10 Ekim davası: Katliamı adım adım planlayıp raporlaştırmışlar

0 616
image_pdf

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın sekizinci grup duruşması ikinci gününde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İkinci gün duruşmasında, yargılanan IŞİD sanıklarının katliamı adım adım raporlaştırdığı ortaya çıktı. Bir sonraki duruşma 12-13 Haziran’a ertelendi

10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın dün başlayan (4 Nisan) sekizinci grup duruşması  Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Evrensel’den Burcu Yıldırım’ın aktardığına göre IŞİD’in Antep Emiri Yunus Durmaz’a ait e-posta yazışmalarında, 10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Katliamın tutuklu sanıklarından da kod adlarıyla bahsederek katliamın nasıl yapılacağını, yapılan yanlışları rapor halinde Suriye’deki yöneticilerine gönderen Durmaz, saldırı hazırlıkları için sabırsızlığını dile getiriyor.

10 Ekim Ankara Katliamı davasının 8. duruşmasının 2. gününde, polis baskınında kendisini patlatan IŞİD’in Antep Emiri Yunus Durmaz’a ait belgelerdeki yeni detaylar gündeme geldi. Yunus Durmaz’a ait olan e-posta yazışmalarında, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın planlanmasına ilişkin detaylar ortaya çıktı. Saldırı öncesinde örgütün Suriye’deki yöneticilerinden defalarca izin istenen e-postada, “Bu ayın (Ekim 2015) birinden itibaren bu ameli 5 kez yapalım diye cevap istedim, cevap ayın dokuzunda Ebu Talha’yla geldi. Ben de aceleyle tertip yaptım” diye anlatılıyor. Durmaz e-postasında, daha önce patlamada kullanılacak araba için para istediğini ancak para gelmemesi üzerine kendi imkanlarıyla araba işini çözdüğünü anlatıyor. Durmaz, katliamda bombacılara eşlik eden Halil İbrahim Durgun’la ilgili “Benim kullandığım araba ile İstanbul’a iş maksadı ile gidiyor gibi gidecek. Bu şekilde plan yaptık. İstanbul’daki arkadaşlarını arayarak, İstanbul’a geleceğini haber ederek yola çıktı” ifadelerini kullanıyor.

Katliamdan sonra eve baskın

Durmaz, katliam sonrası kaldığı eve polislerin gelerek kendisini sorduğunu anlatarak, evin çevresindeki polisleri fark edince kaçabildiklerini “Sadece tabanca ve el bombalarını alarak tek tek evden çıktık” diyor. Durmaz evde 6 keleş, bin tane 9 mm’lik mermi, 10 Jarj, (şarjör kastediliyor olabilir) 25 el bombası, askeri bilgilerin bulunduğu hafıza kartını ve 2 bin 500 kilo amonyum, 60 kilo TNT bıraktıklarını aktarıyor. Durmaz, 3 araçlarının da ele geçirildiğini ekliyor. Kendilerine ait arabaların ve evlerin tespit edildiğini Suriye’deki yöneticilerine aktaran Durmaz, saklanmayı başardıklarını “Şu anda 8 kardeşimi askerlerle (IŞİD’lilerden asker diye bahsediliyor) bir arkadaşımızın evinde bekliyoruz. 5 emmi bizden ayrı” şeklinde anlatıyor. Durmaz, depo işlerini halleden Resul Demir’in, bombacıların taşındığı aracın sahibi Halil İbrahim Alçay’ın cezaevine girdiğini, örgütün nakliye işlerini yapan Hüseyin Tunç ve örgüt üyelerine ev ayarlayan Yakup Karaoğlu’nun gözaltına alınıp bırakıldığı bilgisini veriyor.

Planda hata yapıp Antep’e dönmüşler

Durmaz’ın, 10 Ekim katliamıyla ilgili yaptığı değerlendirmesi de e-postada yer alıyor. Durmaz, her şeyi rutin hayata uygun bir şekilde planladığını söyledikten sonra yaptıkları hataları şöyle sıralıyor:

Ebu Bera yol mesafesini 5 dakikaya indirdi bu da iki aracın birbiriyle bağlantısını ortaya çıkardı. Yol üzerinde 4 kez bir araya gelerek aynı petrol noktasında durarak iniyorlar ve ihtiyaçlarını gideriyorlar. Kundi adrese erken giderek, yeğeni Davud’a bakıyor. Bulamayınca geri dönerek Ebu Bera’ya Davud’u görmediğini petrolde beklemesini ve 40 dakika gelmezse yol üzerinden, Ankara’ya 13 km beride bir mahallede kamerasız bir sokakta bırakılmasını söylüyor. Kundi geri gelmeyince Ebu Bera itihat ederek, kardeşleri Ankara’ya daha yakın bir yerde taksi durağına yakın bir yerde bırakıyor. Kardeşlerde indikleri yere yakın bir taksi durağından taksiye binerek hedef bölgeye gidiyorlar. Ebu Bera İstanbul’a gitmek yerine yaptıkları hatalar sebebiyle ifşa olduklarını düşünerek, Antep’e dönüyor. Kundi ile Davud’a, Ebu Bera ile amel sonrası tüm hataları tespit ettim, köyüne yolladım. Kundi’ye ve Ebu Bera’ya evlerine gitmemelerini söyledim.

Durmaz, saldırıyla ilgili Suriye’dekiler ile yaptığı yazışmalarda şu sonuca varıyor:

Arabalar kameralardan tespit edilerek, Gaziantep’e kadar izleniyor. Suriyelilerin kimlik bilgileri tespit edilerek, evler basılıyor. Ebu Bera’ın (Resul) ortağına baskın yapılarak, Ebu Bera’yı soruyorlar o da askerlerin evlerini ayarlayan kardeşin yanına (Yakup Karaoğlu) polislerle.

X, Y ve Z’lerin açığa çıkarılması göz ardı ediliyor

Avukat Ahmet Özdel, “Dosyadaki X, Y ve Z’lerin açığa çıkarılmasını mahkeme göz ardı ediyor. Sanıklar bu x, y ve z’lerle sarılmış fotoğrafları olmasına rağmen tanımadıklarını söylüyor” dedi.

Özdel, “IŞİD terör örgütü sıradan bir örgüt değildir. Tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamı kabul edilmelidir. Bu örgütler dernekler üzerinden örgütleniyor” diyerek örgütsel bağlara dikkat çekti.

IŞİD’li sanıkların kendi araçlarını, evlerini dahi ‘Amel’ için hazırladıklarını ve bu konuda hata yapan kişileri farklı yerlere yönlendirdiklerini belirten Özdel, HTS kayıtlarından “Askerler (IŞİD’in savaşçı kolu) eşliğinde güvenli bir şekilde eve geldik” yazışmalarını okudu. Özdel, bu belgenin Yunus Durmaz’a ait olduğunu söyledi.

Sanıkların konuşmalarında ilişkide bulundukları kişilere ‘bizimkiler’ diye hitap ettiğinin altını çizen Özdel, projeksiyonda sanıkların X, Y, ve Z ile olan fotoğraflarını göstererek “Bu sanıklar bundan sonra ne açıklama yapar bilmiyorum” dedi.

Sanıkların örgütle bağlantılarının açıklandığı projeksiyonda sanıklardan Hatice Akaltın’ın yüzünün göründüğü çarşaflı fotoğrafların kullanılması üzerine eşi sanık Metin Akaltın, “O fotoğrafı kaldırın” diye tepki gösterdi.

IŞİD liderine mektup

Daha önceki duruşmalarda kendisini “AKP Bingöl İl Gençlik Kolları üyesiyim” sözleriyle tanıtan sanık Mehmeddin Baraç’ın IŞİD liderine mektup yazdığını söyleyen Özdel, Baraç’ın IŞİD’in yaptığı katliamlara dair fotoğrafları telefonunda sakladığını söyledi.

Dava dosyasına giren ve salonda yansıtılan görüntülerde IŞİD’in üst düzey yöneticilerinin fotoğrafları yer alıyor.

Özdel “Neden bir insanın telefonundan kafa kesme görüntüleri, cesetler çıkar” diye sordu.

Sanıklardan Erman Ekici’nin sıradan bir örgüt üyesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özdel, Ekici’nin örgüt yöneticisi olduğunu söyledi.

“10 Ekim insanlığa karşı işlenen suçtur”

Mağdur avukatlarından Senem Doğanoğlu, Avukatlar Günü nedeniyle konuşmasına 10 Ekim’de hayatını kaybeden Avukat Uygar Coşgun’u anarak başladı.

Doğanoğlu, IŞİD saldırılarını Uluslararası Ceza Hukuku kapsamında değerlendirerek katliamın “insanlığa karşı suç” olarak değerlendirilmesi yönünde beyanlarda bulundu. Doğanoğlu, “Yaklaşık üç duruşmadır insanlığa karşı suçu anlatmaya çalışıyoruz. 10 Ekim Katliamı da insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” dedi.

Duruşma sona erdi. Bir sonraki duruşmanın tarihi 12-13 Haziran olarak belirlendi.

Kaynak: sendikaorg

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.