Arif Mostarlı : Saçları uzundu ama

0 159
image_pdf

Zulüm erkek işidir, evet, doğrudur. Ama kadınların da adı yazılı tarihin en kirli sayfalarında. Üstelik kendi hemcinslerine karşı inanılmaz suçların sanığı olarak

Tarihte büyük zulümler ve insanlık suçlarının genel olarak erkekler tarafından işlendiği tezi yaygın ve aynı zamanda doğru bir tezdir. Ancak bu gerçek, kadınların hiç işin içinde olmadığı anlamına gelmiyor; çoğu kez ikincil planda olsalar da tarihin kirli sayfaları arasında birçok kadın yer aldı, yer alıyor. Kadınların bu tür işlerde pek fazla görünür olmaması, zaman zaman onların ‘hassas ve naif yapısı’ gibi gerekçelerle açıklansa da bu pek doğru değil. Aslında mesele mazlumların dünyasında olduğu kadar zalimlerin dünyasında da kadınların ikincil plana itilmesinden, onların ‘sadık eş ve yardımcı’ pozisyonunda tutulmasından kaynaklanıyor. Bu, bütün militarist, baskıcı diktatörlüklerin aynı zamanda erkek egemen esaslı olmasının bir sonucu; iktidarda olan erkeklerin sağladığı konfor ve şatafattan yararlanarak aslında bütün suçlara ortak olan bu kadınlar, yine de (bazı istisnalar dışında) bizzat ‘sahaya inerek’ kimsenin kafasını kesmiyor. Bütün varlığını Führer’e adamış Eva Braun, Nazilerin en fanatiği Martha Goebbels, Filipinler’i soyup soğana çeviren İmelda Marcos, İran’ı kana bulayan Şah Rıza’nın eşi Farah Diba, yer yer kısmi iktidar parçacıklarına sahip olsalar da asıl işleri yine de çocuk doğurup büyütmekle sınırlıdır.

Ravensbrück’ün canavarları

Ama daha alt düzeylerde durum pek öyle değil. Asla yönetici olamadıkları halde birçok cinayete fiilen katılabilen IŞİD’li kadınlar ve Bosna/Ruanda kıyımlarındaki yakın dönem örnekleri bir yana, özellikle Nazi dönemi, bu konuda çarpıcı örneklerle dolu.

Aslında klasik Nazi ideolojisinde kadınların rolü annelikten ibaretti ve Nazi modelinde kadının bir kariyeri yoktu. Ancak savaş patladıktan sonra birçok kısıtlama kaldırıldı. 1940’larda artık gazetelerde “Askeriyeye 20 ila 40 yaş arasında, sağlıklı kadın işçiler aranıyor” yazılı ilanlar yer alıyor ve işe alınanlar kadın mahkûmlar için inşa edilmiş Ravensbrück toplama kampına aktarılıyordu. Çoğu alt sınıflardan ve Nazi gençlik örgütünden gelen genç kadınların canavara dönüştüğü yer tam da burası olacaktı. Avrupa’nın her yerinden 120 binden fazla kadın burada hapsedildi. Siyasi direnişçiler, komünistler, Yahudiler, lezbiyenler, seks işçileri, evsiz kadınlar… En az 30 bin kadın katledildi Ravensbrück’te.

Kampta 3 bin 500 kadın muhafız vardı. Aileleri, çocuklarıyla birlikte yaşadıkları büyük villaların pencereleri ölüm fırınlarına bakıyordu ve onlar, az ötede piknikler ve partiler düzenleyip çocuklarını emziriyorlardı. Giderek korkunç insanlara dönüştüler. Führer’e hizmet tek amaçlarıydı!

Hep görev uğruna

‘Stutthof Sadisti’ olarak tanınan Hertha Bothe, onlardan biriydi. Fabrika işçiliğinden gelip 1939’da Alman Kız Birliği’nin üyesi olduktan sonra Ravensbrück gardiyanı oldu. Onlarca kadını döverek öldürürken, bazılarını tabancayla kurşuna dizmişti. Yargılamalardan 3-5 yılla kurtuldu.

‘Ölüm Meleği’ Irma Grese de Ravensbrück’teydi. Yoksul bir aileden Nazi partisine, oradan da toplama kampına… 1945’te işkence, zevk için öldürme, aç köpekleri insanlara saldırtma, binlerce insanın gaz odalarına gitmesinden sorumlu tutularak ölüm cezasına mahkûm edildi ve asıldı.

‘Buchenwald Cadısı’ Ilse Koch, kamp komutanı Karl Otto Koch’un eşiydi ve dövmeli vücutlara düşkünlüğü ile tanındı. Öldürttüğü esirlerin derilerindeki dövmeleri kesip (bazen de derileri kendisi süsleyip) çanta, eldiven, gece lambası, hatta işlemeli iç çamaşırı yaptı. 1947’de 50 bin cinayetten ötürü ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 1967’de hücresinde kendini astı.

SS yetkilisi olan Maria Mandel de bir ayakkabıcı ailesinden gelerek Nazi partisine katılmıştı. Ravensbrück’te işe başladı, daha sonra da Auschwitz-Birkenau’daki soykırımın temel rolündeydi. 500 bin kadın ve çocuğu ölüme gönderen listeleri hazırlayan kişi olarak 1947 yılında Krakov’da mahkemede yargılandı ve asılarak idama mahkûm edildi.

Doktor Hilde Wernicke ise 1933’te katıldığı Nazi partisine sadakatle hizmet etti. Meseritz-Obrawalde Sanatoryumu’nun çocuk bölümünden sorumluydu. 1943-1944 arasında çoğu çocuk 600 mahkûmu morfinle öldürdü. Sovyet birliklerinin üyeleri kurumda yaklaşık bin kişilik toplu mezar buldu. 1946’da idam edilmeden önce, kendini savundu: “Ben yalnızca delileri ve çaresiz hastaları öldürdüm!”

“Hata mı yaptım? Hayır. Hata, bunun bir toplama kampı olmasıydı, ama oraya gitmek zorundaydım, aksi takdirde beni de oraya götürürlerdi.” Hertha Bothe, böyle söylüyordu yargılanırken. Aynen erkek katiller gibi: Ben emirleri uyguladım! Ama bu bile yalandı. Sonradan ortaya çıkan kayıtlar, bazı yeni elemanların işin ne olduğunu anlar anlamaz Ravensbrück’ten ayrıldığını gösterdi.

Bothe ve diğerleri, ayrılmadılar. Kız kardeşlerinin kanına buladılar ellerini. Soğukkanlılıkla binlerce ‘kadın cinayeti’ işlediler ve tarihe öyle geçtiler…

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.