Her Parti-Cephe üyesi bir savaşçıdır

0 1.855
image_pdf

“Ben mavi dedikçe sen kurşunlu günlere sıkışan barutu anla”

– FEHMİ GÖKÇEK

1957 yılında Erzincan’da doğdu. Ailesi emekçiydi. Fehmi Gökçek, ailesinin İstanbul’a taşınmasıyla, yaşamının büyük kısmını burada sürdürdü.

O, devrimci hareketin ilk kurulduğu günlerin genç kahramanlarından oluşan bir kuşağın üyesiydi.

İstanbul’da Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’nde okurken devrimci mücadeleye katıldı. O zamanlar liseli gençliğin çekim merkezi olan İstanbul Devrimci Ortaöğretim Derneği (İDÖD) kurulma çalışmasında yer aldı. İDÖD’ün yönetiminde ve başkanlık görevinde bulundu. Aynı zamanda İstanbul Yüksek Öğrenim Derneğinin (İYÖD) çalışmalarına aktif bir şekilde katıldı.1975 yılında Endüstri ve Meslek liselerini kapsayan boykot çalışmalarının önderlerindendi. Yine 1975 yılında İDÖD’ün yaptığı “Gerici Eğitime Son” kampanyasının örgütlenmesinde önemli görevler aldı.

1976 yılında İDÖD ve İYÖD’ün gerçekleştirdiği “Demokratik Eğitim Mitingi” sonrası sivil faşistler ve polislerle girilen çatışmada 6 Haziran’da tutsak düştü. Tutsak düşen Gökçek, işkence gördüğünü basına verdiği bir yazılı açıklamayla duyurmuştu:

“… Tekrar hücreye getirildim. Sonra Şişli Çocuk Hastanesine gittik. Kafamdaki yarıkları diktiler, tetanos iğnesi vurdular ve ilaç verdiler. Doktor; salam, sucuk ve peynir gibi yiyecekler yemiyeceksin dedi. Bunu duyan polisler hergün peynir ve sucuk veriyorlardı. …”

Fehmi Gökçek 11 Aralık 1977’de MLSPB ve TİKKO’nun ortak gerçekleştirdiği Toptaşı Cezaevi baskınıyla diğer tutsak yoldaşlarıyla birlikte mücadelenin sıcaklığıyla buluştu ve yeniden devrimci çalışmalarına başladı.

1978 yılında MLSPB’nin Yazı Kurulu ve İstanbul İl Yürütme Komitelerinin üyesi iken 1978 yılında tekrar tutsak düşerek, işkencehanelerde katledildi. İşkenceciler, daha yüzlerce devrimci militan için söyledikleri ve bugün hala tekrarladıkları yalanı söylediler: “Bizde yok!.. Hiç gözaltına alınmadı!..” Fehmi Gökçek yoldaş böylece oligarşinin karanlık zindanlarından birinde kaybedildi. Cenazesi hiç bir zaman bulunamadı…

Kamuoyuna yapılan açıklama ile THKP-C/MLSPB oligarşi’den akıbetini sordu ve misilleme olarak, MHP İl Başkanı Recep Haşatlı ve Mustafa Haşatlı’yı ölümle cezalandırdı.

Devrime ve Sosyalizme derin bir inançla bağlı, kararlı bir gerilla olan Fehmi Gökçek, örnek bir devrimciydi. Devrimci hareketin genç kuşaklarına doğru bir yaşamın temel kriterlerini bıraktı, yaşamı ve ölümüyle…

– ARİF YILMAZ

1961 yılında Sivas’ta doğdu ve oldukça küçük yaşta Adana’ya geldi. Adana’da ilk-orta ve lise öğrenimi gördü.

Devrimci mücadeleyle Endüstri Meslek Lisesi döneminde tanıştı. D.Y. saflarında mücadele ederken, D.Y. oportünizmini yakından tanıma fırsatını bulan Arif Yılmaz, 1978 yılında THKP-C/MLSPB saflarına katıldı. Bu dönemde siyasal-pratik düzeyde hızlı bir gelişim göstererek, üye konumunda mücadelenin politik-askeri her alanında görev aldı.

O, 1975’lerde kabaran ve kendiliğinden yanı olan kitle mücadelesinin içinde, devrimci teoriyi kavrama düzeyine paralel olarak, devrimci mücadelede yerini-yönünü tayin etti. Özellikle Endüstri Meslek Lisesi ve İstiklal-Meydan-Döşeme mahalli alanlarında devrimci mücadelenin en ön saflarında yer aldı. Atatürk parkı, yurtların, okulların (Ticaret Lisesi, Mühendislik, Sanat okulları) faşist işgalden arındırılmasında aktif rol oynadı. Bir çok insanın devrimcileşmesi ve askeri-politik eylemlerde yetkinleştirilmesinde eğitici oldu.

Arif Yılmaz’ın hem kitle çalışmasındaki maharetleri, hem de özellikle Anti-faşist mücadeledeki aktif tavrı 1970’lerde katıldığı devrimci hareketimize güç verdi. Ve devrimci hareket saflarında örgütlü bir Parti–Cephe savaşçısı özelliklerine ulaştı.

O’nun en belirgin özelliği; kararlılık, atılganlık ve devrimci cesarettir. Bugün birçok kesimde aşınan bu özellikler, Arif yoldaş’ın bu yönlerinin öneminin bir kez daha bilince çıkarılmasını zorunlu kılıyor.

O, tasfiyeciligi tescilli D.Y. tarafından şehit edildi. Hayatı boyunca Oligarşiye karşı birçok devrimci eylemde aktif görev almış Arif yoldaş, oligarşiye karşı mücadelesiyle ön plana çıkmıştır.

Biz, anti-faşist mücadeleye çok şey katan değerli üretken bir yoldaşımızı kaybettik. Ama daha da önemlisi Türkiye Devrimci hareketi tasfiyeciligi tescilli böyle bir kötü geleneğin devamıyla çok şey kaybetti. Arif Yoldaş 10 Ağustos 1979’da toprağa düştü.

O, bütün yaşamı boyunca devrim ve sosyalizm bayrağını en yüksekte tutmayı başardı. Onurumuzdur.

– MUHAMMED ARSLAN

Sivas’lı emekçi bir ailenin çocuğu olarak 1998 yılında İstanbul/Kağıthane’de doğdu.

Devrimci Öğrenci Cephesinin bir militanı olan Muhammed Arslan, 2014 yılında DÖC’ün Liselerde örgütlediği “Gerici Eğitime Hayır” kampanyasında aktif görevler üstlendi.

Yerel planda yapılan korsan ve milis gösterilerinde yer alan Arslan, 27 Nisan 2015 yılında mahalle arkadaşı, dostu ve yoldaşı Alper Çakas’la birlikte Suriye’ye geçti. Enternasyonalist Özgürlük Taburunun (EÖT) bir savaşçısıydı. Arslan, Emperyalist proje El-Kaide’nin Suriye’deki kolu IŞİD=HTŞ tekfircilerine karşı savaştı.

Dünya halklarının baş düşmanı ABD’nin Ortadoğu’daki tetikçisi Türk Silahlı Kuvvetleri (T.S.K.) savaş uçaklarının, 5 Ağustos 2015 yılında Medya Savunma Alanlarına (Irak) yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısı sonucu şehit düştü.

O, yoldaşlık ilişkileri içindeki emekçi tutumu, militanca serseriliği, devrimci iradesi, devrime olan inancı ve parti çizgisini kavrayışı ile kısacık yaşamına 16’sında Milis, 17’sinde Enternasyonalist savaşçı, 18’inde Parti-Cephe gerillası olmanın anlamlarını yüklemiştir.

Ülkemiz devrimi için THKP-C çizgisi kader tayin edicidir. Emperyalizme, oligarşiye ve faşizme karşı mücadele eden her Parti-Cephe üyesi bir savaşçıdır. Arslan yoldaş, silahlı mücadele çizgisinin kararlı bir militanı olarak THKP-C/MLSPB tarihine ilk kır gerillası olarak adını yazdırmıştır.


image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.