiaoping Teorisi”, “Üç Temsil” (Jiang Zemin tarafından), “Bilimsel Gelişme Perspektifi” (Hu Jintao tarafından) ve bugün “Xi Jinping’in Yeni Bir Çağ İçin Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm Üzerine Düşüncesi” başlıklı ideolojik katkılarıyla desteklendi. Bu ideolojik külliyat, 96 milyon üyeli ÇKP’nin kadroları için sadece siyasi stratejiyi değil, sosyal ve ekonomik yaşamın tüm hayati yönlerini kapsayan temel doktrin sağlama işlevi görür. Tüm parti üyelerinin ve devlet kadrolarının (ve ideal olarak rejim söz konusu olduğunda, Çin’in tüm sakinlerinin) bu ideolojiye bağlı kalması gerekiyor ve resmi olarak Çin’de açık alternatif ideolojik yollar yok. Bununla birlikte, ekonominin Mao sonrası piyasalaşmasıyla birlikte, sınırlı derecede düşünsel çeşitlilik ortaya çıktı ve ÇKP’nin Çin ekonomisini geliştirmede piyasa mekanizmalarını benimsemesi, Çin’in kalkınmasını ilerletmek için piyasa temelli (yani kapitalist) önlemlerin nasıl ve ne ölçüde kullanılması gerektiği konusunda süregelen anlaşmazlık da dahil olmak üzere, etkili bir şekilde farklı ideolojik yollar açtı.
Parti Kongresi nedir?
Parti Kongresi nedir ve neden önemlidir?
Çin Komünist Partisi Ulusal Kongresi (NCCCP), tipik olarak basitçe Parti Kongresi olarak anılır, teorik olarak ÇKP’nin en yüksek organı olan bir organdır (bu işlevsel olarak kurgu olsa da). Bu organ, resmi yasaları geçirmek için daha düzenli olarak toplanan Ulusal Halk Kongresi (NPC) ile karıştırılmamalıdır. Ulusal düzeydeki Parti Kongresi sadece beş yılda bir, yaklaşık bir hafta boyunca toplanır ve ÇKP’nin il düzeyindeki parti kongreleri tarafından parti üyeleri arasından seçilen iki binden fazla Kongre “delegesi” katılır. Parti Kongresi, Parti Kongresi’nin ertelenmesinin hemen ardından Merkez Komite’nin ilk genel kurulunda ÇKP’nin üst düzey liderliğini belirleyerek, önümüzdeki beş yıl için Merkez Komite üyeliğini resmen onaylar (Parti Kongresi’nin yetkileri daha sonra genellikle yılda bir kez tam olarak toplanan Merkez Komite’ye devredilir). Ancak gerçekte, bu seçimler önceden yapılmıştır.
Parti Kongresi’nde gerçekte ne oluyor? Kararlar orada mı alınıyor, yoksa önceden mi belirleniyor?
Parti Kongresi’nde ÇKP liderliğinin seçimi esasen törensel olsa da, bu, olayın Çin elit siyaseti için muazzam önemini azaltmaz. Parti Kongresi’nin kendisi düzenlendiği zaman, ÇKP’nin en üst düzey liderliği ve bu liderliğe katılacak potansiyel adayların hepsi konumlarını iyileştirmek için perde arkasında itişip kakışırken, yoğun bir acımasız iç politika, hizip pazarlığı ve bireysel rekabet meydana gelmiş olacak. Bu, Xi Jinping’in geçmişte beklenmedik yükselişinde olduğu gibi dramatik bir siyasi değişime yol açabilir.
Çin’in siyasi sisteminde liderlik pozisyonları için bireyler nasıl seçiliyor? Kimin yükselen yıldız olduğunu ve kimin olmadığını nasıl anlayabiliriz? Parti Kongresi’nde Çin’in en üst düzey lideri olacak bir “halefin” atanıp atanmadığını nasıl anlayabiliriz?
Bu, Çin siyasetinin en şeffaf olmayan – hatta bazıları “mistik” bile diyebilir – kısımları arasında yer alıyor, öyle ki seçim sürecine dahil olan kişiler bile çoğu zaman bir kadronun terfisini güvence altına almada hangi faktörün fark yarattığını söyleyemiyor. Bunun başlıca nedeni Çin’in “arka oda” siyasetinin son derece gayri resmi doğasıdır. Bununla birlikte, işaretler ve alametler, siyasi bir yıldız ortaya çıktığında tanınabilir. Genellikle bu yıldız, aynı rütbedeki akranlarının çoğundan daha gençtir, bu rütbeleri daha hızlı tırmanır ve iş ilanlarını daha çabuk tamamlar. Tipik olarak, büyük bir parti liderinin (özellikle parti başkanının) güvenine ve himayesine sahip olduklarına inanmak için bir neden gösterirler ve kariyerleri genellikle bir noktada bu figürle örtüşür. En üst düzeyde, bir veya iki (tarihsel olarak ikiden fazla olmayan) yeni üye, meslektaşlarından çok daha genç bir yaşta (genellikle yaklaşık on yıllık bir yaş farkı vardır) Politbüro Daimi Komitesine katıldığında, kamuoyu bunu mevcut Genel Sekreterin veya (eğer iki kişi görevdeyse) Başbakan’ın halefi olarak atandıklarının bir işareti olarak kabul etme eğilimindedir.
Xi Jinping ne kadar önemli?
Xi Jinping, görevde olduğu süre boyunca geçmiş liderlere kıyasla Çin ve ÇKP’nin yönetilme şeklini nasıl değiştirdi? Ne var ne yok? Xi’nin “benzeri görülmemiş” üçüncü dönemini alması Çin’in parti devleti sistemi için ne anlama geliyor?
Daha önce Çin’in Mao sonrası ÇKP rejimi, siyaset bilimi terimleriyle, otoriter bir oligarşi olarak tanımlanabilirdi – yani küçük bir kolektif liderlik tarafından yönetilir – Genel Sekreter Xi Jinping olarak iktidara geldiğinden beri bu kolektif liderlik sistemini ortadan kaldırdı. Bunun yerine, hizipsel rakipleri başarılı bir şekilde tasfiye ederek, gücü doğrudan kendi kontrolü altındaki yeni kurumlarda yoğunlaştırarak ve popüler bir kişilik kültü kurarak etkili bir şekilde tek adam yönetimi veya diktatörlük sistemi uyguladı. Bunu yaparak Xi, Mao Zedong döneminde Çin’in başına bela olan tek adam yönetiminin geri dönüşünü önlemek için Çin siyasi sisteminde açıkça reform yapmaya çalışan eski lider Deng Xiaoping’in projesini tersine çevirmeyi başardı.
Xi dönemi Çin’i teknik olarak bir tür totalitarizme geri dönmüş olarak da adlandırılabilir. Buradaki “totalitarizm”, devletin (ya da bu durumda daha doğru bir ifadeyle parti devletinin) toplumun her yönüne tamamen nüfuz ettiği ve kontrol ettiği bir siyasi düzenlemeyi ifade eder. Mao’nun Çin’i totalitarizmin tipik bir örneğiydi; Bununla birlikte, Mao sonrası Çin, 1970’lerin sonu ile 2000’lerin başı arasındaki on yıllar boyunca, piyasa ekonomisinin uygulanmasının yanı sıra daha fazla sosyal özerkliğe ve hatta sınırlı sosyal ve entelektüel çoğulluğa izin verecek şekilde adapte oldu. Xi Jinping, aynı zamanda, ifade özgürlüğünü ve akademik bağımsızlığı sınırlamak gibi toplumsal açıklığa önemli ölçüde baskı yaptı ve devletin ekonomik faaliyeti yönlendirme gücünü yeniden ortaya koydu. Bu, Xi’nin “devlete dönüşü” olarak anılıyor ve kısmen, 1989’dan sonra Çin’de ortaya çıkan ve Xi’ye ek olarak partinin “ideoloji çarı” Wang Huning gibi önde gelen isimler tarafından savunulan sözde “devletçi”, “neo-otoriter” veya “neo-totaliter” siyasi düşüncenin yükselişini yansıtıyor.
Xi’nin üçüncü dönem için atanması (ÇKP tarihinde pek benzeri görülmemiş olsa da emsal teşkil ediyor), Çin’in Mao dönemindekine Deng’in yaklaşık kırk yıldır hüküm süren “reform ve açılım”ından çok daha yakın bir siyasi devlete dönüşünü teyit edecekti. Bu aynı zamanda Xi’nin öngörülebilir gelecekte iktidarda kalacağının da sinyalini verecektir.
Günümüz Çin Siyasetinde Fraksiyonlar ve Güç Mücadelesi (2025 itibarıyla)
| Fraksiyon / Grup | Kökeni ve Tarihsel Bağlamı | Temel Liderler / Figürler | Sosyo-Politik Özellikler ve İdeolojik Çizgi | Mevcut Güç Düzeyi (2025) |
| 🟥 Princelings (Taizidang / “Prensler”) | Devrimci kuşaktan gelen liderlerin çocukları. Parti içi aristokrasi. | Xi Jinping, Zhang Youxia, Li Xi | Güçlü devlet kontrolü, milliyetçilik, merkezi otorite, askeri ve güvenlik vurgusu. | 🟢 Çok yüksek — Parti ve ordu üzerinde tam hakimiyet. |
| 🟦 Komsomol (Tuanpai / Komünist Gençlik Birliği) | Hu Jintao ve Li Keqiang döneminde yükselen, mütevazı kökenli kadrolar. | Hu Jintao, Li Keqiang (2023’te vefat), Hu Chunhua | Sosyal adalet, gelir eşitliği, kırsal kalkınma, refah devleti vurgusu, ılımlı reform yanlısı. | 🔴 Zayıf — Xi döneminde marjinalleştirildi, çoğu yönetimden uzaklaştırıldı. |
| 🟩 Şanghay Grubu (Shanghai Clique) | Jiang Zemin döneminde Şanghay merkezli elit ağ. | Jiang Zemin (vefat etti), Zeng Qinghong, Han Zheng | Serbest piyasa yanlısı, uluslararası ticarete açık, pragmatik modernleşme çizgisi. | 🟠 Azalan — 2020’lerden itibaren tasfiye edildi, bazı yerel etkiler sürüyor. |
| 🟧 Zhejiang / Fujian Grubu (Xi Kadrosu”) | Xi’nin bölgesel yönetim dönemlerinde kurduğu sadakat ağı. | Cai Qi, Huang Kunming, Chen Min’er | Sadakat temelli kadrolar, ideolojik bağlılık, “Xi Düşüncesi”nin uygulayıcıları. | 🟢 Yüksek — Merkezi pozisyonlarda yoğun temsil ediliyor. |
| 🟨 Shaanxi Grubu (Xi’nin kök bağlantısı) | Xi’nin aile kökleri ve politik başlangıcı. | Zhao Leji, Li Xi | Eski devrim bölgelerine dayalı geleneksel meşruiyet, “kızıl aile” dayanışması. | 🟢 Yüksek — Parti Disiplin Komisyonu ve denetim organlarında etkili. |
| ⚫ Askerî-Endüstriyel / Güvenlik Bloğu | Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) ve güvenlik aparatına dayalı güç odağı. | Zhang Youxia, He Weidong, Li Shangfu (eski Savunma Bakanı) | Ulusal güvenlik, askerî modernizasyon, dış tehditlere karşı stratejik güçlenme. | 🟢 Yükselen — Xi’nin doğrudan desteğiyle en etkili bloklardan biri. |
| 🟪 Teknokratlar / Tsinghua Üniversitesi Çevresi | Bilimsel ve teknik kökenli kadrolar; reform döneminde önem kazandılar. | Wang Huning, Liu He, Chen Yixin | Teknolojik yenilik, dijital ekonomi, bilim temelli kalkınma; ideolojik olarak Xi’ye yakın. | 🟡 Orta-Yüksek — Ekonomi ve bilim politikaları |
SONUÇ
Çin siyasal sistemi, yüzeydeki tek-parti monolitik görünümüne karşın, tarihsel olarak fraksiyonel rekabet, kişisel ağlar ve bölgesel sadakat ilişkileri üzerine inşa edilmiş karmaşık bir iktidar düzenine sahiptir. Mao Zedong döneminde başlayan ideolojik merkezileşme, Deng Xiaoping’in reformist pragmatizmiyle kurumsallaşmış; ancak Xi Jinping dönemiyle birlikte yeniden lider merkezli bir siyasal yapıya evrilmiştir. Bu dönüşüm, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) iç dinamiklerinde hem kurumsal hem de kişisel düzeyde yeni bir güç yapılanmasını beraberinde getirmiştir.
Mao sonrası dönemde Deng Xiaoping’in öncülüğünde geliştirilen “kolektif liderlik” anlayışı, uzun yıllar boyunca Çin’in ekonomik kalkınması ve yönetim istikrarının temel dayanaklarından biri olmuştur. Ancak Xi Jinping’in iktidarıyla birlikte bu model otoriter merkezileşme ve kişisel liderliğe doğru yön değiştirmiştir. Xi’nin 2012 sonrası uyguladığı kadro politikası, “sadakat temelli liyakat” anlayışıyla şekillenmiş; fraksiyonel denge ve kolektif karar alma ilkeleri yerini lider bağlılığı ve ideolojik bütünlük esasına bırakmıştır. Böylece, ÇKP’nin iç fraksiyonları – özellikle Komsomolcular ve Şanghay Grubu – sistematik biçimde zayıflatılmış; yerlerine Xi’ye doğrudan sadakatle bağlı Fujian, Zhejiang ve Shaanxi kökenli kadrolar yerleştirilmiştir.
Xi dönemi, Çin siyasetinde “parti-devlet bütünleşmesinin” en ileri evresini temsil eder. Devlet kurumları nominal olarak varlığını sürdürse de, karar alma süreçleri büyük ölçüde ÇKP’nin Politbüro Daimî Komitesi ve Merkez Komisyonları üzerinden yürütülmektedir. Bu bağlamda, hükümetin yürütme organı olan Devlet Konseyi’nin işlevi sembolik düzeyde kalmakta; gerçek iktidar, doğrudan parti içi komisyonlar ve Xi’nin başkanlık ettiği lider grupları tarafından icra edilmektedir. Böylece, Çin rejimi klasik anlamda tek-parti devleti olmaktan çıkarak, ideolojik merkezli bir “parti-totalitarizmi” biçimine dönüşmüştür.
Bu dönüşümün ideolojik ayağı, “Yeni Dönemde Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm Üzerine Xi Jinping Düşüncesi”dir. Bu düşünce, Mao’nun devrimci mobilizasyon anlayışıyla Deng’in kalkınmacı pragmatizmini harmanlayarak devletçi, milliyetçi ve güvenlik merkezli bir siyasal tahayyül üretmektedir. İdeolojinin temel işlevi, hem toplumsal mobilizasyonu hem de parti içi bütünlüğü sağlamak olarak görülmektedir. Medya, eğitim, yargı ve güvenlik kurumlarının tamamı bu ideolojik çerçeveye göre yeniden yapılandırılmıştır. “Yolsuzlukla mücadele” kampanyaları, yalnızca bürokratik reform aracı değil; aynı zamanda potansiyel muhalif fraksiyonların tasfiyesi için kullanılan politik bir mekanizma haline gelmiştir.
Bugün itibarıyla (2025), Çin siyasetinde belirgin üç ana eğilim gözlemlenmektedir:
1. Sadakat eksenli kadrolaşma ve ideolojik homojenleşme: Xi Jinping liderliğinde yönetici kadrolar arasında kişisel sadakat, teknik liyakatten daha belirleyici hale gelmiştir.
2. Fraksiyonların yapısal zayıflaması: Komsomol (Tuanpai) ve Şanghay Grubu gibi geleneksel hizipler büyük ölçüde etkisizleşmiş, yerlerine Xi’ye bağlı Shaanxi-Fujian merkezli elit blok yerleşmiştir.
3. Askerî-endüstriyel kompleksin yükselişi: Parti içindeki güç merkezleri içinde ordu ve güvenlik aygıtının etkisi belirgin biçimde artmıştır; bu durum Çin’in dış politika davranışlarına da yansımaktadır.
Sonuç olarak, Çin siyasal sistemi bugün “neo-totaliter parti-devlet” özellikleri göstermektedir. Kurumsal süreklilik, bireysel sadakat ilişkileriyle harmanlanmış; ideolojik kontrol, ekonomik ve teknolojik kalkınma politikalarıyla bütünleştirilmiştir. Bu yapının sürdürülebilirliği, Çin’in ekonomik performansı kadar parti içi disiplinin ve liderlik istikrarının korunmasına bağlıdır. Xi Jinping’in üçüncü döneminde tesis edilen yeni düzen, Çin’i hem içeride konsolide bir devlet kapasitesine kavuşturmakta hem de dış politikada daha özerk, Batı’dan bağımsız bir yönelime taşımaktadır. Ancak bu yönelim, aynı zamanda sistemin esnekliğini azaltmakta ve olası krizlerde karar alma mekanizmalarının aşırı merkezileşmesi nedeniyle kırılganlık yaratma potansiyeli taşımaktadır.
Bu çerçevede, Çin siyasetinin geleceğini belirleyecek temel dinamik, liderlik sürekliliği ile kurumsal özerklik arasındaki denge olacaktır. Eğer Xi sonrası dönemde yeni bir kurumsal dengeleme modeli geliştirilemezse, Çin siyasal sistemi “post-Xi dönemi”nde istikrarsızlık riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ancak mevcut veriler, Çin’in kısa vadede merkeziyetçi ve güvenlik odaklı yönelimini sürdüreceğine işaret etmektedir.
Kaynakça
Birincil Kaynaklar
– Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi (2019). China and the World in the New Era. Pekin: Information Office of the State Council.
– Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi (2017). Xi Jinping’s Report at the 19th National Congress of the Communist Party of China. Pekin: People’s Publishing House.
İkincil Kaynaklar
– Chen, D., & Dickson, B. J. (2010). Allies of the State: China’s Private Entrepreneurs and Democratic Change. Cambridge, MA: Harvard University Press.
– Fewsmith, J. (2013). The Logic and Limits of Political Reform in China. Cambridge: Cambridge University Press.
– Li, C. (2016). Chinese Politics in the Xi Jinping Era: Reassessing Collective Leadership. Washington, DC: Brookings Institution Press.
– Nathan, A. J., & Gilley, B. (2003). China’s New Rulers: The Secret Files. New York: New York Review Books.
– Shirk, S. L. (2007). China: Fragile Superpower. Oxford: Oxford University Press.
– Vogel, E. F. (2011). Deng Xiaoping and the Transformation of China. Cambridge, MA: Belknap Press.
– Zheng, Y. (2010). The Chinese Communist Party as Organizational Emperor: Culture, Reproduction and Transformation. London: Routledge.
– Guo, R. (2022). Understanding the Black Box of Chinese Politics. Singapore: Springer.
– Blanchette, J. (2019). China’s New Red Guards: The Return of Radicalism and the Rebirth of Mao Zedong. Oxford University Press.
– Economy, E. (2021). The World According to China. Cambridge: Polity Press.
– Lam, W. (2015). Chinese Politics in the Xi Jinping Era: From Collective Leadership to Strongman Rule. Armonk, NY: M.E. Sharpe.
– McGregor, R. (2012). The Party: The Secret World of China’s Communist Rulers. London: Penguin.
– Brown, K. (2022). CEO, China: The Rise of Xi Jinping. London: I.B. Tauris.
– Callahan, W. A. (2020). Sensible Politics: Visualizing International Relations. Oxford University Press.
Bu makale, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Vakfı Web sitesinden alınmıştır.

