hüseyin cevahir Archives – HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ Fri, 24 Sep 2021 20:27:04 +0000 tr hourly 1 Sami Adalı: Musa Anter ve Hüseyin Cevahir’in Cezaevinde Görüşmeşi https://halkin-dg.com/guncel/sami-adali-musa-anter-ve-huseyin-cevahirin-cezaevinde-gorusmesi.html https://halkin-dg.com/guncel/sami-adali-musa-anter-ve-huseyin-cevahirin-cezaevinde-gorusmesi.html#respond Fri, 24 Sep 2021 20:27:04 +0000 https://halkin-dg.com/?p=11757

Şeyhmus Elmas, bilinen adıyla Musa Anter 1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesisinin Zivinge köyünde dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybetti. Annesi Fesla, babasının ölümünden sonra yaşadığı köyün muhtarlığını yaptı. Ape Musa, ilkokulu Mardin’de okudu; ortaokul ve liseyi de  Adana’da bitirdi. Sonra İstanbul Hukuk fakültesine geçti ve oradan mezun oldu. Ama ülkenin içinde bulunduğu siyasi durum ve […]

The post Sami Adalı: Musa Anter ve Hüseyin Cevahir’in Cezaevinde Görüşmeşi appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

Şeyhmus Elmas, bilinen adıyla Musa Anter 1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesisinin Zivinge köyünde dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybetti. Annesi Fesla, babasının ölümünden sonra yaşadığı köyün muhtarlığını yaptı.

Ape Musa, ilkokulu Mardin’de okudu; ortaokul ve liseyi de  Adana’da bitirdi. Sonra İstanbul Hukuk fakültesine geçti ve oradan mezun oldu. Ama ülkenin içinde bulunduğu siyasi durum ve Kürt halkının durumu, Musa Anter gibi aydın bir mücadele insanının, hayatını sıradan bir avukat olarak devam etmesinin önünde engeldi.

Döneminde PKK’li Kürt gençlerle yaptığı bir tartışmada, ona sürekli “Mamoste, biz sıfırdan başladık ve Kürt davasını bu düzeye getirdik” denilince o da kendi üslubuyla “Peki sıfırın altından sıfır noktasına kim getirdi bu davayı?” demiştir. Ağrı isyanından sonra betonun altına gömülen Kürt davası, Ape Musa ve arkadaşları tarafından o beton yığınından çıkarılmaya çalışıldı. Ve onlardan sonra gelen devrimciler de bu davayı yükselttiler. Ape Musa’nın bütün hayatı, tarih sayfalarında yok edilmek istenen bir halkı yeniden ayağa kaldırmak için çalışmakla geçti.

Musa Anter’in “Boşuna ölmemeliyim” dediğine herkes şahittir. O, normal bir ölümü, boşuna bir ölüm olarak görüyordu. Bu isteği yerine geldi! 20 Eylül 1992’de, Amed’in Seyrantepe mahallesinde bir komplo ile götürüldüğü yerde faşist Türk devletine bağlı kontra tetikçiler tarafından şehid edildi.

Hüseyin Cevahir, 1945 yılında Dersim’in Mazgirt ilçesinde dünyaya geldi. Kürt-Alevi bir köylü ailesinin çocuğu olan Hüseyin Cevahir, THKP-C önderlerindendir. 1 Haziran 1971’de İstanbul Maltepe’de yoldaşı Mahir’le birlikte kuşatıldılar. Kuşatma altında direnişin ilk görkemli örneklerinden birini yaratarak şehit düştü.

Mahir, Hüseyin, ve Ulaş, THKP-C tarihinin hemen her aşamasında birliktedirler. Birbirinden ayrı direnişlerin yaratıcısı olarak ölümsüzleştiler üçü de; ama birlikte sayısız eylemler gerçekleştirdiler.

Cevahir THKP-C’nin SBF kökenli kadrolarından biriydi. Önce İstanbul Tıp’a girmişti, ama SBF onun için daha çekiciydi. Okul değiştirip SBF’ye geçti. Okula gelir gelmez Fikir Kulübü’nün üyesi oldu. O dönem o da TİP üyesiydi. Araştırıcıydı. Bu özelliğiyle TİP’e karşı yürütülen ideolojik mücadelenin de önde gelen savaşçılarından biri oldu.

SBF’deki anti-faşist mücadeleyi omuzlayan ilk militan kadrolaşma içinde de Cevahir yer alır. Sonra adım adım THKP-C’nin oluşumu geldi.

Hüseyin Cevahir, bu süreçte 1970 Aralık’ında Ankara Küçükesat’taki bir evde yapılan toplantıda oluşturulan 11 kişilik Geçici Genel Komite’nin üyelerinden biri olarak yer aldı. Sürecin ilerleyen evresinde Genel Komite “geçicilikten” çıkıp kesinleştiğinde de Hüseyin Cevahir yine THKP-C’nin sorumluluğunu taşıyan bu yapı içindeydi. Genel Komite’de yapılan ilk işbölümünde Hüseyin Cevahir Kürdistan sorumluluğunu üstlendi.

Ancak Cevahir, Parti kendisine nerede ihtiyaç duyduysa oradaydı. Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan ve Sebahattin Kurt’la birlikte sık aralıklarla Karadeniz bölgesinde bulundu. THKP-C önderleri, masa başı önderleri değillerdir. Bu yüzden silahlı savaşın örgütlenmesinde doğrudan yeralmışlardır hep. THKP-C’nin Ankara’da gerçekleştirdiği ilk eylemlerde Cevahir de vardır.

Hüseyin Cevahir Şubat 1971’de içlerinde Ulaş’ın da olduğu bir ekiple birlikte, İstanbul’a geldi ve İstanbul’daki hazırlıkları örgütledi.

17 Mayıs 1971’de İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephrahim Elrom’un kaçırılması eyleminde Ulaş Bardakçı ve Mahir Çayan’la birlikteydi.

Bu iki devrimci kişilik, Ankara’da zindanda birbirlerini görürler. Hüseyin Cevahir ve 12 arkadaşı, Dev-Genç davasından dolayı tutukludurlar. Ape Musa da yazdığı bir yazısından dolayı tutuklanır. Musa Anter, Hatırılarım adlı kitabında, bu görüşmeden şöyle bahseder:

“Sabahleyin bahçeye çıktık. Hüseyin Cevahir beni gördü boynuma atıldı, öpüştük. Kendisi ve on iki Dev-Genç’li arkadaşı da tutukluydu. Öğlen ve akşam yemeklerini beraber yemeğe başladık. Bir kaç böyle yedik Hüseyin’e dedim ki:‘Kardeşim, siz talebesiniz, bu yemekleri para ile alıyorsunuz. Halbuki bizim üçümüzünde parası var; ne diye bizden para almıyorsunuz?’ Hüseyin böyle düşünmüş olmama sevindi, mahçup mahçup gülümserek: ’Ağabey, paramız da vallahi bir günlük kalmıştı; ne yapcağımızı bilmiyorduk’ dedi. Ben Tarık ve Canip’ten bir miktar para aldım kendim de üstüne ekleyerek Hüseyin’e verdim.

(…) Hapishanede uzun kalmadık. Onbeş gün sonar tahliyemize karar verildi. Ayrılırken, hem biz hem de Hüseyin ve arkadaşları ile tüm tutuklular cidden çok üzüldük‘‘ 

Ape Musa, bir de Hüseyin Cevahir ile birlikte yazdıkları bir yazıdan bahseder:

“O ara ODTÜ’de Deniz Gezmiş’in de başını çektiği bir panel düzenlenmişti. Panelde, Kürt meselesinin nasıl ortaya konması gerektiği konusunda görüşlerimizi sordular. Biz Hüseyin ile beraber bir yazı hazırladık. Panelde alkışlar arasında okundu ve Kabul gördü.“Musa ANTER, Hatıralarım, Syf 208

Her iki devrimci kişiliğin de şehadetleri, yolumuzu aydınlatıyor.

The post Sami Adalı: Musa Anter ve Hüseyin Cevahir’in Cezaevinde Görüşmeşi appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/sami-adali-musa-anter-ve-huseyin-cevahirin-cezaevinde-gorusmesi.html/feed 0
Koray Doğan: Kızıldere’ye Giden Yolda Öldürülen İlk Devrimci https://halkin-dg.com/guncel/koray-dogan-kizildereye-giden-yolda-oldurulen-ilk-devrimci.html https://halkin-dg.com/guncel/koray-dogan-kizildereye-giden-yolda-oldurulen-ilk-devrimci.html#respond Sun, 08 Mar 2020 22:45:27 +0000 https://halkin-dg.com/?p=318

KORAY DOĞAN’SIZ ODTÜ’DE EYLEM OLUR MU? Koray Doğan’ın adı, ODTÜ’de otosu yakılan Vietnam Kasabı ABD Büyükelçisi Robert Commer davasında da geçer. İnsan kasabı katil Commer’in otosunu yakanlar arasındadır Koray Doğan da. O’nu bu eylemi nedeniyle yargılarlar, ancak kanıt bulamazlar. Faşist rejimin katilleri buna karşın bu defteri açık tutarlar. Ancak O’da üç bin ODTÜ’lü gibi bu […]

The post Koray Doğan: Kızıldere’ye Giden Yolda Öldürülen İlk Devrimci appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

KORAY DOĞAN’SIZ ODTÜ’DE EYLEM OLUR MU?

Koray Doğan’ın adı, ODTÜ’de otosu yakılan Vietnam Kasabı ABD Büyükelçisi Robert Commer davasında da geçer. İnsan kasabı katil Commer’in otosunu yakanlar arasındadır Koray Doğan da. O’nu bu eylemi nedeniyle yargılarlar, ancak kanıt bulamazlar. Faşist rejimin katilleri buna karşın bu defteri açık tutarlar. Ancak O’da üç bin ODTÜ’lü gibi bu eyleme katıldığını, Rektörlüğe verdikleri dilekçede belirtir. Bunun anlamı; İnsan Kasabı Commer’in otosunu biz yaktık! Var mı diyeceğiniz! olur. Vietnam katili Büyükelçi Robert Commer birgün ODTÜ’ne gelir. Onun bu gelişi raslantı değildir. Bunu bildikleri için, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Mustafa Taylan Özgür, Ulaş Bardakçı, Commer’in ders alacağı eylemlilikleriyle otomobilini sallayıp sarsarak devirip yakarlar.

Bu eylemi Rektörlük penceresinden Robert Commer izlerken, 68 Devrimci kuşağının önderleri Büyükelçinin Cadillac’ını havaya kaldırarak devirmek için bir süre uğraşırlar. Öyleki, avuçlarının içi kan doluncaya kadar devirmeyi denerler. otomobili önce yan sonra ters çevirirler. Ters çevrilen otomobilin benzin deposundan benzin akmaya başlar.(Cadillac üreten fabrika bu durumun başlarına geleceğini hesaplamamış olmalı)  Hüseyin İnan hemen Sinan Cemgil’in boyunundaki kaşkolü alır ve ters çevrilmiş otomobilin benzin deposunun kapağını açıp içine sarkıtarak, benzini emdirdiği kırmızı-siyah çizgili kaşkoluyla benzini otomobilin her tarafına yayar. Sonra da çaktığı kibriti fırlattığında yükselen alevleri, dumanı gören herkes eylem yerine gelir. Yangın söndürücülerini otomobile yaklaştırmazlar.

O günlerde ABD’yle uşakları rejimlerin o  güne kadar görmedikleri bu eylem sonrasında; ABD Kongresi, Pentagon, CIA’yla Türkiye’de TBMM,  MSB, MİT’de aldıkları ortak kararla, eyleme katılanlar ELEMİNE EDİLMELİDİR yemini ederler! O eyleme katılanların çoğunluğu daha sonra katledilirler.

  • APOLETLİ-APOLETSİZ FAŞİST KATİLLER

Koray Doğan,  8 Mart günü sabah erken saatte ODTÜ’den yakın arkadaşı Hasan Ataol’la buluşur. Buluşma amaçları, Maltepe Askeri Hapishanesi’nden firar eden THKP-C, THKO önderlerini güvenli bir yere götürülmeleriyle ilgilidir. Işık hızıyla gelişen olayların arkasında kalmamak, o hızda hareket etmek zorunluluğuyla bu son görüşmeleri sırasında,  THKP-C THKO’den firari devrimcilerin örgütleri adına birinci derecede sorumluları olarak,  kaçış eylemiyle kurtarılan yoldaşlarının hızla güvenli yere götürülmelerinin birinci derecede sorumlularıdır. Çünkü, çemberin daraldığını da Hasan Ataol’la paylaşarak, fiziki teknik olanaklar-olanaksızlar üzerine konuşup karar alıp hızla ayrılırlar.

Koray Doğan’ın Abisi Veteriner Üsteğmen Kutay Doğan, o günün akşamı izinli geldiği evlerinde, Koray’ın peşine düşen garnizon komutanı faşist Tevfik Türün (Ünlü faşist general Faik Türün’ün kardeşi) evde Koray’ı bulamayınca, Kutay‘ı tutuklar. Bir oğlunu gizli ölüm emriyle arayan, diğerini annesinin babasının gözleri önünde palas pandıras tutuklayan faşist Tevfik Türün, Ahmet Amca’nın sınıf arkadaşıdır.  Kuleli askeri akademisinde tanıştığı, aynı sıralardan subay olarak geçtiği, askeri doktor Ahmet Doğan‘ın en çok sevdiği oğlunu öldür(t)mek bile onun için hiç bir şey ifade etmez,  O nedenle bu konuşmada verdiği cevap hem basiretsiz hem de bir balyoz gibi, her baba ve annenin yüreğini kanatacak kadar acıydı.’ “Bu gece oğlun bulundu bulundu, yoksa bir kör kurşuna gidecek!’ Bunu bilmelisin doktor diye diretiyordu.” (Tülay Doğan)

Yirmili yaşlarımızın başlarına kadar bir daha karşılaşmamıştık Koray Doğan’la. Faşist cuntanın ortalığı cehennem yerine çevirmesinin kıvılcımını çaktığı günlerin başında olduğumuzun tam ayrımında değildim. İnanç, ideoloji, kapitalist sistem üzerine  alacağım  kökten radikal kararım öncesi bir gün babamla, Ermeni Boşnak komşularımızın da olduğu, TRT’de çalışan müzisyenlerin oturduğu … Sokak’taki evimizin önünde karşılaştığımda, oldukça gergin, üzüntülüydü. Her zaman olduğu gibi, korkarak yanından uzaklaşmaya çalıştığım sırada zangır zangır titrerken, hemen konuyu açtı; ”Çabuk Ahmet Amca’na  git” dediğinde, nedenini sorunca: Oğlunu, canım yavrusunu, canımız  Koray’ını öldürdüler” dediğinde,  zangır zangır titremesi hala sürüyordu. Sanki uçarak  Ahmet Amcalar’ın Emek Mahallesi’ndeki evlerine gittim. Evde ağlayan insanların gözleri öfkeden hınçtan kançanağına dönmüştü.

Koray Doğan, Hasan Ataol’la son görüşmelerinin ertesi günü, yani bir gün sonra, (9 mart 1972) devrimci avına çıkmış devletin apoletli-apoletsiz faşist sürülerinin alçakça kalleşçe arkadan Ankara’da Aşağı Ayrancı’da nişanlısın evinin önünde vurularak öldürülmüştü.

Öldürüldüğünden bir gün sonra da ben, bu değerli güzel insanın cansız bedenini Numune Hastanesi Morg’unda beklerken, son kez boylu boyunca yattığı yerde gördüm. Sevgili Ahmet Amca, kendisi de operatör doktor (KKB) olduğu için, Morg‘da Koray’ın üzerinde olası operasyonla polisin suçunu gizlemeye dönük operasyon yapılabileceği tehlikesine karşı, Koray’ın başında beklememi söylediğinde hemen Numune Hastanesi’inin Morg’unda aldım soluğu. Ahmet Amca haksız değildi kuşkulanmakta. Koray’ın yatırıldığı odanın kapısında beklerken, beklenen ziyaretçiler binanın girişinden içeri süzüldüklerinde, beni orada beklemedikleri için, şaşkınlıkla birbirlerine bakıp, içeride yatanın kim olduğunu sormalarıyla birlikte, şimşek kararıyla şimşek hızında üzerlerine yürümem bir oldu. Önümden kaçan üç kişilik katil sürüsü sivil polislerden ikisi Jeep’lerine binip kaçarlarken, birisi arkada kaldığında onu yakalamama birkaç adım kala o da Jeep’e kendini zor atmıştı. O sırada attığım faşist katiller çığlığı sonrasında başım uyuşmuştu, gözlerim kinle, öfkeyle yuvalarından fırlayacak gibiydim. Önümden kaçanların altlarındaki Jeep’in hızından, önündeki Türk bayrağının pır pır,  dalgalandığını da görmüştüm. Daha sonra Morg’a gelen Ablası, kızkardeşi ailden birkaç kişinin bana doğru yaklaştıklarında, Ablası Nuray bana: Koray nerede? der demez attığı çığlık yeri-göğü inletmişti. Çığlığı çarptığı duvarlardan, karşıdaki Hacettepe sırtlarından geri dönüp bedenlerimize saplanmıştı sanki. Tüylerimiz diken diken olmuştu. Benim biraz önce attığım çığlığın bin katı güçle atmıştı çığlığını. Hastanenin Başhekimi demek yerine Dr  Mengele demek daha yerinde olur, Baş Katil Demirel‘in 3. Milliyetçi Cephe faşist hükümetinde Sağlık Bakanlığı yapmış, adından da kim olabileceğini çıkartabileceğiniz, Münif İslamoğlu’ydu Koray’ı acil kapısında kan kaybından öldüren faşist. Koray Doğan, önce vurulduğu yerde bir saat savcının gelmesi için bekletilir, sonra da hastaneye getirildiğinde kapı önünde, yer yok denilerek. Koray’ı vurduklarından sonra, ölmeyebileceğini görmüş olmalılar ki, kan kaybından vurulduğu yerde, olmadı, sonra da hastane kapısında bekleterek öldürmüşlerdir. Koray Doğan’ı öldürmek, omuzuna bir yıldız daha kondurtup, ödüllendirilmek içindi eli kanlı katil Tevfik Türün içindi. Mengele Münif içinse, devrimci kanları akıttığı hastane kapısından, kanlı bakanlık koltuğuna oturacağı yolun açılmasıydı.

Kutay’ı da içeride uzun süre tutacaklarını düşündüğüm için, gözaltına aldıkları İstanbul Caddesi’nde Devlet Tiyatroları binasıyla şimdiki Radisson Blu Oteli’nin arasındaki birbirinin aynı mimarideki üç binadan oluşan Merkez Komutanlığı’ndan nasıl kurtarabiliriz planının parçası olarak, bina çevresinde araştırmaya başlamıştım.

Koray Doğan, ortaokulu Talas’da  tamamlar. Başarılı bir öğrenci olduğu için, bu başarısından dolayı sınavsız olarak Tarsus Amerikan Koleji’ne kabul edilir. Koray iyi İngilizce bildiği için de ODTÜ’nde hazırlık okumadan, 1’nci sınıftan başlar.  Devrimci politikayla, sanata da verdiği önemi birarada ustalıkla yürütmek yeteneğini de göstererek.

Tiyatro kolunda çalışmalara katılır, oyunculuk yönetmenlik yapar. Resimler çizer, her etkinlikte de yer alır. Koray’ın babası sevgili Ahmet Amca’yla babam arkadaştılar. KBB doktoru Ahmet Amca’nın muayenehanesi işyerlerimize, evimize yakın olduğu için babamla sıkça görüşmeleri sırasında, ara sıra uğradığım muayenehanede, Mevsim Sokak’ta onlu yaşlarımızda karşılaşırdık.

Ahmet Amca’nın kızı Tülay, sonraki yıllar Koray’la, öldürülen Devrimciler için söylediği; Onlar hepsi kırlarda açan taze çiçeklerimizdi, bir rüzgâr esti ve onları aldı gitti.” Olmuştu. Hafta sonları uğradığım İstanbul’daki Vapur İskelesi Sokağı’ndaki evlerinde Ahmet Amca’yla sevgili eşi hepimizin annesinin mum gibi eridiklerini görmek çok zordu, bir süre sonra Anne-Babaları da esen o rüzgarın arkasına takılarak aramızdan ayrıldılar.

Koray Doğan’ın geride kalan eşyaları arasında tiyatro için kostüm kumaşları, paletler, resim için yağlı boyalar, Dual pikap, 78’lik plaklar ve daha birçok eşyayı, abisi Kutay korumam için bana bırakmıştı. Ancak, polisin izlemesinden yıllar içinde sıkça değiştirdiğim taşınmalarım sırasında, hepsini bir bir yitirdim. Bir kaçı dışında. Kutay, Koray’ın Karşıyaka‘da  toprağa verilmesinden sonra, serbest bırakılmıştı. İsveç‘e gittikten 22 yıl sonra da Stockholm’da biraraya gelebilmiştik.

The post Koray Doğan: Kızıldere’ye Giden Yolda Öldürülen İlk Devrimci appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/koray-dogan-kizildereye-giden-yolda-oldurulen-ilk-devrimci.html/feed 0
HAZİRAN ŞEHİTLERİ EMPERYALİZME KARŞI İSYANDIR https://halkin-dg.com/guncel/haziran-sehitleri-emperyalizme-karsi-isyandir.html https://halkin-dg.com/guncel/haziran-sehitleri-emperyalizme-karsi-isyandir.html#respond Tue, 11 Jun 2019 14:59:16 +0000 https://halkin-dg.com/?p=5300

  Onlar: Emperyalizme, Oligarşiye ve Faşizme Karşı Silahlı Devrimci Savaşı Sürdüren Ve Şehit Düşen Hareketimizin Sembol İsimleri Hüseyin Cevahir, M Atilla Ermutlu, Tamer Arda, Doğan Özzümrüt, Ercan Yurtbilir, Ahmet Saner, Kadir Tandoğan, Hakkı Kolgu, Alper Çakas Ve Daha Niceleri… Yoldaşlar Eğilmez Ve Yenilmez Bir Tarih Zinciri İle Karşı Karşıyayız. Kurtuluşa Kadar Savaş  

The post HAZİRAN ŞEHİTLERİ EMPERYALİZME KARŞI İSYANDIR appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

 

Onlar: Emperyalizme, Oligarşiye ve Faşizme Karşı Silahlı Devrimci Savaşı Sürdüren Ve Şehit Düşen Hareketimizin Sembol İsimleri Hüseyin Cevahir, M Atilla Ermutlu, Tamer Arda, Doğan Özzümrüt, Ercan Yurtbilir, Ahmet Saner, Kadir Tandoğan, Hakkı Kolgu, Alper Çakas Ve Daha Niceleri…

Yoldaşlar Eğilmez Ve Yenilmez Bir Tarih Zinciri İle Karşı Karşıyayız. Kurtuluşa Kadar Savaş

 

The post HAZİRAN ŞEHİTLERİ EMPERYALİZME KARŞI İSYANDIR appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/haziran-sehitleri-emperyalizme-karsi-isyandir.html/feed 0
HUSEYÎN CEVAHÎR: RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahir-rapora-rojhilate-anatolyaye.html https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahir-rapora-rojhilate-anatolyaye.html#respond Sat, 01 Jun 2019 18:17:11 +0000 https://halkin-dg.com/?p=5221

RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê THKP-C’yê ji bo li hemberî pirsgirêka Kurd helwesta xwe diyar û zelal bike endamê Komîteya Giştî û Berpirsyarê Herêma Rojhilatê Anatolyayê (Kurdistana Bakur) Huseyîn Cevahîr peywridar kir û jê xwest ku raporekê binivîse. Li ser vê yekê Huseyîn Cevahîr “Rapora Rojhilatê Anatolyayê” weke pêşnûme amade kir. […]

The post HUSEYÎN CEVAHÎR: RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ

Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê THKP-C’yê ji bo li hemberî pirsgirêka Kurd helwesta xwe diyar û zelal bike endamê Komîteya Giştî û Berpirsyarê Herêma Rojhilatê Anatolyayê (Kurdistana Bakur) Huseyîn Cevahîr peywridar kir û jê xwest ku raporekê binivîse. Li ser vê yekê Huseyîn Cevahîr “Rapora Rojhilatê Anatolyayê” weke pêşnûme amade kir. Ev rapor cara pêşîn di gulana 1970’î de di hejmara 19’emîn a kovara “Aydınlık Sosyalîst Dergî” de hate weşandin.

RAPORUN TÜRKÇE VE KÜRTÇE PDF'Sİ (OKU - İNDİR)

JIYANA HUSEYÎN CEVAHÎR

Dîroka Şehadetê: 1’ê Pûşperê 1971

Cihê Şehadetê: Stenbol/Maltepe

Dîroka Jidayîkbûnê: 1950

Cihê Jidayîkbûnê: Bajarê Dêrsimê, navçeya Mazgîrtê, nahiyeya Mohûndûyê(Darikent)

Cihê gora wî: Şobek (Yeldegen), Mazgîrt/Dêrsim

Huseyîn Cevahîrê ku lawê malbeteke cotkar a Kurd-Elewî ye, yek ji pêşengên THKP-C’yê (Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê) ye. Di 1’ê pûşpera 1971’ê ew û hevalê wî Mahîr dikevin dorpêçê û di nava dorpêçê de dibe yek ji mînakên bi heybet ê berxwedanê û şehîd dibe.

Mahîr, Huseyîn û Ûlaş hema hema di hemû kêliyên dîroka THKP-C’yê de bi hev re bûn. Ew di berxwedanên cuda de şehîd bûn, lê bi hev re gelek çalakî li dar xistin.

Cevahîr yek ji kadroyên ku ji SBF’yê (Fakultya Zanistên Siyasî) yê THKP-C’yê bû. Di destpêkê de li beşa Tipê (bijîşkiyê) ya Zaniîngeha Stenbolê dixend, lê SBF ji bo wî balkêştir bû; zanîngeha xwe guhert û hat Enqere, SBF’yê. Dema hat zanÎngehê bû endamê Klûba Ramanê. Di wê demê de ew jî endamê TîP’ê (Partiya Karkeran a Tirkiyeyê) bû. Huseyîn lêkolîner bû; bi vê taybetmendiya xwe di têkoşîna bîrdoziyê ya li hemberî TÎP’ê dihate meşandin de pêşngiyê kir.

Cevahîr di milîtaniya destpêkê ya tekoşîna antî-faşîst a li SBF’yê de cihê xwe girt. Bi dûv re gav bi gav THKP-C hate sazkirin.

Huseyîn Cevahîr di vê heyamê de, di berfenbara 1970’î de, di civîneke ku li Enqere/Kucukesatê hate lidarxistin de bû yej ji 11 endamên Komîteya Giştî ya Bihurbar(demkî). Di pêvajoya din de dema Komîteya Giştî ji “bihurbariyê” derket û teqez bû jî Huseyîn Cevahîr bû endamê vê avaniya ku berpirsyariya THKP-C’yê radikir. Di parvekirina xebatan a Komîteya Giştî de Huseyîn Cevahîr berpirsyariya Kurdistanê wergirt.

Lê Cevahîr li ku derê pêdiviyên Partiyê hebûya li wê derê bû. Tevî Sînan Kazim Ozdogrû, Hûdaî Arikan û Sebahattîn Kûrt gelek caran diçû herêma BehrareşPêşengên THKP-C’yê ne pêşengên li ser maseya xwe bûn! Ji ber vê jî di rêxistinkirina şerê çekdarî de rasterast cih digirtin. Di çalakiyên destpêkê yên li Enqereyê de Cevahîr jî hebû.

Huseyîn Cevahîr di Sibata 1971’ê de tevî komeke ku Ûlaş jî di nava wan de bû tê Stenbolê û amadekariyên li vî bajarî bi rêxistin dike.

Cevahîr di 17’ê gulana 1971’ê de di çalakiya revandina Ephrahîm Elrom (SersefîrêIsraîlê yê Stenbolê) de bi Ûlaş Bardakçi û Mahîr Çayan re bû.

Ev hevalên pêşeng di rewşa giran a darbeya 12’ê Adarê de xwe paş de nekişandin û şer bi rêxistin kirin û vê yekê pêk anîn. Pêvajoyê piştî çalakiya Elrom ew gihandin Maltepe’yê ku paşê veguherî baregeha berxwedanê.

1’ê pûşpera 1971’ê bû… Wir, Maltepeya Stenbolê bû…Wê li wir, Cevahîr qelleşane hatiba kuştin… Lê wê êdî olîgarşî ji Cevahîran û Maltepeyan xelas nebûba… Ji ber ku çalakiya wî xeta Partiyê bû.

 

  • HUSEYÎN CEVAHÎR: RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ

Li Bismilê:

Bismil, navçeyeke Amedê ye. Nifûsa wê 6 hezar e. Pê ve girêdayî 96 muxtarî hene. Dema em mezrayan (gundên biçûk ên girêdayî muxtariyan) jî tevlê bikin hejmara cihên niştînê digihêje 120-130’î. Gund dibin du beş: gundên çiyayî û gundên deştê. Aboriya gel li ser çandiniyê ye. Li vê herêmê ji 2 milyon donim erdî zêdetir erdê çandiniyê heye. Hin ji erdan di destê axayan de ne. Ligel ku terektor û maşîneyên din ketine herêmê jî pêkutiya axa û şêxan berdewam dike.

(Li gundê Bînanê yê Bismilê axayek heye. Navê wî Abdulqadir Sînanli ye. Gundî û kesên derdorê jê re dibêjin Ferman Axa. Herkes dizane ku zilamên wî yên çekdar hene û ev kes bi çekên otomatîk digerin. Sed hezar donim erdê wî heye. Tevî mirovan û malan çend gundên wî hene. Di hilbijartinên 1969’an de ji bo partiya AP’yê kar dike. qesabê gund ê bi navê Ibrahîm dema diçe navçeyê ji dostê xwe re soz dide ku wê di hilbijartinan de raya xwe bide partiya YTP’yê. Dema Ferman Axa vê dibihîze wî diqewirîne û axayên derdorê jî wî nagirin cem xwe, ji bo li hemberî axayê xwe derketiye. Ibrahîmê qesab niha li bajarê Batmanê li karekî digere.)

Di dema dawî de di serdagirtinên komandoyan (leşkerên taybet) de bi taybetî jî destwerdana gundên axayan nehatine kirin. Li gundê Ferman Axa qaşo lêgerîn pêk tê û tiştek nayê dîtin. Gundî jî wiha gazincan dikin: “Çekên axa hene, lê jê nayê girtin û pêkutî li ser nayê kirin. Lê ligel ku li cem me çek tune ne îşkenceyê li me dikin.” Komando dibêjin ku di destê wan de biryara lijneya wezîran heye ku lêgerînê û îşkenceyê bikin. Heta niha kesî ev biryar nedîtiye. Heke bi rastî jî biryareke wiha hebe ev tê wê wateyê ku dixwazin pêkutiyê, bêzariyê û rewşa terorê pêk bînin; dixwazin bidin xuyanîkirin ku artêş li cem axayan e. Divê rewşenbîr, kesên pêşverû û şoreşger bi dûv vê biryarê bikevin. Ev yek plana xerakirina biratiya gelên Tirkiyeyê, parçekirina wan û hukma li ser wan e. Ev yek beşa Tirkiyeyê ya plana emperyalîzmê ya Rojhilata Navîn e.

(Li qehweya koçberan a Bismilê Mistefa Bûlût behsa hatina komandoyan dike. “Komando hatin qehweyê. Tu têkiliya min bi çekan û kuştinê re tune ye. Min got ‘fermo’. Xwezî min negotiba. Dest bi xeberan kirin. Xalê min jî komando ye. Zilamekî baş e. Min ev yek ji wan re got û min got ‘sûcê min çi ye?’. Vê carê cilên min kişkişandin û xeberên xirabtir gotin. Rûmeta min şkest, çavên min hêsir kirin. Ez ji xalê xwe jî qeherîm. Ma ne hefy e? Em jî mirovên vî welatî ne.)

Ev, bûyereke biçûk a li navenda navçeyê pêk hatiye. Hesabê li pişt vê bûyerê basît û xeter e… Tunekirina hêla şoreşgerî ya artêşê û avakirina dîwarên kînê ya di navbera artêşê û gel de. Mirov dikare bêje ku heta radeyekê bi ser jî ketine.

Komando diçin gundê Kenberlî. Li gund kesekî ku heta dibistana navîn xwendiye heye, Adnan Aktepe… Ciwanekî baş û şiyar e… Fêm kiriye bê Tirkiye di çi rewşê de ye. Ji bo felatê li çareseriyan digere, lêkolînan dike û dixwîne. Kenberlî jî gundê axayan e. Adnan ji ber feqîriyê piştî dibistana navîn nexwediye. Berî ku komando werin gund axayan behsa Adnan ji wan re kiriye. Tên gund li Adnan dipirsin û dibêjin ‘ka çeka xwe bîn”. Dema gotiye ‘çek tune ye’ lê xistine. Dema em çûn cem wî destê wî parçe bibûn, laşê wî sor û şîn bibû. Talî li gund tu çekî nabînin û Adnan bi lêxistina xwe dimîne. Li hemû gundan jinan û zilaman datînin cihên cuda û li wan dixin û ji gelek gundan destvala vedigerin.

Tiştekî asayî ye ku gundî li hemberî mehkûman û zilamê axa çek hilgirin… Zilamên axa, ji bo berjewendiya wî bi hêsanî zilaman dikujin û dişelihînin. Saziyên fermî deng nakin. Gundî jî hemû pêkutiyan weke sirekê vedişêrin.

(Ji gundê Salata Jêrîn Halîl Toptaş dibêje: “Mehkûmên ku zilamên axa ne hin herêman ji mehkûmên din û gundiyan diparêzin. Ligel vê yekê pêkutî tên ser me û bêyî ku hişk bişewite, ter dişewite. Komando hatin gundê me û em kom kirin. Bi dûv re em dan bazdan û bi me keniyan. Talî dest bi lêxistinê kirin. Ev çi kar e, çi hikûmet e, çi pergal e? Komandoyan ji bekçî av xwest. Dema bekçî av anî bi ser wî de dakirin û keniyan. Dema bekçi got ‘ma çi sûcê min e?’, jê re gotin ‘kûçik lawê kûçikan, ma tu tenê maye avê bîne?’”)

Li aliyê din nelirêtiyên di karên gubre(semad) û tovan de jî gelek bûne. Par jî gel ji bo nelirêtiyên di belavkirina gubreyê de serî li gerînendetiya giştî ya Bankaya Zîraatê didin. Gotine ku cîgirê gerînendeyê bankayê Bahattîn (niha li Palûyê ye) û serokê şaredeiyê Necîp Aslan pişta hin kesan digirin û gubreyê vedişêrin û buha difroşin. Serperişt (mufettiş) tên. Talî tişt jê dernakeve. Li gundê Tepecîk, Aralikê 25 ton genimê tov ê mafê gıundiyan e didin sê kesên ku tu têkiliya wan bi çandiniyê re tune ye. Gundî serî li walitiyê didin, lê encam dernakeve. Paşê tov ji hêla Necîp Aslan û cîgirê gerînendeyê bankayê ve tê firotin. Ev cîgirê ku ji bilî mehaneya (maaş) wî tu dahata wî tune ye bi 150 hezar lîreyî kamyonekê û du xaniyan kirîne.

Mirov ji kîjan alî de binêre xerabûnek, genîbûnek û nelîretiyek heye. Ji bo ku desthilatdarî vê yekê baş dizane bi zanebûn balê dikşîne ser tiştên din û dibêje “tevgereke Kurdperestiyê ya xurt heye.” Lê Kurdperstî tune ye. Tiştê heye, hêviya hemwelatîbûneke azad ku dixwaze zimanê xwe bi kar bîne ye. Û ew bawerî heye ku incex di wekhevîbûna rasteqîn de yekîtî û biratiya gelê Tirkiyeyê yên rastîn pêk were.

(Muxtarê gundê Aralikê dibêje: “Zarokekî ku ji gundê me diçe gundê Obaliyê digirin. Saet 4 û nîvê sibehê ye, mij heye û hewa gelekî sar e. Leşkeran ez birim derveyî gund û pirsa mehkûm û çekan kirin. Jin xistin camiyê, em ji dan hev û li ser me geriyan. Gund ji hev xistin, tiştekî nedîtin. Sûbayan nedît, lê leşkeran li me dan.”)

Bekir Cengîz etar (çerçî) e; ixtiyar e û guhê wî giran e. Tiştik miştikan difiroşe gundiyan û debara xwe dike. Li ser komando wî dibînin û dibêjin “raweste”. Bekir Cengîz nabihîze û riya xwe didomîne. Tên cem wî û gelekî lê dixin.

Li gundê Mele Feyyat erdê herkesî heye. Ji ber ku li gund axa tune ye li “deriyê hikûmetê” jî pişta wan tune ye. Li vî gundî komando tên gundî kom dikin û li gund digerin. Dema tiştekî nabînin dest bi lêxistina gundiyan dikin û dibêjin “Çima çekên we tune ne?”. Gundiyekî digot “Çek hebe tiştek e, tune be tiştek e!”; yekî din jî digot “Wextê armanca wan lêxistin bete divê çek hebe, te divê tune be ferq nake!”.

Li gundê Mezrakebîrê ji meleyê gund dipirsin bê ka li cem kê çek hene. Mele dibêje ku ew tiştekî wiha nizane û bizanibe jî wê jixwe ji wan re nebêje, lewre gelacî ne li gorî oldarekî ye. Li ser vê yekê hemû gundiyan kom dikin û dibin ber çem û radizînin nav heriyê. Kesên ku bi ya wan nakin jî bi zorê radizînin û pê li pişta wan dikin.

Ev tenê çend mînak in. Li Bismilê îşkenceyên ku nayê bîra kesî yên ji wan xirabtir jî hatine kirin. Yên ku vana dikin leşkerên vî welatî ne; yên ku ev bi wan didin kirin jî hevkarên emperyalîzmê û axa ne. Yên ku îşkence li wan tê kirin jî xelkê welatê me ne. Ew xelkê ku di şerê rizgariya neteweyî yê yekemîn de li hemberî guleyên Fransî û Îtalî sekinîne û zarokên wan in… Çekdarên ku bi M.Kemal re emperyalîzmê ji welatê me bi darê zorê derxistine û zarokên wan in…

Li Farqînê:

Sê caran digirin ser gundê Korîtê. Di herdu carên destpêkê de gundiyan derdixin derve û jin û zilaman ji hev diqetînin.bi dûv re lêgerîne dikin. Gund ji hev dixin. Ji ber ku ev çend mehên dawî komandoyan dest ji girtina eşqiya û qatilên axayan berdane, karên xwe gelekî “xweş” dikin. Dema tiştekî li gund nabînin hêrs dibin; bêyî ku li temenê wan binêrin hemû zilaman li erdê radizînin û wan li erdê dixiriqînin. Leşker gundiyan dibin serê gir û wan ji wir digindirînin, dema tên ber çem vê carê dîsa dikin ku baz bidin serê gir. Ixtiyarên ku nikarin baz bidin jî rastî xeber û lêdanan tên. Cara 3’yan piştî ku li konên koçeran digerin dîsa tên gund. Komando di rê de rastî gavanê gund tên û dibêjin: “Hûn çima eşqiyayan xwedî dikin?”. Dema gavanê bi navê Ibrahîm ji wan re dibêje: “Ez li derveyî gund im, hayê min ji tiştekî tune ye” jî nigê wî dixin feleqeyê û îşkenceyê lê dikin. Çîmên gavan reş û şîn bibûn, binê lingên wî jî nepixî û qelişî bûn. Gavan deh rojan ji nav cihan ranebûye, nikarîbû rabe ser piyan.

Li gundê Veysîtalûyayê gundî behsa tiştekî nekirin. Dema yek ji zarokan got ku leşkeran li wan xistine gundiyan got “tiştekî wiha nebûye” û bera zarok dan. Di 8’ê nîsana 1970’î de destê sibehê saet di 3’yan de 3 hezar leşker û komando, tevî 6 balafirên helîkopter û yekîneyên topan bi alîkariya balafirên keşfê bajar dorpêç kir. Yên ku ev didîtin digotin qey keleha dijminekî hatiye dorpêçkirin. Kesên ku ji ber deng şiyar dibûn û derdiketin derve digirtin û dibirin cihê komkirinê. Cihên komkirinê jî meydana kargeha TEKEL’ê, Çala Kortê û Şadorê bûn. Kî serê xwe ji mala xwe derxistiba bi l^dana qebdeyên çekan li van deran kom dibûn. Li cihên komkirinê xelk li erdê hatin xiriqandin û bi awayekî komî îşkence li wan hate kirin. Leşkeran ew ser dev diavêtin erdê û hildişiyan ser pişta wan û bi wan dikeniyan. Mehdî Zana jî dema bi vê yekê dihise tê kargeha TEKEL’ê, lê heman îşkenceyan bi wî jî dikin. Îşkenceyên herî giran li Şadorê tên kirin.

Saet 9’an de serlêdan ji bo qeymeqamtiyê tê kirin. Qeymeqamê wê demê (ku niha qeymeqamê Koycegîzê ye) ji wan re dibêje ku îşkence tune ye û ew derewan dikin. Dema Ebdilkerîm Ceylan wî vedixwîne cihê bûyerê jî qeymeqam dibêje “Wê çaxê hûn ku derê dixwazin herin gazincên xwe li wir bikin”. Paşê jî bi hinceta ku qaşo gotinên nebaş jê re kirine Ebdilkerîm Ceylan dixe bin çavan. Di wan keliyan de leşker dikevin taxa Girê Ferîdûn û îşkence li gel dikin. Ev lêgerîn û îşkence heta saet 5’ê nîvro berdewam dikin.

Hevgirtina axa, karmend û hevkarên emperyalîzmê bi awayekî şênber di van lêgerînan de li ber çavên gel tê raxistin. Beriya serdagirtinan bi sê rojan waliyê Amedê (ku niha pêşniyar hatiye kirin ku bibe gerînendeyê giştî yê emniyetê) xeberê dişîne ji axayên Farqînê re. Axa jî hema diçin Enqereyê ji bo “betlane”yê. Gel bi vê yekê dizane. Her wiha lêgerînên li Farqînê tenê li dervayî sûra Farqînê tên kirin, dest nadin hundirê sûrê. Lewra dewlemendên bajêr li vir rûdinên.

Lêgerîn û îşkenceyên herî hovane li Dêrik, Dihê û Sêrtê tên kirin. Lê deng ji vê herêmê dernakeve. Gel qehra xwe ya ku mezin dibe diavêje hundirê xwe. Lê di 8’ê nîsanê de dema serdagirtina Farqînê çê dibe hin kes pê dihisin. (Weke mînak: Meleyê gundê Rafşata Derîkê tazî dikin û benekî bi ezayê wî yê hacetê girê didin û didin destê jina wî û wan li gund digerînin. Bi dûv re îşkenceyê li jina wî jî dikin. Piştî vê bûyerê mele ji gund derdikeve û kes nizane bê bi ku ve çûye.)

Bûyereke din; li gundê Davûdî yê Amedê di lêgerînekê de komando ciwanekî digirin û gelekî lê dixin. Bavê wî xwe diavêje ser lawê xwe û dibêje: “Li şûna wî li min bixin.” Bi derbên qebdeyên çekan serê wî dişkê. Dûrsûn Yanardagê şêst salî (navê bavê wî Mihemed e, li gundê Dûrûyê çêbûye) di 18’ê adara 1970’î de radikin nexweşxaneya fakulteya Amedê û di 22’yê adara 1970’î de ji ber xwîn çûye ser mejiyê wî jiyana xwe ji dest dide. Gundiyan digot :”Qezaya trafîkê pê re çê bûye!”. Dema me israr kir jî gotin: “Miriye, çûye. Ma qey hûn ê wî vegerînin?”

Ev tenê çend bûyerên ku me çavdêriya wan kirine ne. Bi hezaran bûyerên ji van xirabtir li Rojhilat û Başûr-rojhilatê Anatolyayê hatine kirin. Ev bûyer di esasê xwe de encamên siyaseta “parçe bike-birêve bibe” ya emperyalîzmê ne. Heke em dixwazin welatê xwe ji emperyalîzmê, hevkarên wê û axayan rizgar bikin û em rizgarî û kêfxweşiya gelê xwe dixwazin divê em van bûyeran ji nêz ve bişopînin û pirsgirêka Rojhilat bi awayekî zanistî û welatparêziya rasteqînî rave bikin. Li Rojhilat gelê Kurd heye ku bi salan e bi gelê Tirk re jiyaye û li hemberî dijminan mil bi mil şer kiriye. Weke gelê Tirk bi hezaran pirsgirêkên vî gelî yên ku nehatine çareşerkirin hene. Pêkutiya axayan, birçîbûn, zilm û terora deesthilatdariya hevkar li Rojhilat heye.

Li aliyê din emperyalîzm li Rojhilata Navîn projeyên xwe bi awayekî lezgîn dixe meriyetê. Emperyalîzm dixwaze dijminahiyê bixe nav gelan, têkoşîna wan a rizyariyê ya li hemberî emperyalîzmê parçe bike û ji paş ve xencerê lêxe. Xala herî girîng ev e… Heke şoreşgerên Tirkiyeyê hişyar nebin û vê lîstikê ji niha ve xera nekin wê di pêş de bikevin pirsgirêkên mezintir.

Pirsgirêka rojhilat incex bi riya şoreşgerî çareser dibe. Ji bo vê desthilata şoreşgerî, divê şoreşgerên Tirk û Kurd û hemû welatparêz mil bi mil xebatê bimeşînin. Divê biratiya gelan a heyî were xurtkirin, li hemberî dijminê sereke emperyalîzmê têkoşîn were dayîn û em hişyar bin. Yekane riya rast ev e! Ya na di kîjan refê de be bila bibe nijadperestiya bûrjûvaziyê lîstikeke emperyalîzmê ye, parçekirin e.

Kovara “Aydinlik Sosyalîst Dergî”  Gulana 1970’î – Hejmara 19’emîn

THKP-C (ENIYA PARTIYA RIZGARIYA GEL A TIRKIYEYÊ)

ENDAMÊ KOMÎTEYA GİŞTÎ – HUSEYÎN CEVAHÎR

KURDΖTIRKΠ|| PDF INDIR- ONLINE OKU

The post HUSEYÎN CEVAHÎR: RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahir-rapora-rojhilate-anatolyaye.html/feed 0
JIYANA HUSEYÎN CEVAHÎR https://halkin-dg.com/aciklamalar/jiyana-huseyin-cevahir.html https://halkin-dg.com/aciklamalar/jiyana-huseyin-cevahir.html#respond Fri, 31 May 2019 16:56:27 +0000 https://halkin-dg.com/?p=5207

RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê THKP-C’yê ji bo li hemberî pirsgirêka Kurd helwesta xwe diyar û zelal bike endamê Komîteya Giştî û Berpirsyarê Herêma Rojhilatê Anatolyayê (Kurdistana Bakur) Huseyîn Cevahîr peywridar kir û jê xwest ku raporekê binivîse. Li ser vê yekê Huseyîn Cevahîr “Rapora Rojhilatê Anatolyayê” weke pêşnûme amade kir. […]

The post JIYANA HUSEYÎN CEVAHÎR appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

RAPORA ROJHİLATÊ ANATOLYAYÊ

Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê THKP-C’yê ji bo li hemberî pirsgirêka Kurd helwesta xwe diyar û zelal bike endamê Komîteya Giştî û Berpirsyarê Herêma Rojhilatê Anatolyayê (Kurdistana Bakur) Huseyîn Cevahîr peywridar kir û jê xwest ku raporekê binivîse. Li ser vê yekê Huseyîn Cevahîr “Rapora Rojhilatê Anatolyayê” weke pêşnûme amade kir. Ev rapor cara pêşîn di gulana 1970’î de di hejmara 19’emîn a kovara “Aydınlık Sosyalîst Dergî” de hate weşandin.

RAPORUN TÜRKÇE VE KÜRTÇE PDF'Sİ (OKU - İNDİR)

JIYANA HUSEYÎN CEVAHÎR

Dîroka Şehadetê: 1’ê Pûşperê 1971

Cihê Şehadetê: Stenbol/Maltepe

Dîroka Jidayîkbûnê: 1950

Cihê Jidayîkbûnê: Bajarê Dêrsimê, navçeya Mazgîrtê, nahiyeya Mohûndûyê(Darikent)

Cihê gora wî: Şobek (Yeldegen), Mazgîrt/Dêrsim

Huseyîn Cevahîrê ku lawê malbeteke cotkar a Kurd-Elewî ye, yek ji pêşengên THKP-C’yê (Eniya Partiya Rizgariya Gel a Tirkiyeyê) ye. Di 1’ê pûşpera 1971’ê ew û hevalê wî Mahîr dikevin dorpêçê û di nava dorpêçê de dibe yek ji mînakên bi heybet ê berxwedanê û şehîd dibe.

Mahîr, Huseyîn û Ûlaş hema hema di hemû kêliyên dîroka THKP-C’yê de bi hev re bûn. Ew di berxwedanên cuda de şehîd bûn, lê bi hev re gelek çalakî li dar xistin.

Cevahîr yek ji kadroyên ku ji SBF’yê (Fakultya Zanistên Siyasî) yê THKP-C’yê bû. Di destpêkê de li beşa Tipê (bijîşkiyê) ya Zaniîngeha Stenbolê dixend, lê SBF ji bo wî balkêştir bû; zanîngeha xwe guhert û hat Enqere, SBF’yê. Dema hat zanÎngehê bû endamê Klûba Ramanê. Di wê demê de ew jî endamê TîP’ê (Partiya Karkeran a Tirkiyeyê) bû. Huseyîn lêkolîner bû; bi vê taybetmendiya xwe di têkoşîna bîrdoziyê ya li hemberî TÎP’ê dihate meşandin de pêşngiyê kir.

Cevahîr di milîtaniya destpêkê ya tekoşîna antî-faşîst a li SBF’yê de cihê xwe girt. Bi dûv re gav bi gav THKP-C hate sazkirin.

Huseyîn Cevahîr di vê heyamê de, di berfenbara 1970’î de, di civîneke ku li Enqere/Kucukesatê hate lidarxistin de bû yej ji 11 endamên Komîteya Giştî ya Bihurbar(demkî). Di pêvajoya din de dema Komîteya Giştî ji “bihurbariyê” derket û teqez bû jî Huseyîn Cevahîr bû endamê vê avaniya ku berpirsyariya THKP-C’yê radikir. Di parvekirina xebatan a Komîteya Giştî de Huseyîn Cevahîr berpirsyariya Kurdistanê wergirt.

Lê Cevahîr li ku derê pêdiviyên Partiyê hebûya li wê derê bû. Tevî Sînan Kazim Ozdogrû, Hûdaî Arikan û Sebahattîn Kûrt gelek caran diçû herêma BehrareşPêşengên THKP-C’yê ne pêşengên li ser maseya xwe bûn! Ji ber vê jî di rêxistinkirina şerê çekdarî de rasterast cih digirtin. Di çalakiyên destpêkê yên li Enqereyê de Cevahîr jî hebû.

Huseyîn Cevahîr di Sibata 1971’ê de tevî komeke ku Ûlaş jî di nava wan de bû tê Stenbolê û amadekariyên li vî bajarî bi rêxistin dike.

Cevahîr di 17’ê gulana 1971’ê de di çalakiya revandina Ephrahîm Elrom (Sersefîrê Israîlê yê Stenbolê) de bi Ûlaş Bardakçi û Mahîr Çayan re bû.

Ev hevalên pêşeng di rewşa giran a darbeya 12’ê Adarê de xwe paş de nekişandin û şer bi rêxistin kirin û vê yekê pêk anîn. Pêvajoyê piştî çalakiya Elrom ew gihandin Maltepe’yê ku paşê veguherî baregeha berxwedanê.

1’ê pûşpera 1971’ê bû… Wir, Maltepeya Stenbolê bû…Wê li wir, Cevahîr qelleşane hatiba kuştin… Lê wê êdî olîgarşî ji Cevahîran û Maltepeyan xelas nebûba… Ji ber ku çalakiya wî xeta Partiyê bû.

PDF INDIR || ONLINE OKU

The post JIYANA HUSEYÎN CEVAHÎR appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/aciklamalar/jiyana-huseyin-cevahir.html/feed 0
RÊYA RAPERÎNÊ STRATEJIYA ŞOREŞÊ YA THKP https://halkin-dg.com/guncel/reya-raperine-stratejiya-sorese-ya-thkp.html https://halkin-dg.com/guncel/reya-raperine-stratejiya-sorese-ya-thkp.html#respond Thu, 21 Mar 2019 17:21:33 +0000 https://halkin-dg.com/?p=4509

TIRKÎ, YA KU DI BIN NÎRÊ EMPERYALÎZMA AMERÎKAYÊ DE YE RÊYA RAPERÎNÊ STRATEJIYA ŞOREŞÊ YA THKP TIRKÎ, YA KU DI BIN NÎRÊ EMPERYALÎZMA AMERÎKAYÊ DE YE Tirkî ji çavkaniyên xwe yên jêr-zemîn heta bi bazerganiya xwe ya dereke ve, ji aboriyê heta bi siyaseta xwe, ji çanda xwe heta bi pîşêyê xwe welatekî li bin […]

The post RÊYA RAPERÎNÊ STRATEJIYA ŞOREŞÊ YA THKP appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
TIRKÎ, YA KU DI BIN NÎRÊ EMPERYALÎZMA AMERÎKAYÊ DE YE

RÊYA RAPERÎNÊ STRATEJIYA ŞOREŞÊ YA THKP

TIRKÎ, YA KU DI BIN NÎRÊ EMPERYALÎZMA AMERÎKAYÊ DE YE

Tirkî ji çavkaniyên xwe yên jêr-zemîn heta bi bazerganiya xwe ya dereke ve, ji aboriyê heta bi siyaseta xwe, ji çanda xwe heta bi pîşêyê xwe welatekî li bin çavdêriya emperyalîzma Amerîkan e. Ji bo emperyalîzma Amerîkayê wateya welatekî mêtingeh yan jî nîv-mêtingeh talankirina zengîniya welêt, birsîbûna gel, hejarî û binpêkirina rûmeta netewî ya bêşermane ji aliyê Amerîkayê ve ye.

Di encama siyaseta zordarî ya olîgarşiya li welatê me ku rêveberiya AP (Partiya Adaletê) li hember gelê kedkar birêve dibe, qeyrana aborî, civakî û siyasî kûrtir daket, diravê me hate xwar, belengaziya gelê kedkar zêde bû gehişte astekî metirsîdar, mercên jiyanê sext bûn.

Li hemberî diltengiya gelê me û livîna wan, kadroyên olîgarşî yên bi Demirel (serokwezîr-1970) ve girêdayî kete rewşeke ku bi rêya yasayên fermî  hew dikare pergala xwe biparêze, ji aliyê baskê leşkerî yê olîgarşiyê ve bi kotadaya 12`ê Adarê (ji desthilatdariyê) hate xistin. Bi ramana paraztina berjewendiyên pawangerên xwecihî û bîgane Kabîneya (Nîhat) Erîm di desthilatê de bi cih kirin.

Tişta ku siyasiyên pergalê wekû “sergêjiya desthilatê” bi nav dikirin, di asankirina çewsandinên emperyalîzma Amerîkayê û çînên desthilatdar yên xwecihî de, ji bilî nekêrhatina partiyên pergalê yên demokrasiya çêkirî ne tiştekî din e. Valahiya ku di paraztina pergala desthilatê de ji bêkêriya partiyên pergalê pêk hat baskê leşkerî yê olîgarşiyê dagirt. Li pişt vê desthilata îro ev baskê olîgarşiyê cih digre.

Ev rewş jî demî ye. Çerxa mêtingeriya emperyalîst ya ku disûre sextiya mercên jiyanê û belengaziya gelê kedkar dê hîna jî zêdetir bike. Olîgarşî vê carê jî dê egerê diltengiya gel bi bêkêriya kabîneya Erîm ve girê bide, dê wê (kabîneyê) bixe û kadroyeke dîtir bihêne şûna wê. Çerx dê li ser sûrîna xweberdewam be; cûnta dê li dûv cûntayê bihên. Hindek ji wan “Laîkên Atatirkperest” hindek ji wan jî wekû “çaksaz” dê bihêne nîşandan, rewşenbîrên welatperwer her carê bi hêviyeke nuh dê pişta xwe bi yên nûhatî ve girê bidin, paşê dê têbigehên ku xapiyane, dîsa dê bendewariya pêngaveke “pêşverû” bikin.

Li welatên li jêr dagîrkirina emperyalîzmê ev çerx her wisa disûre. Li welatê me jî heta ji hev biperçive dê her wisa bisûre.

Rizgariya Gelê Me;                             

Di vê rewşa ku livîneke herî biçûk ya bi rûxsarê demokratîk û rizgarîxwazên millî jî dixwazin tepeser bikin, şehîdkirina rizgarîxwazên millî li ser şeqamên giştî û li ber çavên gel bi şêweyekî herî durindane, di îşkencexanan, di rûbirûmana îşkenceyên herî hovane de, vegotina ji dewleta yasayî, ji demokrasiyê (tenê) pêkenîn e. Li welatê me vegotina ji mafnasiyê, ji dewleta yasa, ji destûra bingehîn, ji mafên welatîbûnê, heta ji mafê mirovan, heger dilpakî nehête gumankirin, ji bilî kawikiyê ne tiştekî din e.

Li hemberî tundiya dijberî şoreşê û zordestiya emperyalîzmê, ji bilî çekrakirinê pê ve çare tune. Partiya me, rêya rizgariyê di rêya cenga çekdarî ya gel de dibîne. Rûxsara îroyîn ya cenga rizgariyê cenga gerîlla ye.

Di encama kêferata hevpar ya hemî welatperweran de, partiya me ya ku digel cengeke gelêrî ya bi mandîbûneke dirêj û xwînayî ramana binkeftina dijmin dike, di vê qonaxa cenga gel de cenga gerîlla ya bajaran bingeh digre. Helûmercên îroyîn yên heyber û neyber li darxistina cenga gerîlla ya li bajaran duçar dibîne. Wardema ku em tê de ne, yekemîn qonaxa cenga gel ya rizgariyê ye.

Cenga gerîlla ya ku li bajarên mezin dihête birêvebirin, dê rêveberiya xayînan ku çend hîç û pûç e ji gel re bide xuyakirin.Ji cemawerê ku mîna pirkaneke li bendî prîskekê ji peqînê re amade ye, hebûna rêxistineke xurt ya xwedî nîşanên ku dikare sîtemkaran siza bide û dîktatoriya xwe a şoreşgerî damezrîne, bide xuyakirin. Partiya me dê bi têperkirina di gelek ezmûniyan re di rêya rêxistinbûna gel ya cengê de xurttir bike.

Rêxistina cengê, di gorepana cengê de durist dibe.

Bi kurtayî, ev qonaxa ku em tê de ne, di serî de wekû çîna karkerên me, qonaxa xurtkirina hestê serhildanê û diltengiya heyî ya bi tevaya girseyên gel re û girêdana wan bi tekoşîna çekdarî û mikumkirina hebûna rêxistina Partiya me ye.

Duyemîn qonaxa cengê, belavebûna cenga gerîlla ya li seranserî welêt, li rex gerîllayê bajêr qonaxa destpêkirina gerîllayê çolterê ye.

Qonaxên sêyemîn û çaremîn, qonaxên veguherîna hêzên gerîlla berew arteşa pergalbûyî ye.

Derbarî pêvajoyên vê werdemê de ji nihav de tiştekî bihête gotin tune. Em ji nihav de nikarin pêşbîniya van tiştan tevan bikin. Erka me ya niha, di vê rê de cengkirina peyapey û bêwestane.

Di serî de çîna karkerên me, rêya rizgariya tevaya çînên gel, di cenga gerîllan re derbas dibe.

Li ser vê hêla stratejîk ya ku ji aliyê oportunist û rewîzyonîstan ve hatiye tevlîhevkirin pêdivî ye em hinekî rawestin. Cenga çînatî ya proleteryayê li ser her sê rêçikên bîrdozî, aborî û siyasî bi hev re û di sê eniyan de tevdigere. Li hemberî bîrdoziya birjûwa û ladanên wê, cenga şoreşgerî ya proleteryayê cengeke bîrdozî ye. Tekoşîna rojane ya jiyana çînên kedkar û karkeran û şêweyên sererastkirina helûmercên xebatê tekoşîna aborî ye. Tekoşînên ku yekser rêveberiya paşverû ji xwe re dikin amanc jî, cenga siyasî ye.

Tekoşîna siyasî, ji propagandaya polîtîk ku bi weşana şoreşgerî û ji xwepêşandanên girseyî yên bi nîşanên siyasî bigre heta bi grevên polîtîk û her wisa heta bi cenga gerîlla bi gelek rengan tevdigere.

Cenga gerîlla, şêweyê tekoşîna polîtîk ya herî bilind û ya herî bi bandor e.

Partiya raperînkar, di van her sê eniyan de, partiya cengê ya ku gengaziyên her eniyekê bi şêweyê herî baş tevdigerîne. Partiya me, li dijî emperyalîzmê, li dijî çînên serdest û dûvelankên wanî li hêla çep, dixebite ku ji sê eniyan bi hev re cengê bimeşîne.

Pratîka şoreşger ya cîhanê, dide xuyakirin ku tevaya ladanên hêla çep, aliyek yan jî du aliyên tekoşîna çînatî, sê eniyên wê yan ji paşguhkirinê yan jî ji pûtepênekirinê çêbûne.

Partiya me, mîna ku li dijî komik û layengîrên pasifîst û tevaya rastrewên ku şêweyê rêxistinkirina bizavên yasayî û derxistina govarê wekû tekoşîna çînatî dibînin, her wisa komik û layengîrên fokoîst “çep” yên ku cenga çînatî wekû şêweyê cenga gerîlla dibînin li dijî wan jî ye. Her du ladan jî, ew tevgerên ku rizgariya gelê kedkar bi paş dixin û asteng dikin.

Pasifîstên li welatê medibêjin;em di qonaxa werarê de ne, ji ber vê çendê di vê wardema ku em tê de ne, mercên heyber yên cenga çekdarî nîn in!.

Gotinên bi vî rengî ji bingeha xwe de şaş û leng in.Takane amanca ravekirinên bi vî rengî rûbendkirina bîrdozî ya raspartinêye. Li welatên li jêr dagîrkirina emperyalîzmê qonaxên werar û şoreşê wisa mîna birrîna kêrê ji hev cuda nabin, ev qonaxan têkelî hev bûne. Her wisa, dagîrkirina emperyalîzmê, tê wateya ku yê li hember dê serî li zorê, li tundiyê û li çek bide. Û ev jî tê wateya hebûna mercên heyber yên cenga çekdarî…

Partiya me ya ku niha tekoşîna desthilatdariyê dide, ne di wê qonax û hêza standina desthilatê de ye. Lê, di qonaxa arteşa bi pergal de dibe ku em bikarin li ser bidestxistina rêveberiyê ya li seranserî welêt bipeyivin. Û em, hergîz nabêjin ku îro em di vê qonaxê de dijîn. Tenê em, ji bo cenga raperînkar bighêje vê qonaxê em dibêjin; cenga gerîlla merc e û bi vê amancê em dicengin.

Wardema ku em tê de ne, wardema cenga rizgariya gel a bi şêweyê ku gerîllayê bajêr dihête birêvebirin. Partiya me, şêweyê tekoşîna vê cengê bi prensîbên diyar ve girêdaye. Di amanca cenga gerîlla de, hêzên emperyalîst, birjûwaziya pawanger û segên wan in. Partiya me ya ku ji bo lêdana van amancan destekê dide hemî bizavan, bêyî arastebûna van amancan çalakiyên ji rêzê yên gangesterwarî bi tundî şermezar dike.

Partiya Rizgariya Gel a Tirkî (THKP) bi duristî ji partîzanên ku dicengin pêk dihêt. Partiya Rizgariya Gel a Tirkiye, prensîba polîtîk û yekgirtina serperiştiya leşkerî bingeh digre. Bi pêşewatiya Partiya Rizgariya Gel a Tirkî cenga gerîlla ya domdirêj ku di hindek qonaxên navber  re derbas dibe, dê arteşa rasteqîn ya gel biafirîne.

Rêya raperîna Tirkîrêya Partiya meye. Rêya Partiya me rêya rizgariya gelê meye.

HETA BI RIZGARIYÊ CENG

PARTIYA RIZGARIYA GEL A TIRKIYE

KOMÎTEYA NAVENDÎ

RÊYA RAPERÎNÊ – T H K P – STRATEJIYA ŞOREŞÊ

The post RÊYA RAPERÎNÊ STRATEJIYA ŞOREŞÊ YA THKP appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/reya-raperine-stratejiya-sorese-ya-thkp.html/feed 0
12 Mart Tanığı: Darbe dönemini aratmayan günlerden geçiyoruz https://halkin-dg.com/turkiye/12-mart-tanigi-darbe-donemini-aratmayan-gunlerden-geciyoruz.html https://halkin-dg.com/turkiye/12-mart-tanigi-darbe-donemini-aratmayan-gunlerden-geciyoruz.html#respond Tue, 12 Mar 2019 11:08:01 +0000 https://halkin-dg.com/?p=4386

12 Mart darbesine tanıklarından Tuncay Çelen, darbe dönemlerini aratmayan günlerden geçtiğimizi ifade ederek, “Bugün güya demokrasi var, güya darbeler yok ama bir tek kişinin hâkimiyeti söz konusu. Karanlık günlerden geçiyoruz” dedi “12 Mart yarı askeri harekatı” diye de anılan 12 Mart 1971 Darbesi üzerinden 48 yıl geçti. Askeri muhtıra sonrası dönemin Başbakanı Süleyman Demirel istifa […]

The post 12 Mart Tanığı: Darbe dönemini aratmayan günlerden geçiyoruz appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

12 Mart darbesine tanıklarından Tuncay Çelen, darbe dönemlerini aratmayan günlerden geçtiğimizi ifade ederek, “Bugün güya demokrasi var, güya darbeler yok ama bir tek kişinin hâkimiyeti söz konusu. Karanlık günlerden geçiyoruz” dedi

“12 Mart yarı askeri harekatı” diye de anılan 12 Mart 1971 Darbesi üzerinden 48 yıl geçti. Askeri muhtıra sonrası dönemin Başbakanı Süleyman Demirel istifa ederken, Türkiye, temel hak ve özgürlüklere önemli kısıtlamalar getirilecek “Ara rejim” dönemine girildi. Toplumun büyük bir kısmı, kurulan sıkıyönetim askeri mahkemelerinde, o dönemdeki TCK’nın idamı da içeren 146’ncı maddesi ve yine ağır cezalar içeren 141/142′ inci maddeleriyle suçlanarak yargılanmaya başlandı.

DEVRİMCİ ÖNDERLER ÖLDÜRÜLDÜ
O dönem başlayan baskıcı ortamda Ulaş Bardakçı, Hüseyin Cevahir, Sinan Cemgil, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda devrimci önder öldürüldü. 1968 gençliğinin üç lideri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’nin bahçesinde Meclis’in de onayıyla idam edildi. 12 Mart döneminde; gözaltına alınan, tutuklanan ve sıkıyönetim askeri mahkemelerinde yargılananların sayısı 20 bine ulaştı.

SOLUN YÜKSELİŞİNE KARŞI DARBE 
Dönemin tanıklarından olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi Tuncay Çelen, o günden bugüne nelerin yaşandığını değerlendirdi. Darbe öncesi dönemi anlatan Çelen, Türkiye ve dünyadaki gelişmelerle birlikte sosyalist partilerin kurulmaya başlandığını ve sol yayınların serbest olduğunu belirtti. O dönem kısmi bir özgürlük ortamı olduğunu ve rüzgarın soldan yana olduğunu dile getiren Çelen, “68 gençliği dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaygındı. Gençlikte faşizme karşı bir mücadele alevlenmişti. İşçi hareketleri yoğunlaştı. 15- 16 Haziran 1970 büyük işçi ayaklanması oldu. Bir isyan hareketinin başlamasıyla 12 Mart geldi” dedi.
‘NEDEN TUTUKLANDIKLARINI BİLİYORLARDI’
15 Temmuz darbe girişimi ardından ilan edilen Olağanüstü Hal ile birlikte Türkiye’nin o dönemden daha zorlu bir döneme geçtiğini dile getiren Çelen,“Yaşadığımız dönemde daha fazla var. 12 Mart darbesinin de kendine göre bir hukuku vardı aslında. Yani tutuklananlar neden tutuklandıklarını biliyorlardı. İddianamelerin hazırlanması aylarca sürmüyordu. Evet, sıkıyönetim vardı ve sıkıyönetime karşı çıkınlar tutuklandı, gece yarısı baskınlar yapıldı ama bu kadar ağır değildi. 12 Eylül çok daha ağırdı. Her ikisini de yaşadım.”

‘KORKU İMPARATORLUĞU İÇİNDEYİZ’
Bu dönemi de darbe dönemlerine benzeten ve 3’üncü darbe dönemini gördüğünü söyleyen Çelen,“Bugün güya demokrasi var, güya darbeler yok. Ama bir tek kişinin hakimiyeti söz konusu. Bir kişinin talimatıyla her şey oluyor. İşten atılanlar neden atıldıklarını dahi bilmiyorlar. Kim kendilerine karşı çıkarsa onları ‘terörist’ olarak damgalayıp içeri atıyorlar ve uzun süre mahkemeye dahi çıkarmıyorlar. 12 Mart ve 12 Eylül’ü aratan günlerden geçiyoruz. Çok karanlık günlerden geçiyoruz. Bir korku imparatorluğunun içerisindeyiz.  Ama Türkiye halkı şerbetlidir. Bu korku imparatorluğuna karşı yavaş yavaş direnişe geçtiler. Babaannemin bir lafı vardır. Birisine kızdığı zaman, ‘Zulmün artsın’ derdi. Daha fazla zulüm yap ki yeter artık denilebilsin. Türkiye’de zulüm artık o derece arttı” diye ifade etti.
DENİZ’İN SON SÖZÜ ÖNEMLİYDİ
12 Mart sonrası 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın mücadelelerine dair de konuşan Çelen, şunları ifade etti: “Arkadaşlarımız devrimci ve yurtsever insanlardı. Boyun eğmeyen, karalı ve mücadeleciydiler. Denizlerin son sözü önemlidir; ‘Yaşasın Türk ve Kürt haklarının bağımsızlık mücadelesi.’  Kurtuluşun, bütün halkların ortak mücadelesi ile kazanılacağını Denizler iyi biliyorlardı. Birlikte bir mücadele etmek zorundayız. Denizler bunu yapıyorlardı. 12 Mart sonrası Denizler, Mahirler destanlaştı. Bugün onları gururla anıyoruz.”

The post 12 Mart Tanığı: Darbe dönemini aratmayan günlerden geçiyoruz appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/turkiye/12-mart-tanigi-darbe-donemini-aratmayan-gunlerden-geciyoruz.html/feed 0
Haziran Başkaldırıdır https://halkin-dg.com/guncel/haziran-baskaldiridir.html https://halkin-dg.com/guncel/haziran-baskaldiridir.html#respond Thu, 14 Jun 2018 00:45:17 +0000 https://halkin-dg.com/?p=1116

Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır… Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillaların birbirine iletmesi ile oligarşinin burçlarına dikilecektir. Her engebede düşen gerillaların gövdesi bir devrim fırtınası yaratır… Düşen gerillaların kanı devrim yolunu kızıllaştırır, aydınlatır… Düşenler geride kalmazlar, onlar; emekçi halkın kalbinde, ruhunda ve bilincinde, devrimin önder ve itici sembolleri olarak yaşarlar… Ve onlar; liderdirler, liderler devrim […]

The post Haziran Başkaldırıdır appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır…

Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillaların birbirine iletmesi ile oligarşinin burçlarına dikilecektir.

Her engebede düşen gerillaların gövdesi bir devrim fırtınası yaratır… Düşen gerillaların kanı devrim yolunu kızıllaştırır, aydınlatır…

Düşenler geride kalmazlar, onlar; emekçi halkın kalbinde, ruhunda ve bilincinde, devrimin önder ve itici sembolleri olarak yaşarlar…

Ve onlar; liderdirler, liderler devrim savaşında masa başında oturmazlar, bu savaşta en ön safta savaşırlar…

Düşenler devrim için, devrim yolunda vuruşarak düştüler. Kalbimize, ruhumuza ve bilincimize gömüldüler…

Onlar; kurtululuşa kadar savaş şiarını devrim yolunda kanlarıyla yazdılar…

Yolumuz; devrim yolunda düşenlerin yoludur…

Kurtuluşa kadar savaş!
MAHİR ÇAYAN

The post Haziran Başkaldırıdır appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/haziran-baskaldiridir.html/feed 0
Hüseyin Cevahir’in Katili Ölümle Cezalandırıldı https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahirin-katili-olumle-cezalandirildi.html https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahirin-katili-olumle-cezalandirildi.html#respond Wed, 30 May 2018 15:16:01 +0000 https://halkin-dg.com/?p=1048

1978 Haziran: Emekli Yarbay Cihangir Erdeniz’i ölümle cezalandırdık.  Cihangir Erdeniz, önderlerimizden Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir’in Maltepe’de kuşatıldığı ve günlerce süren çatışmalarda görev almış ve önderimiz Hüseyin Cevahir’i şehit etmiştir. Bunun üzerine örgütümüz bu halk düşmanı katil hakkında ölümle cezalandırma kararı vermiş ve bu karar tespit edilen suçundan yedi yıl sonra da olsa uygulanmıştır. Bu arada Cihangir Erdeniz […]

The post Hüseyin Cevahir’in Katili Ölümle Cezalandırıldı appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

1978 Haziran: Emekli Yarbay Cihangir Erdeniz’i ölümle cezalandırdık. 

Cihangir Erdeniz, önderlerimizden Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir’in Maltepe’de kuşatıldığı ve günlerce süren çatışmalarda görev almış ve önderimiz Hüseyin Cevahir’i şehit etmiştir. Bunun üzerine örgütümüz bu halk düşmanı katil hakkında ölümle cezalandırma kararı vermiş ve bu karar tespit edilen suçundan yedi yıl sonra da olsa uygulanmıştır. Bu arada Cihangir Erdeniz cezalandırılırken olaya müdahale eden, çatışmanın içine kendisini atan Mustafa Erdem istenmeyerek vurulmuştur.

THKP-C/MLSPB

The post Hüseyin Cevahir’in Katili Ölümle Cezalandırıldı appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/guncel/huseyin-cevahirin-katili-olumle-cezalandirildi.html/feed 0
HBDH – Deniz’ler Devrim İçin “Silahlı Mücadele Çağrısıdır https://halkin-dg.com/devrimci-gucler/hbdh-denizler-devrim-icin-silahli-mucadele-cagrisidir.html https://halkin-dg.com/devrimci-gucler/hbdh-denizler-devrim-icin-silahli-mucadele-cagrisidir.html#respond Sun, 06 May 2018 15:30:19 +0000 https://halkin-dg.com/?p=934

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH), 6 Mayıs 1972 tarihinde  THKO kurucu önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın katledilişinin 46’ıncı yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı. HBDH – Deniz’ler ‘devrim yapmak’ üzere yola çıkmışlardı. devrimci bir iktidar kurmayı hareketlerinin ilk ve temel amacı olarak belirlemişlerdi. Onlar, bu şekilde devrimci sonuçlara varırken hala bu sonuçların […]

The post HBDH – Deniz’ler Devrim İçin “Silahlı Mücadele Çağrısıdır appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH), 6 Mayıs 1972 tarihinde  THKO kurucu önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın katledilişinin 46’ıncı yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yayımladı.

HBDH – Deniz’ler ‘devrim yapmak’ üzere yola çıkmışlardı. devrimci bir iktidar kurmayı hareketlerinin ilk ve temel amacı olarak belirlemişlerdi. Onlar, bu şekilde devrimci sonuçlara varırken hala bu sonuçların kıyısından bile geçemeyen bugünün ‘okumuş’ sosyal reformistleri Deniz’lerin yanında ne kadar zavallı kalıyorlar! Bu çok ‘okumuş’ adamlar devrim ve iktidar dışında ne varsa onun için kendilerini parçalarlarken, devrim ve iktidar hedefini her şeyin başına yerleştiren Deniz’lerin yanında, bir devin ayakları dibindeki böceklere ne kadar benziyorlar.

HBDH Tarafından Yapılan Yazılı Açıklama…

DENİZ’LER ZAFERİN YOLUNU GÖSTERMEYE DEVAM EDİYOR!

Burjuvazi ve onun politik temsilcisi Demirel’in, hani artık kimselerin ne andığı ne de hatırladığı şu demogog Demirel’in Deniz’i ve iki can yoldaşını, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı aramızdan koparmasının üzerinden 46 yıl geçti.

 

Deniz’leri idam sehpasına gönderenler, bu dünyadan göçmelerinin üzerinden bir kaç ay geçmeden bir köpek ölüsü gibi unutulup giderken, Deniz’ler, aradan geçen yarın asırlık zamana rağmen göndere çekilmiş bir bayrak gibi, “Dünyayı doruktan seyreden/ Bir öğle güneşi gibi” halkların yüreğinde ve bilincinde ilk günkü tazeliklerini koruyorlar.

Şüphe yok onlar ölümsüzdür! Eğer ölümsüzlüğün tanımı yapılacak olursa, kısaca, Deniz, Yusuf, Hüseyin’dir bu tanım. . Ve daha nice yarım asırlar geçse, onlar unutulmak şöyle dursun, gelecek tüm kuşakların soylu gözyaşlarıyla sulanacak toprakları.

Onları ölümsüz kılan neydi? Neden Deniz’lerin adı emekçi sınıfların, ezilen halkların, gençliğin bilinç ve yüreklerinde, her geçen gün, daha fazla yer alıyor?

Çünkü, Deniz ve yoldaşları, ezilen halklara, emekçi sınıflara, yoksullara, sömürülenlere gerçek kurtuluşun, tam ve kesin kurtuluşun yolunu göstermisti. Çünkü Deniz ve yoldaşları, iki ülkenin yoksul emekçi halklarının yüreğinde kurtuluş umudunu, bir daha yitmeyecek şekilde yeşertmişti.

Onlara kurtuluş yolunu, zafer yolunu gösterdiler. İki ülkenin ezilen, sömürülen, baskı altında tutulan yoksul emekçi halklarına ‘kurtuluşa götürecek olan şiddet politikasını temel alan silahlı mücadeleye’ katılma çağrısı yaptılar; çünkü diyorlardı: ezilenlerin tek kurtuluş yolu ezenlere karşı giriştikleri kutsal isyandır.

 

Deniz’ler, burjuva sınıfla, onların politik güçleriyle, faşist devletle uzlaşmaya; parlamenter yolla kurtuluş düşüncesine bir reddiyedir.

Deniz ve yoldaşlarının düşüncelerinde, aklında ıvır-zıvır haklar için mücadele etmek değil, burjuva iktidarı zora dayalı devrim yoluyla yıkmak ve yerine halkların devrimci iktidarını kurmak vardı.

Deniz’ler ‘devrim yapmak’ üzere yola çıkmışlardı. Yani burjuva sınıfın ekonomik ve politik egemenliğine son vermeyi; bunun ilk adımı olarak, burjuva politik iktidarı yıkmayı ve yerine devrimci bir hükümet, devrimci bir iktidar kurmayı hareketlerinin ilk ve temel amacı olarak belirlemişlerdi.

Belki okuyarak, araştırarak, inceleyerek değil, -buna ne tarihsel ne de güncel koşulları uygundu- ama komünizme bağlılıkları ve devrimci sezgileriyle marksist-leninist düşüncenin şu temel ilkesine ulaşmışlardı: İşe, kurtuluşa giden ilk kapı olarak politik iktidarın fethiyle başlamalı. İşçi sınıfı ve emekçi halklar ancak bu iktidara dayanarak burjuva sınıfın, sömürücü sınıfların direnişini kırabilir, ekonomik iktidarını yıkabilirler.

Aynı şekilde vardıkları bir diğer önemli sonuç, Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfının, ezilen halklarının kurtuluşunun ortak mücadeleden geçtiğidir. İdam sehpasında haykırdığı “Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği” sloganı, iki ülke halklarının mücadele birliği düşüncesinin filiz halidir. Deniz’lerin filiz halindeki o düşünceleri bu gün “Birleşik Devrim” biçiminde Halkların Birleşik Devrim Hareketi, HBDH tarafından ete kemiğe büründürülmüştür.

Deniz’lerin ‘Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği’ sloganıyla özetledikleri devrim yolu bu gün HBDH tarafından ‘Birleşik Devrim’ biçiminde bir devrim stratejisine ulaştırılmıştır.

Bütün bunlar bir noktaya işaret ediyor: Deniz’lerin ortaya çıkışları emperyalizme, burjuva sınıfa ve onun politik iktidarına karşı bir savaş ilanı; bildirileri bir devrim programı gibiydi.

Onlar, bu şekilde devrimci sonuçlara varırken hala bu sonuçların kıyısından bile geçemeyen bugünün ‘okumuş’ sosyal reformistleri Deniz’lerin yanında ne kadar zavallı kalıyorlar! Bu çok ‘okumuş’ adamlar devrim ve iktidar dışında ne varsa onun için kendilerini parçalarlarken, devrim ve iktidar hedefini her şeyin başına yerleştiren Deniz’lerin yanında, bir devin ayakları dibindeki böceklere ne kadar benziyorlar.

Deniz’ler Türkiye ve Kürdistan işçi sınıfına, ezilen emekçi halklarına zaferin, gerçek, kesin kurtuluşun yolunu göstermeye devam ediyorlar. İki ülkenin ezilen emekçi halkları ve proletaryası bu yüzden her geçen gün onlara özlem duyuyor; bu yüzden yürek ve bilinçlerinde yaşatıyorlar. Bu yüzden her ‘6 Mayıs’ bir öncekinden daha güçlü geçiyor, yeni yeni güçler mezarlarına akın ediyor.

Deniz’ler genç yaşlarında, kendi tarihsel ve güncel koşullarında buzkıran oldular, yol açtılar, zaferin yolunu gösterdiler. Tarih sahnesine çıktıkları dönemin doğum lekelerini üzerlerinde taşıdılar diye onları eleştirmeye kalkanlar, bunu yapmakla, ne kadar diyalektik düşünce yoksunu olduklarını ortaya koymuş oluyor. Çünkü bir tarihsel hareket ancak kendi tarihsel, siyasal koşulları ve gelişim süreci içinde ele alınıp değerlendirilirse bilimsel sonuçlara ulaşılabilir.

Deniz’lerin göndere çektiği devrim, iktidar ve komünizm bayrağı şimdi iki ülkenin, Türkiye ve Kürdistan devrim güçlerinin eylem ve düşüncelerinde zafere doğru ilerliyor!

04 MAYIS 2018

HBDH – Yürütme Komitesi

DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN

 

 

The post HBDH – Deniz’ler Devrim İçin “Silahlı Mücadele Çağrısıdır appeared first on HALKIN DEVRİMCİ GÜÇLERİ.

]]>
https://halkin-dg.com/devrimci-gucler/hbdh-denizler-devrim-icin-silahli-mucadele-cagrisidir.html/feed 0