KEMALİZMİN KANLI TARİHİ: 28 KANUNİSANİYİ UNUTMA

0 937
image_pdf

 

Tarih 22 Kanunisani 1921 idi. Günümüz Türkçesi ile 22 Ocak 1921.. Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi’nde konuşuyordu.. “İşte bu serseriler, Türkiye Bolşevik Fırkası diye bir fırka teşkil etmişlerdir ve bu fırkayı teşkil edenlerin başında da Mustafa Suphi ve emsali bulunmaktadır. Bunlar kendilerine para veren, kendilerini himaye eden ve bunlara ehemmiyet atfeden Moskova’daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım teşebbüsatı serseriyanede bulunmuşlardır. Bu suretle memleketimize, milletimize hariçten komünizm cereyanı sokulmaya başlanmıştır.” Aradan 6 gün geçmişti.. Tarih 28 Kanunisani 1921 idi.. 28 Ocak yani..

Türkiye Bolşevik Fırkası Başkanı gazeteci Mustafa Suphi, eşi Maria ve 13 yoldaşı Ankara’da Mustafa Kemal ile görüşmek için Bakü’den yola çıkmıştı.. Erzurum’da tren istasyonunda jandarma yollarını çevirdi.. tren istasyonunda bir araya getirilmiş kalabalık güruh onları bekliyordu.. Oysa Türkiye’ye geleceklerini Ankara’dan başka bilen yoktu.. Büyük bir protesto ile karşılaştılar.. Yuhalamalar, tükürükler, tekmelerle Erzurum’a sokulmadılar.. Trabzon’a yönlendirildiler.. Trabzon o yıllarda ittihatçi örgütlenmenin kalesiydi.. Çetelerin en yoğun, en güçlü olduğu yerdi..

..Ve Trabzon İskeleler Kâhyası Yahya Reis, çete örgütlenmesinin lideriydi.. Yahya Kahya, Samsun’dan Trabzon’a bölgenin tek hâkimiydi.. O kadar zengindiki, Trabzon’daki iki otomobilden biri onundu.. Özellikle 1915 olaylarından sonra zenginleşmişti.. Ayrıca Muhafız Kıtası Komutanı Topal Osman’ın da adamıydı.. Devletle samimi, iyi ilişkiler içindeydi.. Türkiye Bolşevik Fırkası Başkanı Mustafa Suphi ve arkadaşları Trabzon’a vardığında Maçka’dan Değirmendere mevkiine yönlendirildiler.. Kendilerine Ankara hükümetinin görüşmek istemediği ve bir taka ile Batum’a gönderilecekleri söylendi.. Heyet Degirmendere’ye vardığında büyük bir protesto ile karşılaştı.. kalabalık güruh tıpkı Erzurum’daki gibi toplanmış, onları bekliyordu.. Üstelik sağanak altında.. Yahya Kaptan, adamlarıyla birlikte Değirmendere’deydi.. Protestoları yönetiyordu..

Mustafa Suphi ve arkadaşları sahile vardığında kalabalık güruh harekete geçti. Heyet saatler süren tepkiler ve linç girişimlerinden sonra kendilerine ayrılan tekneye zar zor ulaştı.. Tekme tokat dayak yemişler ve üstlerinde ne var, ne yok alınmıştı.. Paraları da çalınmıştı.. 28 Ocak’ı 29 Ocak’a bağlayan gece Batum’a doğru yola çıktılar.. Onlardan hemen sonra Yahya Kahya ve silahlı adamları daha iyi bir tekneyle peşlerine takıldı.. Mustafa Suphi ve heyeti taşıyan tekne daha iki mil uzaklaşmadan Yahya Kahya’nın teknesi onlara yetişti.. Sonrası bir dramdı.. Bir vahşet..


  • Tek canlı kalan MARİA idi

Maria Genç ve güzel bir kadındı.. Odessalı bir Rus’tu.. Sevgi dolu yüreği ve idealist beyniyle bir gece yarısı kendisini Karadeniz’in ortasında buldu.. Bir teknede eşi ve eşinin 13 arkadaşıyla birlikteydi.

Yahya Kahya ve adamları Mustafa Suphi ve 13 arkadaşını öldürmüş, Trabzon’a dönmüştü.. Yanlarında Mustafa Suphi’nin eşi Maria da vardı.. Yahya Kaptan, Maria’yı evine kapatıp aylarca tecavüz etti.. Ardından dönemin zenginlerinden Nemlizade Ragıp Bey‘e sattı.. Ragıp bey ölünce tekrar alıp Rizeli çetelere “hediye” etti. Maria yıllar sonra beş kuruşsuz sokağa atıldı.. Sonunda delirdi ve açlıktan öldü..  İsmi Türkiye Cumhuriyeti’nin istihbarat kayıtlarına “Meryem” olarak geçti..Trabzon’da kimsesizler mezarlığına gömüldü..


Günler sonra Mustafa Suphi ve arkadaşlarının katliamı Ankara’yı sarstı.. Trabzon milletvekili gazeteci Ali Şükrü Bey katliamı meclise taşıdı.. Şükrü Bey Mustafa Suphiler’i öldürenin Yahya Kahya olduğu izine ulaşmıştı.. Görgü tanıkları vardı.. Mecliste sürekli sorular soruyor, iktidarı zorluyordu.. Ancak tam da o günlerde Yahya Kahya faili meçhul bir cinayete kurban gitti.. Tartışmalar daha da yoğunlaşırken bu kez olayı sorgulayan milletvekili Ali Şükrü Bey Ankara’nın göbeğinde Topal Osman tarafından öldürüldü.. Muhalefet ayağa kalktı.. Devlet zorunlu olarak Topal Osman’ın peşine düştü.. Sonunda Topal Osman da askerle girdiği çatışmada öldürüldü.. Böylece Mustafa Suphi ve 14 yoldaşının dosyası tamamen kapandı..

Bu olay, 29 ekim 1923’te ilan edilecek olan Cumhuriyet tarihinin ilk siyasi cinayetiydi.. Katliamdan iki yıl sonra 1923’te tamamen üstü kapatıldı..


  • Nazım HİKMET: 28 KANUNİSANİ

ta ata aa ta ta ha ta tta ta

tarih
sınıfların
mücadelesidir

1921

kanunisani 28
karadeniz
burjuvazi
biz

on beş kasap çengelinde sallanan
on beş kesik baş
yoldaş

bunların sen
isimlerini aklında tutma
fakat

28 kanunisaniyi unutma!

“siyah gece
“beyaz kar
“rüzgar
“rüzgar”.

trabzondan bir motor açılıyor

sa-hil-de-ka-la-ba-lık!

motoru taşlıyorlar
son perdeye başlıyorlar!

burjuva kemal’in omuzuna binmiş
kemal kumandanın kordonuna
kumandan kahyanın cebine inmiş
kahya adamlarının donuna
uluyorlar

hav… hav… hak… tü

yoldaş unutma bunu burjuvazi
ne zaman aldatsa bizi

böyle haykırır:

– hav…hav…hak…tü

– gördün mü ikinci motörü?

– içinde kim var?

– arkalarından gidiyorlar.

– ikinci motör birinciye yetişti
– bordoları bitişti
– motörler sarsılıyor
– dalgalar sallıyor sallıyor dalgalar.
– hayır

iki motörde iki sınıf çarpışıyor

– biz onlar!
– biz silahsız onlar kamalı
– tırnaklanmız
– kavga son nefese kadar
– kavga
– dişlerimiz ellerini kemiriyor

kamanın ucu giriyor

– girdi…
– yoldaşlar, ey!

artık lüzum yok fazla söze:

bakın göz göze

– karadeniz

on beş kere açtı göğsünü,
on beş kere örtüldü.
onbeşlerin hepsi
bir komünist gibi öldü

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.