Siyonist “İsrail” işgal ordusu, 10 Ağustos gecesi Gazze’de Şifa Hastanesi karşısındaki El-Cezire muhabirlerinin kaldığı çadırı hedef aldı.
Siyonist “İsrail” savaş uçaklarının kasten hedef alarak suikastle öldürdüğü “gazeteciler çadırı katliamı”da, gazeteciler Enes el-Şerif, Muhammed Kureka, Fotomuhabirler Mümin Aliva, İbrahim Zahir, Muhammed el-Halidi ve ekip şoförü Muhammed Nawfal şehid düştü.
Siyonist “İsrail” işgal ordusu, katlettiği Enes el-Şerif için “Enes Şerif, Hamas’ın bir teröristiydi ve gazeteci kılığındaydı; onu öldürdük!” diyerek işlediği savaş suçunu resmen üslendi.
İşgalci varlık “İsrail, I. ve II. paylaşım savaşı, Kore savaşı, Vietnam savaşı, Afganistan savaşı, Irak savaşı ve Suriye savaşların hepsinin toplamından daha fazla gazeteciyi Gazze/Filistin’de öldürdü. “İsrail, bu suçların hepsini ABD’nin onayı ve kullanışlı işbirlikçilerinin desteği ile işledi.
Siyonist “İsrail” işgal ordusunun Gazze’de işlediği soykırım suçlarını belgeleyen Gazze’nin gözü kulağı şehid gazeteci Enes el-Şerif’in vasiyeti yayınlandı:
“Bu benim son vasiyetimdir.
Eğer bu sözlerim sana ulaşırsa bil ki İsrail beni öldürmeyi ve sesimi susturmayı başarmıştır.
Öncelikle Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Allah biliyor ki, Cibaliye mülteci kampının ara sokaklarında ve mahallelerinde hayata gözlerimi açtığımdan beri, halkıma destek ve ses olmak için tüm çabamı ve gücümü harcadım. Allah’ın ömrümü uzatmasını ve ailem ve sevdiklerimle birlikte işgal altındaki Aşkelon’a (el-Mecdal) dönebilmemi umuyordum. Ama Allah’ın iradesi daha büyüktü ve hükmü bağlayıcıydı. Acıyı tüm ayrıntılarıyla yaşadım, acıyı ve kaybı defalarca tattım ve buna rağmen gerçeği olduğu gibi, çarpıtmadan aktarmaktan asla çekinmedim.
Sessiz kalanlara, katledilmemizi kabullenenlere, nefesimizi tutanlara, çocuklarımızın ve kadınlarımızın kalıntıları karşısında yürekleri kıpırdamayanlara ve halkımızın bir buçuk yıldan fazla süredir maruz kaldığı katliamı durdurmayanlara Allah şahit olsun.
Müslümanların tacındaki inci, bu dünyadaki her özgür insanın kalbinin attığı Filistin’i size emanet ediyorum.
Hayal kurmaya, güven ve huzur içinde yaşamaya vakit bulamayan halkını ve ezilen genç çocuklarını size emanet ediyorum. Tertemiz bedenleri binlerce ton İsrail bombası ve füzesiyle ezildi, parçalandı ve kalıntıları duvarlara saçıldı.
Kısıtlamaların susturmasına, sınırların sizi engellemesine izin vermeyin. Ülkenin ve halkının kurtuluşuna giden yolda köprü olun ki, onur ve özgürlük güneşi gasp edilen ülkemizin üzerine parlasın. Ailemi size emanet ediyorum. Hayal ettiğim gibi büyümesini göremediğim gözbebeğim, canım kızım Şam’ı size emanet ediyorum.
Sevgili oğlum Salah’ı size emanet ediyorum. O güçleninceye, yükümü hafifletinceye ve görevini tamamlayıncaya kadar ona destek ve yoldaş olmak istiyorum. Dualarıyla bu noktaya geldiğim, dualarıyla kaleme aldığım, ışığıyla yolumu aydınlatan sevgili annemi size emanet ediyorum. Allah’tan onun gönlünü ferahlatmasını ve kendisine benim adıma mükafat vermesini diliyorum. Ayrıca hayat arkadaşım, sevgili eşim, savaşın bizi günlerce ve aylarca ayırmasına rağmen ahdine sadık kalan, eğilmeyen zeytin dalı gibi sarsılmaz, sabırlı ve kanaatkar olan ve yokluğumda emaneti bütün gücü ve imanıyla taşıyan Ümmü Salah Beyan’ı da size emanet ediyorum.
Sizlere tavsiyem, onların etrafında kenetlenmeniz ve Yüce Allah’ın yolunda onlara destek olmanızdır. Eğer ölürsem, prensiplerimde sebat ederek ölürüm ve Allah’ı şahit tutarak O’nun hükmüne razı olurum, O’na kavuşacağıma inanırım ve Allah’ın katında olanın daha hayırlı ve daha kalıcı olduğuna inanırım.
Allahım, beni şehitlerin arasına kabul et, geçmiş ve gelecek günahlarımı bağışla ve kanımı halkım ve ailem için özgürlük yolunu aydınlatan bir nur kıl. Eğer kusurum varsa beni bağışla ve bana merhamet dile. Çünkü ben sözümü tuttum ve ne değiştim ne de değiştim.
Gazze’yi unutmayın…
Bağışlanma ve kabul için dualarınızda beni unutmayın.
Enes Cemal el-Şerif
06.04.2025″

