FHKC, FKÖ toplantısına katılmayacağını duyurdu

0 116
image_pdf

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Siyasi Büro, dün bir bildiri yayınlayarak Gazze’ye yönelik soykırım savaşını durdurmanın ulusal bir öncelik olduğunu, ulusal birliğin de saldırıya karşı mücadelenin temeli olduğunu vurgulayarak, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Konsey’in bugün (Çarşamba) yapacağı toplantısına katılmayacağını duyurdu.

– FHKC SİYASİ BÜRO AÇIKLAMASI:

Soykırım savaşını durdurmak acil ulusal önceliktir, ulusal birlik ise saldırıya karşı mücadelenin temelidir.

Kapsayıcı ulusal temsiliyeti yansıtan yeni bir ulusal konsey toplantısı çağrısı yapıyor; FKÖ Merkez Konseyi toplantısına katılmayacağımızı duyuruyoruz.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Siyasi Bürosu olağan toplantısında Gazze Şeridi’ne yönelik artan Siyonist soykırım savaşı ışığında mevcut siyasi ve sahadaki gelişmeleri değerlendirdik. Toplantıda, sürekli bombardıman ve yıkımın yanı sıra sistematik aç bırakma politikalarının yol açtığı insani durumun kötüleşmesi, Batı Şeria ve Kudüs’teki saldırıların, yerleşim faaliyetlerinin ve Yahudileştirme uygulamalarının artışı, ayrıca esirlere yönelik baskı ve zulmün tırmanışı da ele alındı.

Siyasi Büro olarak, yurttaki ve diasporadaki direnişçi Filistin halkına, özellikle de tehcir ve soykırım planlarına karşı direnen Gazze halkına, işgalcilere ve yerleşimcilere karşı ayakta duran Batı Şeria’ya, Arap kimliğini ve kutsal mekânlarını savunan Kudüs’e, ırkçı politikalara karşı direnen ve ulusal kimliğini koruyan 1948 topraklarındaki yurttaşları selamlıyoruz. Ayrıca, başta Genel Sekreterimiz Ahmed Saadet olmak üzere kahraman tutsaklarımıza ve Filistin direnişinin tüm kollarına, halkımızın yanında duran dünya özgürlükçülerine ve hükümetlerinin suç ortaklığına karşı duranlara da selamlarımızı iletiyoruz.

Gazze’de süregelen Siyonist saldırılar ışığında, işgal güçleri, ABD’nin mutlak desteğiyle ve uluslararası toplumun açık suskunluğu ve iş birliğiyle, “parça parça yutma” politikasını uygulamaya devam ediyor. Bu çerçevede işgalciler, Gazze topraklarının %30’undan fazlasını yeniden işgal ederek askerî bölge ilan etmiş, Refah’ı Han Yunus’tan ayırmaya, tarım arazilerini ve sınırlı su kaynaklarını kontrol altına almaya, halkın çocuklarına yiyecek temin etmeye çalıştığı tüm alternatifleri sistematik şekilde yok etmeye çalışmıştır. Bu durum, halkı açlık ve zorunlu göçe sürüklemeyi hedefleyen, zalimce ve sinsi bir planın parçasıdır. Bu plan, Gazze’nin demografik olarak boşaltılmasını ve tüm altyapısının yok edilmesini içeren, aşamalı bir yok etme ve tehcir projesinin parçasıdır.

Batı Şeria’da da işgal güçleri “sonuç alma ve ilhak” projesi kapsamında askerî saldırılarını artırdı, aynı zamanda B ve C bölgelerindeki Filistinlileri zorla göçe zorlayan uygulamaları hayata geçirdi. Bu uygulamalar; inşaat yasağı, evlerin yıkılması, topraklara saldırılar, demir kapı ve kontrol noktalarının artırılması gibi yöntemlerle Batı Şeria’nın izole kantonlara dönüştürülmesini amaçlamaktadır. İşgal güçleri, ulusal iradeye aykırı şekilde bu bölgelerde yerel yapılar oluşturabileceğini zannediyor. Ayrıca, Harem-i İbrahimî Camisi ve Mescid-i Aksa başta olmak üzere İslami ve Hıristiyan kutsal mekânlara yönelik sistematik saldırılar, Yahudileştirme uygulamalarıyla yeni bir statüko yaratmayı ve Filistin’in yerli varlığını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

Siyasi Büro olarak, siyonist planlara ve Filistin halkının davası ile ulusal haklarını hedef alan soykırım, tehcir ve tasfiye uygulamalarına karşı koymanın şu adımları gerektirdiği sonucuna varmış bulunuyoruz:

1- Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden soykırım savaşının durdurulması ve kuşatmanın kırılması, acil bir ulusal öncelik olarak kabul edilmelidir. Bu hedef doğrultusunda tüm düzeylerde çabaların sürdürülmesi ve çeşitli araçların kullanılması gerekmektedir. Süregelen saldırıların bir sonucu olarak dayatılmaya çalışılan tehcir ve tasfiye planlarının başarısızlığa uğratılması için bu bir zorunluluktur.

2- Cephe liderliği ile El Fetih Hareketi liderlerinden bir heyet arasında gerçekleştirilen toplantıda, işgale ve vahşi saldırılarına karşı ulusal birliğin sağlanması gerektiği yönündeki Cephe’nin tutumu bir kez daha vurgulandı. Cephe, bu birliğe ulaşmanın gerçek yolunun Filistin siyasi sisteminin yeniden inşa edilmesi ve Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) yeniden yapılandırılmasından geçtiğini belirtti. FKÖ, dünyanın her yerindeki Filistin halkının meşru temsilcisi olarak demokratik ve katılımcı temellere dayalı şekilde özgürlükçü rolünü yeniden üstlenmelidir. Bu, tek taraflılık, tahakküm ve bölünmeyi sona erdirmenin yanı sıra, ulusal meselelere ve işgalle mücadeleye dair karar süreçlerinde demokrasi ve ortaklığı esas almalıdır. Bu bağlamda, FKÖ Merkez Konseyi’nin toplanması, mevcut tehlikeler ve zorluklarla yüzleşmenin doğru yolu değildir.

3- FHKC Siyasi Büro olarak, bu değerlendirmeler doğrultusunda, ilan edilen Merkez Konsey toplantılarına katılmama kararı aldığımızı duyuruyoruz. Çünkü bu toplantı, daha önce birçok kez görüşülen ve uygulanması sürekli ertelenen diyalog turlarında belirlenen adımların yerine geçebilecek bütünlüklü bir çözüm değildir. El Fetih ve diğer tüm ulusal ve İslami güçlerle ulusal birlik temelinde, ulusal program ve stratejiye dayalı ortak bir zemin oluşturmak amacıyla diyaloğa devam etme taahhüdümüzü yineliyoruz. Bu doğrultuda, tüm Filistinli grupların genel sekreterlerinin katılımıyla yeni bir FKÖ Ulusal Konseyi’nin oluşturulmasını ele alacak bir toplantının düzenlenmesini, ulusal karar alma süreçlerinde gerçek ortaklık esaslarının belirlenmesini ve ulusal uzlaşı hükümetinin kurulmasını öneriyoruz.

4- Halkımıza dayatılan coğrafi parçalanma, kuşatma, kantonlaşma planlarına karşı direniş için kapsamlı bir mücadele stratejisi benimseyen, birleşik bir halk direnişi liderliği kurulmasını talep ediyoruz. Yerleşimlerin inşası ve kalıcı hale getirilmesi yoluyla Filistin varlığına karşı yürütülen savaşın bir parçası olan bu uygulamalara, özellikle işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki kampların dağıtılması ve Filistinli mülteci davasının tasfiye edilmesi girişimlerine karşı çıkılmalıdır. Bu kapsamda, BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) kapatılması planları da yer almaktadır. Ayrıca, Filistin liderliğine, Gazze halkının direnişini güçlendirecek ve Gazze’yi dar güvenlik ve idari hesapların dışında, ulusal yapının temel bir bileşeni olarak yeniden konumlandıracak somut adımlar atma çağrısında bulunuyoruz.

5- Direniş’in silahı, Filistin halkının meşru hakkıdır ve buna dokunulmaması gerekir. İşgal var oldukça direniş zorunludur ve bu hak, uluslararası meşruiyet tarafından da kabul edilmiştir. Bu silah, ulusal mutabakat temelinde, birleşik ulusal bir stratejiye dayalı şekilde düzenlenmeli ve karar birliği sağlanmalıdır. Bu süreç, dış baskılar ve şantajdan uzak yürütülmelidir.

6- Sözde “gönüllü göç” planlarına karşı dikkatli olunmalı ve bu tür planların medya aracılığıyla ya da halkla doğrudan temas kurularak işgalci tarafından yayılmaya çalışıldığına dikkat çekilmelidir. Halkımız bu tür söylentilere ve işgalcinin hedeflerine ulaşmak için yürüttüğü psikolojik savaşa kapılmamalıdır. Ayrıca, mültecilerin (başka ülkelere) yerleştirilmesi (toptan göç) ve vatandaşlığa geçirilmesi projeleri de kesin şekilde reddedilmelidir.

7- Gazze’nin yönetimi Filistin’in iç meselesidir ve ulusal uzlaşı hükümeti aracılığıyla yönetilmesi gerekir. Eğer bu mümkün olmazsa, Mısır’ın öncülüğünde oluşturulan Toplumsal Destek Komitesi, otoritenin rehberliğinde geçici bir çerçeve olarak işlev görebilir. Ancak bu oluşum, işgalin askeri varlığına veya siyasi ve grupsal ayrılıklarına bağlı olmamalıdır.

8- Kardeş Mısır’ın, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi planına karşı duruşunu ve Gazze’ye yönelik saldırıların durdurulması için gösterdiği çabaları takdir ediyor ve Filistin’in haklarına ve temellerine olan sıkı bağlılığını vurguluyoruz.

9- Her türlü normalleşme, parçalı çözümler ve Filistin davasının tasfiyesine yönelik müdahaleleri ve anlaşmaları reddediyoruz. Bunun yerine, bölgenin patlamasını engellemek için uluslararası meşruiyet kararları uygulanmalı, öncelikle başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulmalı ve mültecilerin geri dönüş hakkı güvence altına alınmalıdır. Bunun için tam yetkili bir uluslararası konferans düzenlenmeli ve Birleşmiş Milletler tarafından desteklenmelidir.

10- Lübnan ve Suriye’ye yönelik Siyonist saldırıları kınıyoruz. Bu saldırılar, bu iki ülkenin topraklarını işgal etmek ve Amerikan-İsrail çıkarları doğrultusunda onları teslim almak amacını gütmektedir. Bu durum, her iki ülkedeki direniş güçlerinin birleştirilmesini ve Arap Kurtuluş Hareketi’nin bu direnişlere tüm desteği sağlamasını gerektirmektedir.

11- Yemen’deki kardeşlerimizin Gazze’ye desteği için gösterdikleri kahramanca ve fedakâr tutumları takdirle karşılıyoruz. Bu kardeşlerimiz, üzerlerine düşen baskılar ve kuşatma koşullarına rağmen halkımızın yanında olduklarını ve Amerikan saldırganlığının halkımız ve ulusumuz üzerindeki etkilerinin, halkımızın direnişinin ve azminin kayaları gibi çatlayacağını belirtmektedir.

12- Dünya çapında Gazze’ye yönelik saldırıyı reddeden ve halkımızın Gazze’deki direnişini destekleyen halk hareketlerini ve Filistin halkının yanında duran güçleri selamlıyoruz. Ayrıca, işgalin soykırım savaşıyla mücadele etmek ve kuşatmayı kırmak için dünya çapında İntifada eylemlerini artırma çağrımızı yineliyor, işgalci İsrail hükümeti ve ABD’nin büyükelçiliklerini hedef alacak eş zamanlı uluslararası eylemler düzenlemeyi ve işgalcilerin liderlerinin savaş suçlusu olarak yargılanması için baskının artırılmasını öneriyoruz.

Toplantının sonunda, Siyasi Büro olarak tüm ulusal güçlerle birlikte çalışmaya devam edeceğimizi ve ulusal bir yaklaşım geliştireceğimizi belirterek, bu çabaların saldırıyı sona erdirmeye, halkımızın çektiği acıları hafifletmeye ve onun hakları ile ulusal temel ilkelerini korumaya yönelik olacağını vurgulamış bulunuyoruz.

Şehitlere şan, yaralılara acil şifa, esirlere özgürlük..

Zafer mutlaka bizim olacak!

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Siyasi Bürosu

22 Nisan 2025

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.