Beyrut’ta düzenlenen 34. Arap Ulusal Konferansı sona erdi

0 170
image_pdf

7 Kasım’da Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlenen Arap Ulusal Konferansı’nın 34. oturumu sona erdi. Arap Ulusal Konferansı’nın 34. oturumuna 250’den fazla Arap siyasetçi, akademisyen ve düşünür katıldı.

Oturuma katılan FHKC, İslami Cihat, Hamas, Hizbullah, Ensarullah Hareketi gibi direniş örgütleri üst düzey yöneticileri aracılığıyla temsil edildiler.

Arap Ulusal Konferansı’nın 34. oturumunda, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Uluslararası İlişkiler Başkanı Dr. Mahir El-Tahir,  Mısırlı Nasırcı isim Hamdin Sabahi’nin yerine üç yıllık bir süre için Konferans Genel Sekreteri olarak seçildi.

34. Arap Ulusal Konferansı, Filistin davası ile siyonist varlık “İsrail” karşı direnişin hayati önemini vurgulayarak bölge halklarının parçalanmasına yönelik her türlü girişimi reddetti ve direnişin korunması için silahın belirleyici rolüne vurgu yapıldı.

Başlıca Konuşmacılardan Önemli Notlar

Arap Ulusal Forumu Kurucu Başkanı Maan Başur, direniş fikrinin, Arap milletinin yeniden dirilişinin ve onurunun temeli olduğunu belirterek “Direniş olmadan Araplık da olmaz,” dedi; ulusal birliğin direniş ruhuyla ayakta kalabileceğini ifade etti.

Arap Ulusal Konferansı Genel Sekreteri Hamdin Sabahi, bugün verilen mücadelenin, “Arap milletinin kaybettiği” yönündeki propagandayı çürütme mücadelesi olduğunu söyledi.

Sabahi, “Halklar kazandı. Filistin’in kurtuluş günü yaklaşıyor,” dedi.

Sabahi ayrıca, bir sonraki savaşta yalnızca silahların değil, kalemlerin, seslerin ve görüntülerin de belirleyici olacağını vurgulayarak  “Çatışmanın ucu açık. Bu nedenle medya, fikir ve bilincin gücü her zamankinden daha kritik,” dedi.

Sabahi, Filistin ve Lübnan’daki direnişi silahsızlandırma çağrılarını kınayarak “Bu hareketler ulusun onurunu temsil ediyor. Halk mücadelede var oldukça kurtuluş da yakındır,” ifadelerini kullandı.

Konferansta, “Aksa Tufanı’ndan çıkarılan en önemli dersin, Arap Ulusal Konferansı’nın bu direniş mücadelesinde ön saflarda yer alması gerektiği” vurgulandı. Ayrıca, Tufan’ın bir diğer sonucu olarak, Arap dünyasında mezhepsel ayrım girişimlerinin etkisini yitirdiği ve normalleşme süreçlerinin halk nezdinde “ölüme mahkûm edildiği” belirtildi.

Hamas’ın Gazze lideri Halil el-Hayya, “Aksa Tufanı, Filistin davasını yok etme ve yeni bir Ortadoğu inşa etme planlarına verilen en güçlü cevaptır,” dedi.

El-Hayya, “7 Ekim’de, Filistin’in içinde ve dışında, milletin her ferdi kendi gücüyle bir kahramanlık destanı yazdı,” ifadelerini kullandı.

Hayya, ”bu Tufan’ın, Filistin’in kurtuluşu için yeni planlar geliştirme ve güç biriktirme sorumluluğu yüklediğini belirterek “Gazze bugün yaralı olabilir ama bizi büyük ve meşru hedeflerimize ulaşmak için birlik olmaya çağırıyor. Filistin, tüm saldırılara rağmen deniziyle, kadınlarıyla, çocuklarıyla Gazze olarak kalacak; adaletsizlik sona erecek,” dedi.

İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Gazze’nin sahada ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyona karşı savaştığını söyledi.

“İsrail’in krizi kontrol etme gücü tükendi,” diyen Nehhale, “İşgal karşısında tüm direniş grupları birleşti; bu birlik siyasi arenaya da yansıdı. Bu dayanışma olmasaydı bir ay bile ayakta kalamazdık,” ifadelerini kullandı.

Nehhale ayrıca, “Batı Şeria’daki halkımız, Filistin varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan gerçek bir savaşa karşı direniyor,” dedi ve İran, Lübnan, Yemen, Mısır ve Katar’a teşekkür ederek, “Biz hâlâ sahadayız ve direnişi korumaya kararlıyız,” diye konuştu.

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Mezher, Filistin halkını vesayet altına alma ve demografik yapıyı değiştirme planlarına karşı çıkarak, “Siyonist düşmana ve müttefiklerine karşı sözümüzü yenilemek için buradayız. İşgal tankları bugün Şam yakınlarında olabilir ama biz hâlâ onlarla savaşıyoruz,” dedi.

Mezher, “Bugün dayanışmadan eyleme, slogandan somut programa geçme zamanıdır,” çağrısında bulundu.

Arap Birliği’ne, “Kapsamlı Filistin uzlaşısına destek verin, Filistin topraklarını düzenleyin,” diyerek seslenen Mazhar, “Zorluklar geçmişten büyük, sorumluluklar her zamankinden ağır,” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Hizbullah Uluslararası ve Arap İlişkiler Sorumlusu Ammar Al-Moussawi, “Gazze’nin yanında destek savaşına bu davanın haklılığına olan inancımızla girdik ve kararımızdan pişman değiliz.”

Al-Moussawi, “Direnişin tutumu, düşmanın yükümlülüklerini yerine getirmesinden önce hiçbir şeyin tartışılamayacağıdır. “Bu direniş, Filistin’den Lübnan’a kadar geleceği inşa edecektir.

Yemen lideri Seyyid Abdülmelik el-Husi, “Destek cephelerinin rolü iki yıl boyunca belirgindi. Hizbullah’ın rolü etkili katkısıyla destek cephelerinin başında gelmektedir.”

Husi, “İsrail”, ABD ortaklığıyla, her zaman suçu mağdura yüklemeye ve serbestçe hareket etme denklemini dayatmaya çalışıyor. siyonist varlık, Lübnan’ı koruyan silahları ve Gazze üzerinde kontrol kurmasını engelleyen silahları etkisiz hale getirmeye çalışıyor.

el-Husi, Yemen tarafından Gazze’yi desteklemek için gerçekleştirilen askeri operasyonların iki yıl boyunca 1830 operasyona ulaştığını ve deniz operasyonlarında 228 düşman gemisinin hedef alındığını açıkladı.

Georges Ibrahim Abdallah, “Bu kongrenin toplanması, bölgedeki tüm emperyalist komplolara karşı bir dayanıklılık eylemidir. “İsrail”, “Batı emperyalizminin organik bir uzantısıdır. İsrail, hızla değişen uluslararası ve halk hareketleri karşısında son dönemini yaşıyor” dedi.

Direnişin devamlılığının temelinin direnç olduğunu belirten Abdullah, direnişin “geçici bir girişim değil, halkların sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı harekete geçtiği temel fikir” olduğunu vurguladı. Abdullah ayrıca, Arap yönetimlerinin direnişi silahsızlandırma girişimlerinin “başarısız olacağını” vurguladı.


image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.