Venezuela’da şehit düşen 32 Kübalı kahraman sonsuzluğa uğurlandı

0 235
image_pdf

“Kimse düş gücünü kısırlaştırmasın, yaşlı dünyamız daha pek çok Uluslararası Tugay görecek, daha pek çok Arjantin’li, Bolivya’larda, Kongo ormanlarında savaşacak.”


Baş düşman Amerikan emperyalizmi, 3 Ocak sabahı Bolivarcı Venezuela Cumhuriyetine kalleşçe bir saldırı gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen bu haydutça saldırıda Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores kaçırıldı.

Emperyalist ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırdığı alçak saldırıya karşı koyarken şehit düşen 32 Kübalı enternasyonalist devrimcinin cenazesi dün ülkeleri Küba’ya gönderildi. Şehit düşen 32 Kübalı kahramanın cenazesi José Martí Havaalanı’nda askeri törenle karşılandı.

“Ellerinde silahla ölenler ölüme yenik düşmezler”

Havaalanı’ndaki karşılama töreninde konuşan Küba İçişleri Bakanı Lázaro Alberto Álvarez “Adil bir dava uğruna ellerinde silahla ölenler ölüme yenik düşmezler” diyen Álvarez, “Küba çocuklarını terk etmez, Küba ilkelerinden vazgeçmez, Küba onuru savunmak yüksek ve acı verici bir bedel ödemek anlamına gelse bile pes etmez” diye konuştu.

Küba topraklarında korkaklığa ve ihanete asla yer olmayacağını ilan eden Álvarez, “Her savaş, halkın onuru için her şeyini veren, yaşadıkları gibi başları dik ölen bu kahraman savaşçıların ahlaki izini taşıyacaktır” ifadesini kullandı.

José Martí Havaalanı’nda düzenlenen askeri törende konuşan Küba Kolordu Generali Lázaro Alberto Álvarez Casas düşen Kübalılar için “Onlara dinlenme sözü vermiyoruz, çünkü gerçek kahramanlar asla dinlenmez. Her savaşın ön saflarında yürümeye devam edecekler, halklarına hizmet etmeye kararlı her gence eşlik edecekler, adaletsizliğe boyun eğmeyen her erkek ve kadına ilham verecekler, her darbeden sonra ayağa kalkmayı bilen her devrimciye güç verecekler” dedi.

Havana’daki José Martí Havaalanı’nda düzenlenen askeri törende, Küba Devrimi öncülerinden Orgeneral Raúl Castro Ruz ve Cumhurbaşkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez en ön safta yer aldı.

Enternasyonalist Kübalı savaşçıların cenazeleri, Küba halkının onlara saygı duruşunda bulunabilmesi için Rancho Boyeros Bulvarı üzerinden Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanlığı karargahına götürüldü.

Baş düşman ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısında şehit düşen 32 Kübalı için Küba’nın çeşitli kentlerinde kitlesel anma etkinlikleri düzenlendi. Anmalar, mitinglerin yanı sıra “Savaşan Halk Yürüyüşü” başlıklı anti-emperyalist yürüyüşlerle devam etti.

Doğudaki Santiago de Cuba ve Holguín başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen mitinglere binlerce kişi katıldı. Etkinlikler, kent merkezlerinden geçen yürüyüşlerle sürdü; ABD müdahaleciliği ve emperyalist saldırganlık protesto edildi.

Díaz-Canel: ‘Bu bir rejim değiştirme girişimidir’

Anmalar kapsamında konuşan Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının yalnızca askeri bir operasyon olarak değil, açık bir rejim değiştirme girişimi olduğunu vurguladı. Bombardımanlar ve kaçırma eylemlerinin, Washington’un uzun süredir Latin Amerika’da uyguladığı müdahaleci politikanın yeni bir halkası olduğunu söyledi.

Díaz-Canel, saldırının Venezuela Devlet Başkanı’nın diyalog ve müzakereye açık olduğu yönündeki açıklamalarının hemen ardından gerçekleştiğine dikkat çekerek, bunun ABD’nin diplomasi değil zor yolunu tercih ettiğini gösterdiğini ifade etti. Saldırıların, uluslararası hukukun en temel ilkeleri olan egemenlik ve içişlerine karışmama prensiplerini açıkça ihlal ettiğini vurguladı.

‘Kübalılar orada paralı asker değildi’

Küba lideri, şehid düşen 32 Kübalının rolüne de özellikle değindi. Hayatını kaybedenlerin bir çıkar ilişkisi ya da ticari bağ nedeniyle Venezuela’da bulunmadığını belirten Díaz-Canel, “Onlar bir kardeş halkın egemenliğini savunurken görev başındaydı” dedi.

Küba ile Venezuela arasındaki ilişkinin, emperyalist söylemlerde sunulduğu gibi basit bir “hizmet alışverişi” olmadığını vurgulayan Díaz-Canel, bu bağın tarihsel, siyasal ve ideolojik bir dayanışmaya dayandığını ifade etti. Küba’nın Latin Amerika ve Karayipler’de yürüttüğü dayanışma politikalarının, piyasa mantığıyla değil, ortak anti-emperyalist mücadele anlayışıyla şekillendiğini söyledi.

‘Abluka, tehdit ve baskı bizi yolumuzdan çevirmedi’

Konuşmasında ABD yönetiminin Küba’ya yönelik tehditlerine de değinen Díaz-Canel, ülkenin altmış yılı aşkın süredir abluka, ekonomik baskı ve siyasal kuşatma altında olduğunu hatırlattı. Buna rağmen Küba’nın egemenliğinden, sosyalist yöneliminden ve anti-emperyalist duruşundan vazgeçmediğini belirtti.

ABD’li yetkililerin açık tehdit içeren açıklamalarının Küba halkı üzerinde yıldırıcı bir etki yaratmadığını söyleyen Díaz-Canel, “Bizi anti-emperyalist yapan bir tercih değil, emperyalizmin kendisidir” dedi. Küba’nın hiçbir ülkeyi tehdit etmediğini, ancak tehdit edilmesi halinde direnmekten geri durmayacağını vurguladı.

‘Barış istiyoruz, teslimiyet değil’

Díaz-Canel, Küba’nın barıştan yana bir ülke olduğunu, ancak bunun teslimiyet anlamına gelmediğini ifade etti. Küba’nın tarihsel deneyimlerinin, egemenliği savunmanın ancak halkın birliğiyle mümkün olduğunu gösterdiğini söyledi. Konuşmasında, bağımsızlık savaşlarından Sierra Maestra’ya, Afrika’daki uluslararası görevlerden bugüne uzanan direniş geleneğine atıf yaptı.

Küba halkının en büyük gücünün birlik olduğunu vurgulayan Díaz-Canel, emperyalist baskıların bu birliği hedef aldığını, ancak bu çabaların sonuçsuz kalacağını dile getirdi.

Mitingden yürüyüşe

Konuşmaların ardından Santiago de Cuba ve Holguín’de düzenlenen mitingler, “Savaşan Halk Yürüyüşü” adlı anti-emperyalist yürüyüşlerle devam etti. Yürüyüşlerde ABD saldırganlığına ve müdahaleciliğine karşı sloganlar atıldı, şehid düşen 32 Kübalının adları tek tek anıldı. Halk yürüyüşünde, Küba’nın ve Venezuela’nın egemenliğine yönelik saldırılara karşı dayanışma mesajları verildi.

image_pdf
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.